
Göçmen Figürü – Thomas Nail
“Kimileri için yer değiştirmek sadece geçici bir ihraçtır; yeni fırsatlar, dinlence ve kâr elde etmek demektir. Bazıları içinse bu hareket tehlikeli ve zorakidir, onların ihraçları çok daha ciddi ve kalıcıdır. Günümüzde çoğu insan göç yelpazesinin ‘elverişsizlik’ ile ‘acizlik’ kutupları arasında bir noktaya düşer. Ancak bu yelpazede yer alan bütün göçmenlerin ortak bir noktası vardır: hareketlilik sonucunda her birinin bölgesel, siyasi, hukuki ya da iktisadi statülerini kaybetmiş olmaları.
Göçmen, doğası gereği hareketli olmasına rağmen, bir tür durağanlıkla tarif edilmeye yatkındır. Hareketlerinden ziyade, şu an bulundukları nokta üzerinden tanımlanırlar. Üstelik bu tanıma dahil bile olamazlar çoğu zaman; özne değil, nesnelerdir: Birilerinin bakış açısından buradan oraya gitmişlerdir, diğerlerinin bakış açısından da oradan buraya gelmişlerdir. Her ikisine göre de göçmen “başarısız bir yurttaş”tır.
Thomas Nail ise Göçmen Figürü adlı kitabında, bu toplumsal kimliği durağınlıkla değil, devinimle tarif ediyor. Kimsenin göçmen doğmadığını, göçmen olunduğunu belirterek bir siyasi özne olarak gördüğü göçmenin felsefi tarihini yazıyor. Ufuk açıcı bir kavramsal çerçeve çizerek cadı avlarından Zapatistalara, toprak parsellemeleri sonucu yersiz yurtsuz kalanlardan barbarlara ve göçmen proletaryaya uzanan bir yelpazede göçmen figürünü bölgesel, siyasi, hukuki ve iktisadi açıdan irdeliyor.
Kitabın tanıtım bölümünden
Künye: Göçmen Figürü, Yazar: Thomas Nail
İletişim Yayınları, 332 Sayfa

Deleuze ve Sinema –Meral Özçınar
İçinde yaşadığımız süreçte filmler felsefi bir hal alırken, felsefe de filmsel bir hale gelmiştir. Bu metin savını desteklemek için filmlerin felsefi bir biçimde nasıl düşünüldüğünü ortaya koymak adına çok sayıda filmi analiz etmiştir. Filmler felsefi biçimde nasıl düşünür? Metin film biçiminde filmlerin nasıl düşündüğünün izini sürerek film felsefesinin örneklerini ortaya koymaktır.
Filmlerle yapılan felsefe salt felsefeden daha iyi ya da daha kötü değildir ancak yeni bir felsefe yapma biçimidir. Deleuze Bazin’in Sinema Nedir? sorusuna artık Felsefe Nedir? diye sormamız gerektiğini söyleyerek farklı bir perspektif önerir. Bu perspektiften baktığımızda filmin felsefe için başka bir gelecek olduğunu söyleyebiliriz.
Kitabın tanıtım bölümünden
Künye: Deleuze ve Sinema, Yazar: Meral Özçınar
Cem Yayınevi, 311 Sayfa

Başa Dönemeyiz – Makbule Aras Evyazi
Okuru karlı bir günde Tahran sokaklarına götüren “Başa Dönemeyiz”, Modern İran Şiiri’nin öncülerinden şair Furuğ Ferruhzad’ı, hayatındaki dört erkeğin gözünden anlatmayı deniyor. Anlatıcının sesiyle Furuğ’un sesinin birbirine eşlik ettiği Makbule Aras Eyvazi’nin bu ilk romanı, iç içe geçen biyografi-belgesel-kurmaca kimliğiyle, “Ataerkil bir toplumda, kadının birey olabilmesi, varoluşunun kenar çizgilerini kendi iradesiyle belirleyebilmesi önünde ne tür uyuşmazlıklar ve çelişkiler baş gösterir?” sorusunu usulca kurcalıyor.
“Zihnimizin dışında işleyen o saat, bedenimizi toprağa doğru eğiyor yalnızca. Ne garip, insan da meyve misali, en olgunluğa ulaştığında toprağa düşüyor, hamken de kekre bir tat bırakıyor ağızda. Belki de o kekre tat var olduğu için olgun meyvenin tadını beğeniyoruz. Zıddıyla anlam kazanıyor her şey.”
Kitabın tanıtım bölümünden
Künye: Başa Dönemeyiz, Yazar: Makbule Aras Evyazi
Yapı Kredi Yayınları, 120 Sayfa










