
Yazar: Zeynep Hayır
“Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler göreceğiz…” (Nazım Hikmet)
Bugün, yalnızca büyük bir şairi değil, bir dönemin vicdanını anıyoruz. Nazım Hikmet, Türk şiirinin yönünü değiştiren, şiiri saraylardan ve seçkin çevrelerden çıkarıp işçilerin, yoksulların, mahpusların ve memleket hasreti çekenlerin diline taşıyan öncü bir isimdi. Onun dizelerinde yalnızca aşk değil; özgürlük, eşitlik, ekmek kavgası ve insanın insanca yaşama özlemi de vardı.
Bedel ödedi. Yıllarını hapishanelerde geçirdi. Kitapları yasaklandı, adı susturulmak istendi. Fakat şiirleri demir kapıları, yüksek duvarları ve sınırları aştı. Çünkü Nazım’ın kalemi yalnızca bir edebiyatçının kalemi değildi; inandığı değerlerden vazgeçmeyen bir insanın kalemiydi. Tavizsizdi. Baskılar karşısında geri adım atmadı. Sürgün yollarına düşse de memleket sevgisini ve mücadeleye olan inancını yitirmedi.
Türk şiirine serbest ölçünün en güçlü örneklerini kazandırırken, aynı zamanda edebiyatın toplumsal sorumluluğunu da yeniden tanımladı. Onun şiirleri yalnızca okunmak için değil, yaşanmak ve değiştirmek için yazılmış gibiydi.
Memleket hasretiyle yaşadı ve tıpkı yıllar sonra sürgünde yaşamını yitiren Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve diğerleri gibi… doğduğu topraklardan uzakta gözlerini hayata kapadı. Ardında ise yalnızca kitaplar değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir direniş mirası bıraktı.
Ben de yıllarını protest müzik içinde geçirmiş biri olarak biliyorum ki bazı sözler yalnızca söylenmez; insanların hayatına karışır, onların yürüyüşüne, bekleyişine, öfkesine ve umuduna eşlik eder. Nazım’ın şiirleri de böyledir. Aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ meydanlarda, fabrikalarda, cezaevlerinde, sürgün yollarında ve daha adil bir dünya düşleyen insanların yüreğinde yaşamaktadır.
Sömürü düzeni varlığını sürdürdüğü sürece, Nazım’ın o güzel günlere dair umudu da yaşamaya devam edecek. Onun şiirlerindeki direngenlik, bugün hâlâ parmaklıkların arkasında, sokaklarda, sürgünde, bedel ödeyerek ama boyun eğmeyerek yaşamı savunan insanların sesinde yankılanıyor. Güzel günlere olan inanç, tıpkı onun dizelerinde olduğu gibi, bir yerlerde yeniden filizleniyor ve umudu büyütmeye devam ediyor.








