Connect with us

Makale

ABD Seçimleri ve Seçim Siyasetinde Sol Uçtan Sağ Uca Savrulan Bob Avakian Çizgisi

Seçimlere katılmayı bile reformculukla suçlayıp damgalayan sol bir çizginin kırılması da elbette keskin ve ideolojik kırılma bazında olur. Sol siyaset cam gibi dağılıp toz-buz olmuştur. HDP’yi bu sol siyasetle damgalayıp öteleyen, dolayısıyla sosyal şoven siyasete saplanan, HDP ile yapılan seçim ittifaklarını düzen içi reformist eğilimler olarak eleştiren keskin sol çizginin bugün düştüğü durum, sol keskinlik kadar keskin bir U dönüşüdür. Alabildiğine sağa yapılan bir U dönüşüdür. Öyle ki, sınıf işbirlikçiliğine uzanan bir siyaset olarak ideolojik savrulmanın en keskin halini resmetmektedir. ABD seçimlerinde sağın sağına kadar savrulan bu sol çizginin söz konusu açıklamadaki bir görüntüsü de Trump’u destekleyen seçmenleri faşist taban olarak damgalayıp bilinçsiz veya manipüle edilmiş kitleleri faşist olarak değerlendirmesinde açığa çıkmaktadır

3 Kasım 2020 günü yapılması beklenen ABD seçimleri daha şimdiden burjuva karakter ve seçimlere özgü burjuva hile ve kirliliklerin koyu gölgesini taşımaktadır. Basın mensupları tarafından ‘‘seçim sonuçlarını kabul edecek misiniz? ‘‘şeklinde Trump’a yöneltilen soruya, Trump’un, ‘‘önce sonuçları görelim ‘‘şeklinde verdiği yanıt seçimlerin taşıdığı ve taşıyacağı koyu gölgeye somut işarettir. Ki, Trump verdiği yanıtla, adeta, ‘‘seçim sonuçları işime gelirse kabul ederim, aleyhime olursa kabul etmem ‘‘demektedir. Bu, başlı başına seçimlerin düzenlenen bir komedi olup belirleyen olmadığını, aksine sermaye ve siyasi nüfuzun hükümran olduğunun itirafıdır. Demokrasi şöleni veya demokrasinin temel kriteri olarak lanse edilen burjuva seçimlerin, gerçek manada halkın iradesini yansıtmadığı, aynı biçimde özgür, bağımsız, demokratik koşullarda gerçekleşmediği ABD seçimleri vesilesiyle bir kez daha doğrulanmış oluyor.

ABD’de yapılacak seçimler, Başkanlık seçimleri ve Kongre seçimleri olmak üzere ikili biçimde gerçekleşiyor. Emperyalist haydut un başkan‘ı seçilmekle birlikte, temsilciler meclisi de seçilmiş olacak. Öte taraftan ABD’deki seçimler esas olarak Demokratlar ve Cumhuriyetçiler olmak üzere iki siyasi oluşum arasında cereyan ediyor. Bu seçimlerde Cumhuriyetçilerin başkan adayı Trump, Demokratların başkan adayı ise Biden’dir. Bu iki başkan adayı arasında yaşanan başkanlık seçimindeki durum Biden lehine gelişmektedir. Kamuoyu araştırmaları Biden’in açık ara önde olduğunu gösteriyor. Ne var ki, seçim sonuçları ve başkanın değişimi konusunda ABD’de ciddi kaygılar ve belirsizlikler sürmektedir. Bu belirsizlik, başkan adaylarının seçimden önceki salı günü televizyon ekranlarında olmak kaydıyla halkın karşısına çıkıp yürütecekleri açık tartışmayla nispeten giderilmiş olacaktır. Adayların bu tartışmadaki performansı biçimsel olarak seçim sonuçlarına yansımaktadır. Ancak buna rağmen seçim sonuçları birçok komplo, hile ve entrikaya açık olmakla birlikte, sermaye ve egemenlerin projelerine başlı değişkenler barındırmaktadır. Ki, bu, seçimlerin derin arkası olarak son tahlilde belirleyici oluyor.

Trump döneminin tipik bir soytarı davranışıyla devlet yönetimi ciddiyetinden uzak basitliklerle, kepazeliklerle ve en önemlisi de ırkçı-faşist saldırganlıklarla, polis terörünün pervasızlığıyla ve hatta beklenmedik uçuk politikalarla ABD devlet geleneklerini zayıflatan ve emperyalist baş aktör prestijini düşüren bir iktidar dönemi olduğu değerlendirilebilir. Özellikle dış politika alanında yaşadığı gerilemelerle emperyalist ABD burjuvazisinin yayılmacı ve hegomonik çıkarlarını iyi temsil edemeyerek puan kaybettiğini de söylemek mümkün. Elbette ABD emperyalizminin geleneksel politikaları da olan, Trup döneminde aleni olarak uygulanan ırkçı-barbar politikalar ve özellikle siyahilere dönük yaşanan pervasız polis katliamlarına dönük gelişen büyük kitle direniş hareketleri de bu dönemde göz ardı edilemez önemli gelişmelerdi. Kitle eylemleri büyük bir devrimci enerjinin varlığına işaret ediyor. Bütün bunların toplamında, Trump başkanlığı ve iktidarının ciddi bir muhalefetle, geniş bir tepkiyle yüz yüze olduğu, dolayısıyla seçimlere büyük bir teşhir olmuşluk ve zayıflamayla gittiği açıktır. Kamuoyu araştırmaları da bunu göstermektedir. Kısacası, Trump iktidarına karşı gelişen kitle hareketleri ve tepki ile, mahkemeye konu olarak başlatılmış olan görevinden azil süreci de büyük bir baskı ve aleyhte durumu izah etmektedir. Trump’ın seçimleri kazanması oldukça zor görünmektedir. Yani seçimleri kaybedeceği mevcut emarelerle iddia edilebilir.

Buna karşın, ne Demokratlar ne de ABD’deki genel muhalefet ve hatta ABD’li devrimci güçler, Trump’ın seçimleri kaybetse de başkanlıktan ve iktidardan ayrılmayacağı kaygısı taşımaktadırlar. Barbar zorbaların ortak yansımasıdır ki, aynı şey coğrafyamızda Erdoğan için dillendirilmektedir. Bu algı ve düşünüş tarzının geniş kitleler açısından anlaşılır bir yanı olsa da devrimci güçler bakımından ideolojik bir kırılmanın yansıması olduğu açıktır.  ‘‘Yenilmez, yenilse de gitmez ‘‘algısı ya da kabulü, objektif olarak iktidara karşı mücadeleyi de anlamsızlaştırmakta, anlamsız görmektedir. Bu tipik bir kırılmadır. Oysa tayin edici olan kitlelerdir. Meşruluğunu yitirmiş, kitle desteğini kaybetmiş hiçbir despot işgal ettiği yerde duramaz, bırakılmaz. Devrimci yoldan gönderilmesi göreli süreçte gündemde olmasa da demokratik sayılan seçim sonuçlarının tanınmaması, tanımayan kişi ya da gücü yasadışılığa düşürerek burjuva meşruluğunu kaybettirir. İçerde kaybettiği kitle desteği ile, kendi yasa ve demokrasilerine aykırılıkla, yani kitlelerin seçimde ortaya koyduğu iradeyi tanımamakla uluslararası alanda meşruluğunu yitirerek en zayıf duruma düşmüş olurlar. Bu durumda hangi güce dayanırsa dayansın gitmekten başka şansları yoktur. Gitmek istemeyecekleri aşikâr ama gitmek zorunda oldukları da diğer bir gerçektir.

Burjuva sistemlerde iktidarların siyasi kaderini sermaye sınıfları belirler

Bunlardan da öteye, başkan veya iktidarın siyasi kaderi, burjuva sistemlerde esas olarak devleti temsil eden büyük sermaye sınıfları tarafından belirlenir. ABD emperyalist burjuvazisi, çıkarlarını temsil edemeyen, bilakis bu çıkarları baltalayan bir başkanı veya iktidarı illa da görevden alma gücüne sahiptir. Büyük sermaye sınıfları istemedikçe Trump’ın başkan olarak kalması, iktidarını sürdürmesi düşünülemez. Bu sadece ABD ve egemen burjuvazisi için değil, genel olarak tüm gerici sınıf sistemleri açısından geçerlidir. Eğer devleti temsil eden sermaye sınıfları Trump’ın iktidarının sürmesini isterlerse, burjuva seçimler usulüyle de olsa bunu sürdürürler. Yok eğer istemezlerse, Trump’da başkası da iktidardan, başkanlıktan alınır, alınması sağlanır.  Koca bir haydutluk sisteminde, Trump’ın tek başına çılgınlıkla, delilikle ya da kendi sermaye grubuyla bu sisteme karşı koyması veya bu sistem sınıflarını teslim alması düşünülemez.

Trump’un seçimleri kaybederek başkanlıktan düşmesi ve iktidarının sonlanması, dünya halkları için de coğrafyamız halkları içinde belirleyici veya temel bir sorun değildir. ABD emperyalist haydutluğu, her dönem ve her başkanı döneminde dünya halklarının baş düşmanlarından olma özelliğini, tüm emperyalist barbarlık, saldırganlık, işgal ve ilhakçı yayılmacı karakterini koruyarak sürdürmüştür. Öncesi dönem ve Obama dönemi buna en yakın tanıktır. Trump dönemi de özünde aynı karakter ve niteliği sürdürmüştür. Kişilik özellikleriyle daha pespaye, daha kontrolsüz, daha soytarı ve daha kaba da olsa, son tahlilde aynı emperyalist damarı, geleneği ve saldırganlığı, aynı sistem ve düzeni sürdürmüştür. Sınıf karakteri ve emperyalist niteliği bakımından olduğu gibi, saldırganlıklar, ırkçılıklar açısından da esasta aynı kulvarda bulunmuştur. Diğer ABD başkanları daha diplomatik, daha sinsi ve daha yumuşak görünümle emperyalist haydutluk sistemini sürdürürken, Trump bunu düşük profilli ve kaba bir sokak edasıyla daha kaba üslup ve tarzla sürdürmüştür. Buna karşın, Trump’ın başkanlıktan düşürülmesi veya seçimleri kaybetmesine dönük tutum politik mücadele bakımından önem taşır. Her emperyalist başkan ve temsiliyet şahsında yürütülen somut mücadele, genel politik mücadelenin bir parçası veya biçimi olarak anlam kazanır. Söylem ve uygulamalarıyla daha açık ve kaba olan bir faşiste başkanlık seçimlerinin kaybettirilmesi, bu pervasızlığa, bu barbarlığa, bu ırkçılığa vb, vs karşı alınan bir tavır veya yürütülen politik mücadele olarak anlam taşır. Trup’ın seçimleri kaybetmesi için çaba gösterilmelidir, bu politik mücadele, demokratik mücadele açısından anlamlı ve anlaşılırdır. Elbette, gerici sınıflar sistemine karşı mücadele daha başka bir şeydir. O, bir devrim sorunudur. Tek tek mücadeleler, demokratik kazanım ve politik mücadeleler bu devrim sürecinin kaçınılmaz parçalarıdır. Siyaset, politik mücadele, taktik politikalar, demokratik mücadele ve kazanımlar bu alanla ilgilenir. Dolayısıyla, somut iktidara karşı mücadele bu mücadelenin bir biçimidir, doğrudan devrim mücadelesi değil, devrim mücadelesine güç katan, soluk açan, geliştiren vb. vs. etkiye sahiptir.

Ancak burada, devrimci siyaset ve tavır açısından mutlaka bir parantez açılmak durumundadır. İktidardaki faşist güruha karşı, ki, iktidardaki klik fiilen baş düşman durumundadır, buna karşı demokratik ve politik mücadele bağlamında özel siyaset ve taktik politikaların izlenmesi, dolayısıyla seçimleri kaybetmesine dönük politikaların yürütülmesi doğrudur. Fakat bu, proleter devrimcileri bir başka faşist düzen partisini, bu partinin adayını destekleme durumuna düşüremez-düşürmemelidir. Erdoğan’ı düşürmeye veya seçimleri kaybetmesine dönük mücadele edip seçimlere katılırken, CHP’yi ya da İyi Parti’yi vb, vs, destekleme durumuna düşemeyiz. Veya Trup’a karşı mücadele ederken ve onun seçimleri kaybetmesi için siyasetler uygulayıp tutum alırken, Biden’i destekleme, yani Cumhuriyetçilere karşı Demokratları destekleme durumuna düşüremez. Eğer düşürürse, bu, burjuva faşist düzen partilerine yedeklenme, onların kuyruğuna takılma, dolayısıyla devrimci tavır ve sınıf tutumundan kopma anlamına gelir. Kuşkusuz ki, bu genel doğruya karşın, çok özgün, çok özel ve açıktan mevcudun çok gerisine düşme tehlikesinin gündemde olduğu istisnai durumlarda belli esnek politikalar izlenebilir. Örneğin, bir rejim değişikliğiyle veya sistem değişikliğiyle çok daha geri bir sisteme-rejime geçmek yüklü bir seçim durumunda, bu özgün durum dikkate alınarak özel politikalar benimsenebilir. Fakat bunda bile, izlenecek tavır-tutum faşist düzen partisi veya adayını destekleme tarzında olamaz. Zira bu, son tahlilde sınıf işbirlikçiliğine uzanır. Yani, Trump’a karşı Biden’in desteklenmesi, doğrudan faşist düzen partisine yedeklenmek ve sınıf işbirlikçi tavra düşmek anlamına gelir. Aynı biçimde, Erdoğan’a karşı, Gül ya da herhangi bir CHP vb. faşist düzen partisinin ya da adayının desteklenmesi de son tahlilde sınıf işbirlikçi bir siyaset olur.

Tam da burada, 3 kasımda yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde, Bob Avakian şahsında Amerika Devrimci Komünist Partisinin aldığı tavır dikkat çekicidir.3 Kasım seçimlerine dönük alınması gereken ve alınan tavır anlamında Bob Avakian’nın açıklaması, Trump’a karşı Biden’in desteklenmesini salık vermektedir. Kuşkusuz ki, bu tavrı belli gerekçelere dayandırmaktadır.

Birkaç kalemde izah edilmeye çalışılan bu gerekçelerin hiçbiri, emperyalist burjuva kıdemlilerden herhangi birini diğerine tercih edip desteklemek için yeterli, ikna edici ve geçerli değildir. Olamaz da. Hiçbir gerekçe, bir faşisti diğerine tercih etmeye, bir emperyalisti diğerine tercih etmeye yetmez. Bir faşisti, bir emperyalisti, bir halk düşmanını, ya da dünya halklarının baş düşmanı bir haydut un tepesine bunların bir temsilcisini getirmeyi öngören ve destekleyen bir siyasetin asla ve asla anlaşılır bir tarafı, bir gerekçesi olamaz. Bu, proleter devrimciler için bir ilke sorunu ve varlık sebeplerini zedeleyen ilkesel, sınıfsal tavır hatasıdır. Kaldı ki, seçimlerde Biden’in desteklenmesi için zorlama olarak sıralanan gerekçeler aslen farklı, yeni, özgün bir durumu da tanıtlamamakta, bilakis klasik emperyalist haydutluğa uygun seyreden özelliklere dayalı gerekçeleri kapsamaktadır. Hangi gerekçe emperyalist aktörlerden birini desteklemeyi gerekli kılmaktadır? Hiçbiri, daha da önemlisi, bunun hiçbir gerekçesi olamaz da! Bob Avakian ve Devrimci Komünist Partisinin mevcut seçim siyasetinde karşı karşıya kaldığımız tavır, sol çizginin bağrındaki sağ çizginin gün yüzüne çıkmasıdır. Hem de en kötü, en kaba bir kuyrukçu, burjuva işbirlikçi tutum anlamında yaşanan ideolojik çöküntü ve kırılma düzeyinde kötüdür.

Bob Avakian-ABD-DKP’nin mevcut seçim tavrı sol çizginin bağrındaki sağ çizginin gün yüzüne çıkmasıdır

ABD emperyalizmi, Demokratların başkanlığı ve iktidarı altında gerçekleştirdiği işgal ve savaş saldırganlıkları, uyguladığı komplo, katliam ve işkenceler, sergilediği haydutluk, başvurduğu ırkçılık ve faşist politikalar, yarattığı kaoslar ve dünya halkları ve mazlum uluslarına yaşattığı acılar unutulabilir nitelikte midir? Ve bunlar Trup döneminden çok daha az veya masum mudur? Trump bunlardan nitel olarak çok farklı bir emperyalist karakteri, bir dönemi mi temsil ediyor? Ve Trump’u başkanlıkta, iktidarda tutan aynı emperyalist haydutlar, aynı sistem, aynı sınıflar, aynı sermaye güçleri değil midir? ‘‘İyi polis, kötü polis ‘‘rolü oynamaktan başka ne fark, hangi temel fark var Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında, Trumpla Obama arasında? Hepsi aynı sistemin, aynı sınıfların, aynı haydutluğu temsilcileri, sürdürücüleri ve aktörleri değil midir? Kimi kime karşı destekleyip başkan yapacağız, halk kitlelerini ezip sömürme mevkiine taşıyacağız, dünya halkları ve mazlum uluslarına katliamlalar ve acılar yaşatmaya getireceğiz veya gelmesini destekleyeceğiz? Evet sayılan gerekçelerden hangisi bunları yapmamıza haklı gerekçe olmaktadır?

Açıklanan bu gerekçelere karşın, Bob Avakian ve dolayısıyla Amerika Devrimci Komünist Partisinin seçimlere katılmayı benimsemesi değil, ama seçimlerde Trump’a karşı Biden’i destekleme tavrı tam bir çöküş ve garabettir. Proleter devrimciler açısından kabul edilemez bir burjuva kuyrukçu tutum, sınıf işbirlikçi bir tavır ve siyasettir.

Seçimlere katılmayı bile reformculukla suçlayıp damgalayan sol bir çizginin kırılması da elbette keskin ve ideolojik kırılma bazında olur. Sol siyaset cam gibi dağılıp toz-buz olmuştur. HDP’yi bu sol siyasetle damgalayıp öteleyen, dolayısıyla sosyal şoven siyasete saplanan, HDP ile yapılan seçim ittifaklarını düzen içi reformist eğilimler olarak eleştiren keskin sol çizginin bugün düştüğü durum, sol keskinlik kadar keskin bir U dönüşüdür. Alabildiğine sağa yapılan bir U dönüşüdür. Öyle ki, sınıf işbirlikçiliğine uzanan bir siyaset olarak ideolojik savrulmanın en keskin halini resmetmektedir. ABD seçimlerinde sağın sağına kadar savrulan bu sol çizginin söz konusu açıklamadaki bir görüntüsü de Trump’u destekleyen seçmenleri faşist taban olarak damgalayıp bilinçsiz veya manipüle edilmiş kitleleri faşist olarak değerlendirmesinde açığa çıkmaktadır.

Kürt siyasi güçlerini, bazı eleştirilebilir politikalarından dolayı emperyalizmin işbirlikçisi, oyuncağı, kuklası olarak eleştiren, Kürt siyasi güçleriyle devrimci ve sosyalist güçler arasında yapılan demokratik ittifakları (seçim ittifaklarını) kuyrukçu, reformist, parlamenterist, legalist vb vs eleştiren bir anlayış ve çizginin, şimdi yapay gerekçelerle emperyalist aktörleri destekleme tavrını izah etmeye çalışması büyük bir acı olsa gerek. Bu tutarsızlık, bu kendinle çatışma, bu hezeyan ve bu eklektizm az rastlanır bir örnektir.

‘‘Revizyonistlerle masaya oturmam, onlarla görüşülecek, konuşulacak bir şey yoktur ‘‘diyen bir anlayış ve çizginin, emperyalist aktörleri destekleme, emperyalistler arası iktidar dalaşında taraf olma, birinin kuyruğuna takılma, destekleme, aynı masada bulunma tercihi kibirli sol çizginin sert kırılması mı, yoksa tarihin bir cilvesi mi? Yoksa, ‘‘… burjuva seçimlerinde, halkın oy kullanmaması gerektiğini savunuruz. ‘‘şeklindeki dogmatik sol siyasetin, daha doğrusu siyasetsizliğin bir ironisi mi? Halkın oy kullanmamasını savunursun ama Biden denilen emperyalist, faşist bir aktörü desteklersin! İşte siyasette hezimet bu. Ve bu siyaset, ilkede sakatlanan, ilkeyi sakatlayan bir siyasettir. Zira özünde sınıf işbirlikçi bir siyasettir.  



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Makale