Connect with us

Makale

Özgüven, gerçekleri olduğu çıplaklığıyla ortaya koymaktır-2

Komünist Parti (KP), mücadele sürecinde ortaya çıktığı için çelişmeli bir birliktir. Çelişme bileşimin toplumsal sınıf ve katmanların düşünce-değer yargılarının taşınmasıyla, bu düşünce ve değer yargılarının farklı versiyonlarda, açık ve örtük varlığını muhafaza etmesi veya felsefi/teorik bağlamın ve toplumsal dokunun dönüşüm ve gelişiminin gerisinde kalanlar ile onu yakalamak isteyenler arasında cereyan eder. Bu, KP’nin monolitik olmadığının, heterojen olduğunun göstergesidir. Anti-hipotik (varsayımsal) yaklaşımlar, KP içi muhalefeti, değişim-gelişimi, bölünmeleri izah edebilecek mesnetler bulamazlar. KP çelişkili birlik olmasaydı; çizgi ve çizgi tezahürsel çelişkiler/farklılıklar bulunmasaydı; tarihi akışta niteliksel gelişim/dönüşümler vuku bulmaz, bölünmeler gerçekleşmezdi. Çelişme sürecin en başından beri yer alır, bunların açık çatışmaya evrilmesinin neticesinde yer değiştirmeleri, ya da birinin diğerini yutması yalnızca zaman sorunudur. Uluslararası Komünist Hareket’in olanca deneyimi, başta SBKP ve ÇKP olmak üzere KP’nin en az iki çizgi ve çizgi tezahürsel farklılıklardan doğmuş, terminolojide “iki çizgi” formülasyonu ve metodolojisiyle tanımlanır. Başka bir ifadeyle bütün partiler; eş-felsefi-teorik bağlama yaslanan farklı politik kesimlerin dar anlamda koalisyonudur da denebilir.

Eş-felsefe-teorik bağlama yaslanılması, teorik lugata referans olmak, tanımlama beyanında bulunmak anlamına gelir. Referans almak ile olgunun tarihsel gerçekliği eşitlenmez; referans almak, doğrultu beyanı mahiyetiyle uyumlanırken; olgunun gerçekliğini, teorik açımlaması, ampirik düzlemde teorinin yeniden ve yeniden üretilme süreci ve de ampirik deneyimin nasıl, hangi metodilizasyonla üretildiğiyle içeriklendirilir. Bunun anlamı; KP içindeki farklı politik çizgilerin hepsinin Marksist olamayacağı, en az iki zıt politik çizgiden birisinin felsefi idealizme dayanması, diğerinin Marksist felsefeye dayanması ya da üçüncü bir çizginin Marksist felsefeyi temsil etmesi geçerli olabilir. Tarihsel parametreleri, devrime behis coğrafyanın  (sosyo-ekonomik) gerçekliğini, yani üretim araçlarının mülkiyetinin/üretim ilişkilerinin sosyo/ekonomik sınıfları ve toplumsal katmanları, maddi-manevi ilişkiler/çelişkiler bütününü yanlış tahlil eden ve bu yanlış üzerine program/strateji ve örgütsel metadoloji oluşturanlar; ne başarılı olabilirler ne de Marksist olabilirler. Bunların felsefi formülasyonları, felsefi idealizmdir, politik çizgileri küçük burjuva sağ ya da sol oportünizmdir. “Bizim felsefi formülasyonumuz Marksistti ama tahlil, program, strateji ve örgütsel metodolojimiz yanlıştı” diyenler ya felsefe ile politika arasındaki ilişkiyi bilmiyor /kavramıyordur ya da geçmişle/kendisiyle hesaplaşma cürretini göstermeyip yanılsamalarla zevahiri kurtarmaya çalışıyordur: Felsefe ve teoride, “o da doğru bu da doğru” biçiminde arabulucu, birleştirici, barıştırıcıl tutumlar sergilenemez. Aynı kural tarih açısından da geçerlidir. Her kimin felsefesinde, felsefi idealizm hâkim renk ise, tarihi doğru okuyup yorumlayamaz. Örneğin, “ÇKP kurulduğu 1921 tarihinden 1978’e kadar Marksist’ti’’ tarih okuması yapılırsa idealize edilmiş statik perspektifle resmi tarih anlayışının handikabına düşülür. ÇKP’de 1921 ile 1935 arasında partinin politik pratiğine/genel politik hattına hâkim olan tek yanlı üretici güçler teorisini esas alan Cen Du Siu kliğidir; sağ oportünist bir kliktir. Aynı durum Mustafa Suphi TKP’sini Marksist değerlendirmekte de görülür. Miras yaratma ve tek başına Enternasyonal’i, Komüntern’i esas alma yaklaşımıyla M. Suphi TKP’si Marksist değerlendirilir. Oysa Suphi TKP’sinin Şefik Hüsnü TKP’sinden ne teorik parametrelerde ne de genel politik hattında esasta bir farklılığı bulunmuyor. Ş. Hüsnü TKP’sinin teori ve politikasına dolayımsız yön veren, hatta politikalarına talimatla yön veren Komüntern’in eleştiriden muaf bırakılması, otoriteye karşı sessizlik, en hafif ifadeyle çekimserlik sonucudur. Altını önemle çizelim, vurgulamaya çalıştığımız nüans, materyalizm ile idealizm arasındaki özsel zıtlıktır; idealizm düşsel/soyut ideallerden hareket eder, materyalizm ise somutluktan, maddi olandan hareket eder. Teorik eğilim pratikten kopuk tek yanlı ele alıştır. Ampirik süreç ve göstergeler teoriyi pratiğe dönüştürür, pratiğe dönüşmeyen teorinin insana etkisi olmadığından geçer akçe etmez.

KP’nin çelişkili birlik oluşu, partinin içinde farklı kanatların olduğu anlamına gelir. Partinin gelişim ve ilerlemesi de bu kanatların fikirsel düzeyde çatışmasıyla olur. Mao’nun belirttiği üzere; “Parti içinde çelişmeler ve bu çelişmeleri çözmek için verilen ideolojik mücadeleler olmasaydı partinin hayatı sona ererdi.” Partide niyetsel olarak çelişmeleri yok saymak gözlerini kapatmakla eşdeğerdir. Parti saflarındaki her kanat yeni farklı fikirlere sahip biçimiyle tanımladığımız her birey; fikirlerini muhafaza ettiği sürece eşyanın tabiatı gereği, fikirlerin mücadelesini yürütecek, fikirlerinin yoğunlaşıp yayılmasının ve hâkim çizgi olmasının gayreti ve yönelimi içerisinde olacaktır. Geçmişte (bugünde) saflarda iki çizgi formülasyonu ve bunun hukuksal boyutları teorik bağlamda doğru açımlanamadığından; farklılıklara, eleştirilere kapalı sosyo-kültürel damarda baskın olduğundan ve de parti resmi çizgisi amaçlaştırılıp kutsallaştırıldığından, bugünkü yeni paradigmayı ve daha ilerisini benimseyen yoldaşların birçoğu tasfiye edildi, mobinge maruz kaldı, tecrit edilip hakaretlere maruz bırakıldı, yükümlülüklerden uzak tutulması yönünde azami çaba gösterildi. Bütün bu engelleme ve taktiklere rağmen Victor Hugo’nun belirttiği üzere, zamanı gelmiş fikirlerin önünde hiç bir şey duramaz. Yeni paradigmanın muzaffer oluşu akşamdan sabahın işi değildir. Kuruluşundan bu yana, TİP’den PDA’ya, PDA’dan Komünist çizgiye aşma –son –başlangıç devrimci diyalektiğini, kendini inkâr etmeyen gelişir perspektifini özümseyen Kaypakkaya’dan referansla Lenin’in  “azalma ya da artma, tekrar anlamında gelişme ölüdür” düsturuyla tedrici gelişmeyi yadsıyıp devrimci diyalektik sıçramayı eas alan komünist çizgiden azimleriyle ve iradeleriyle yürüyen yoldaşlarımızın kararlılığıyla muzaffer olmuştur. Tarih yazılacaksa yalnızca haramilere karşı mücadele etmekle sınırlı kalmayıp saflardaki dogmatik, Ortodaksist indirgemeci ve Marksizmi çarpıtıcı akımlara karşı aforoz ve tecrit pahasına mücadele edenlerle yazılmalı, yazılacaktır.

 

 



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Makale