Connect with us

Editörün Seçtikleri

İncirlik Üssü Kimin?

İncirlik üssü, Kürecik Üssü’yle birlikte düşünüldüğünde; savaş örgütü NATO’nun, emperyalist ABD’nin, Siyonist İsrail’in Ortadoğu’daki askeri stratejisi ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Kürecik’teki erken uyarı sistemi, NATO, ABD ve İsrail’in hizmetindedir. İncirlik ise, bölgedeki operasyon, lojistik ve askeri yığınak merkezidir.

Doğu Akdeniz’deki NATO hava savunma sistemi tarafından füze parçalarının Hatay, Antep ve Adana’ya düşürülmesi ve Kürecik üssüne yerleştirilen Patriotlar üzerine, Milli Savunma Bakanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı. O, “İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Üs Komutanı Türk Tuğgeneralidir” dedi.

Bu açıklama ile İran’a olduğu gibi, Türkiye halklarına mesaj verildi. Faşist Erdoğan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve iktidar ortağı faşist Devlet Bahçeli, koro halinde, bir kez daha “iç cephe”nin tahkim edilmesi ihtiyacına işaret ettiler.

İran’dan ateşlendiği iddia edilen füzelere karşı, İran’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Hükümetin “sert tepkisi” ve “güvenlik endişeleri” kendisine iletildi. Faşist şef Erdoğan ise, üst perdeden Türk burjuva devletinin, “Her türlü saldırıyı püskürtecek ve kendisine uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete sahiptir” açıklaması yaptı. Bu açıklamalarda tehdit var, hem de İncirlik Üssü’nün Körfez ülkelerindeki ABD askeri üslerine benzemediği, “Türk Üssü” olduğu hatırlatması var.

Tabii ki, bu arada Milli Savunma Bakanı, NATO’nun “Türk hava sahası güvenliğini” sağladığını itiraf etti. Ve “milli güvenliğe” yönelik “balistik füze tehlikesi”nin “ortak güvenlik” örgütü NATO Hava Savunma Sistemi tarafından etkisiz hale getirildiğini Türkiye halklarına belirtmiş oldu. Böylece bir yanda “milli savunma”yı savaş örgütü NATO’nun sağladığını söyleyerek Türkiye hava savunma sisteminin bulunmadığı ya da yetersiz kaldığını gizlemeye çalıştı; diğer yanda ise, emperyalist-siyonist savaşa karşı öfke ve tepkinin büyümesini engellemeyi hedefledi.

Antiemperyalist kitlesel mücadelenin yükseldiği bir dönemde, Süleyman Demirel, “Türkiye’de ABD üssü yok, tesisi var” demişti! Bu komik açıklama da halklarımızın ve devrimci hareketin büyüyen tepkisini dindirmek içindi!

Türkiye’de İncirlik üssü, CIA, ABD, 6. Filo ve NATO’yu çağrıştırıyor. Bu, tarihsel mücadele geleneği, toplumsal hafızaya yerleşiktir. “6. Filo defol”, “İncirlik üssü kapatılsın” ve “NATO dağıtılsın” şiarları dillerden düşmedi. Zira, İncirlik üssü Ortadoğu’daki bölgesel savaşlarda, ABD destekli darbelerde, bölgesel operasyonlarda ve Sovyetler Birliği’ne karşı çatışmalarda sürekli kullanılmıştır.

ABD emperyalizmi, dünyanın 80 ülkesinde 750 üsse sahiptir. 150 ülkede 160 bin askeri personeli vardır. Türkiye’de “9 üs ve tesisi”nden söz edilse de ABD’nin “üs ve tesisleri”nin tam sayısının bilinmezliği devam etmektedir.

Adana-İncirlik üssü, 1951 yılında, Türkiye’nin NATO’ya üyeliği sürecinde (NATO’ya üyelik için Kore’ye de asker de gönderilmişti), ABD hava kuvvetleri mühendislik grubu tarafından planlanır ve ABD şirketleri tarafından inşa edilir. Böylece, ABD ve Türkiye’nin kullanımına açılır. NATO operasyonları ve diğer ülkelerin askeri faaliyetlerini de kapsar.

Anlaşmada üs yönetimi, TC Tanker Üs Komutanlığı’nın yanında, ABD’nin 39. Kanat Hava Üssü Komutanlığı tarafından sürdürülür. Her ne kadar mülkiyetin Türkiye’de, üs üzerinde TC’nin etkin olduğu söylense de “ek protokoller”le İncirlik üssü, fiilen ABD ve NATO’nun kontrolü altındadır. Üste ABD’ye ait nükleer silahlar bulunmaktadır. Yaklaşık ABD’nin 2500 askeri personeli yanında, İngiltere, Polonya ve İspanya’nın sınırlı personeli var.

İncirlik Üssü, ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki hakimiyeti ve hegemonyasını sağlamasının ve TC’yi egemenliği altında tutmasının bir aracıdır.  Bugün, NATO ve ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korur ve operasyonal faaliyetlerini yürütür; bölgede hükümet krizleri ve askeri darbelerde kullanılır. “Teröre karşı mücadele” adı altında yerel ya da bölgesel devrimci kalkışmaları bastırmanın savaş aygıtıdır. Dolayısıyla antifaşist, antisömürgeci, cins özgürlükçü antiemperyalist demokratik halk devriminin temel hedefidir.

İncirlik Üssü’nün karşı devrimci emperyalist istihbarat, lojistik sağlama, darbe ve operasyon saldırılarında sabıkası kirlidir. Sadece birkaçını şöyle belirtebiliriz: 1958 Lübnan krizi. ABD, Lübnan’da Cumhurbaşkanı C. Chamoun’un görev süresini uzatmak istemesi üzerine Müslüman ve Hristiyanlar arasında başlayan iç çatışmaya müdahale etti. Lübnan’a İncirlik Üssü’nden asker ve silah gönderdi.  

İncirlik Üssü, 1970 yılında tarihe “Kara Eylül” olarak geçen olayda kullanıldı. Ürdün’de FKÖ ile Ürdün ordusu arasında başlayan çatışmalarda, ABD stratejik çıkarları için Kral Hüseyin’e İncirlik Üssü üzerinden askeri yardım gönderdi. Kara Eylül olayı, Filistinli militanların Ürdün’den çıkarılması sonucunu doğurdu.

ABD, 1990 Körfez savaşında İncirlik Üssü’nü stratejik düzeyde kullandı. Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi üzerine, ABD ve koalisyon güçleri İncirlik Üssü’nü operasyonel bir merkez haline getirdi. Buradan Irak’a hava saldırıları gerçekleşti. Esir alınan Irak pilotları bu üste sorgulandı.

Sovyetler Birliği’ne karşı U-2 krizi; 1960 yılında İncirlik Üssünden kalkan U-2 casus uçağı, 1 Mayıs günü istihbarat toplarken SB hava savunma sistemi tarafından düşürüldü, pilotu casusluk suçlamasıyla yargılandı. Bu olay, SB ve ABD arasında büyük diplomatik krize yol açtı.

2018 yılında, ABD, İngiltere ve Fransa, Esad Suriye’sine yönelik İncirlik Üssü’nü kullandı. İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırısında İncirlik ve Kürecik Üssü İsrail’e balistik füze alarmı ve istihbaratı verdi ve vermeye devam ediyor. Bugün de Türkiye-İran gerilimine yol açmış bulunuyor. Böyle bir askeri üssün “mülkiyeti” Türkiye’de olsa ne fark eder! Kime hizmet ediyor? Önemli olan bu işlevidir.

Dünyada emperyalist askeri üsler, askeri ittifaklar ve anlaşmalar, füze savunma sistemleri ve istihbaratlar “Ortak güvenlik” ve “Stratejik iş birliği” kavramlarıyla meşru, normal ve kabul edilebilir hale getiriliyor. Ancak siyasi, diplomatik ve askeri pratikte bu yapılar ve anlaşmalar, NATO da görüldüğü gibi, çeşitli emperyalist ülkelerin stratejik, siyasi ve iktisadi çıkarlarına hizmet etmektedir. Ortadoğu, Afrika, Balkanlar ve Orta Asya’da bunun pek çok örneği yaşanmıştır.

İncirlik Üssü de “milli”likten ve TC’nin “güvenliği”nden çok, emperyalist güç rekabeti ve hegemonya mücadelesinde, ABD’nin askeri eğitim, lojistik, askeri yığınak ve nükleer silah merkezidir.

İncirlik üssü, Kürecik Üssü’yle birlikte düşünüldüğünde; savaş örgütü NATO’nun, emperyalist ABD’nin, Siyonist İsrail’in Ortadoğu’daki askeri stratejisi ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Kürecik’teki erken uyarı sistemi, NATO, ABD ve İsrail’in hizmetindedir. İncirlik ise, bölgedeki operasyon, lojistik ve askeri yığınak merkezidir. Bu üsler, Türkiye’yi bölgesel gerilim ve savaşların içine çekmektedir.

NATO ya da ABD’nin kurduğu askeri üsler, hava savunma sistemleri ve ürettiği ve konuşlandırdığı füzeler, halkların değil, emperyalistlerin jeostratejik ve jeopolitik çıkarlarına hizmet eder. Onların savaşları, nükleer silah üretimleri, askeri üsleri ve savunma sistemleri halkların ve ezilenlerin güvenlik, istikrar ve savunmaları için değil, emperyalist yağma, azami kar ve hegemonya içindir. Proletarya, halklar ve ezilenlerin devrim ve sosyalizm mücadelesini bastırmak, tasfiye etmek içindir.

Bugün, ABD/İsrail ve İran arasındaki savaş, kapsama alanı bakımından bölgesel düzeyde sürüyor. Devrimci görev, proletarya ve halkların çıkarına politika, her ülkede sömürücü egemen sınıf iktidarlarını yıkmak için devrimci savaşımı büyütmek; ABD ve İsrail savaş saldırganlığını püskürtmek, savaşa ve faşist Molla rejimine karşı mücadele eden İran halklarının yanında yer almaktır.

Kaynak/ETHA



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Editörün Seçtikleri