Stres hafızayı değil, bilgileri birleştirme becerisini zayıflatıyor

Bilim insanları, akut stres yaşayan kişilerin bildikleri bilgileri unutmadığını ancak bu bilgileri yeni deneyimlerle birleştirerek çıkarım yapma becerisinin zayıfladığını belirledi.

2026-07-26 2026-07-26
Stres hafızayı değil, bilgileri birleştirme becerisini zayıflatıyor

Yoğun baskı altında daha önce bildiklerimizden yararlanmak ve farklı bilgiler arasında bağlantı kurmak zorlaşabiliyor. Yeni bir araştırma, stresin hafızayı tamamen silmekten ziyade beynin eski ve yeni bilgileri birleştirme mekanizmasını aksatabileceğini ortaya koydu.

Hamburg Üniversitesi öncülüğündeki uluslararası araştırma ekibi, akut stres altında yeni bir bilgiyle karşılaşan kişilerin, bununla ilişkili eski anıları hipokampusta daha az yeniden etkinleştirdiğini belirledi. Bunun sonucunda beyin, birbiriyle örtüşen olayları ortak bir bütün halinde birleştirmek yerine daha bağımsız anılar olarak sakladı.

Science Advances dergisinde yayımlanan çalışma, stresin özellikle doğrudan öğretilmeyen bir sonuca ulaşma, yani mevcut bilgilerden çıkarım yapma becerisini zayıflattığına işaret etti.

121 sağlıklı yetişkin katıldı

Araştırmaya nörolojik veya psikiyatrik hastalık geçmişi bulunmayan, yaş ortalaması 20’li yaşların ortasında olan 121 sağlıklı yetişkin katıldı. Katılımcıların 60’ı stres, 61’i ise kontrol grubuna ayrıldı.

Deneyin ilk gününde katılımcılardan birbiriyle eşleştirilen görselleri öğrenmeleri istendi. Bu eşleştirmeler araştırmada A-B çiftleri olarak tanımlandı. Örneğin bir yüz görseli belirli bir nesneyle eşleştirildi.

Yaklaşık 24 saat sonra katılımcılara bu kez ilk gün öğrendikleri bilgiyle ortak bir öğe taşıyan yeni görsel çiftleri gösterildi. B-C olarak adlandırılan bu eşleştirmelerde, daha önce öğrenilen B görseli yeni bir C görseliyle bir araya getirildi.

Araştırmacılar daha sonra katılımcıların kendilerine doğrudan birlikte gösterilmeyen A ve C görselleri arasındaki bağlantıyı kurup kuramadığını test etti. Bu tür bir bağlantı, beynin iki ayrı deneyimi birleştirerek yeni bir sonuca ulaşmasını gerektiriyor.

İş görüşmesi ve zihinden hesap testi uygulandı

İkinci gün yeni bilgiler verilmeden önce stres grubundaki katılımcılar, deneysel stres araştırmalarında yaygın olarak kullanılan Trier Sosyal Stres Testi’ne tabi tutuldu.

Katılımcılardan kısa bir hazırlığın ardından bir kurul karşısında neden uygun bir iş adayı olduklarını anlatmaları ve zor zihinsel hesaplamalar yapmaları istendi. Kontrol grubundakiler ise stres yaratmayacak benzer görevleri tamamladı.

Deney sırasında katılımcıların beyin etkinliği fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) yöntemiyle izlendi. Araştırmacılar özellikle hafıza oluşumu, hatırlama ve ilişkili deneyimlerin birleştirilmesinde merkezi rol oynayan hipokampusa odaklandı.

Yeni bilgiyi öğrendiler, ancak bağlantıyı kuramadılar

Araştırmanın sonuçlarına göre stres grubundaki katılımcılar, ikinci gün kendilerine gösterilen B-C çiftlerini kontrol grubundakiler kadar iyi öğrenebildi. Başka bir ifadeyle akut stres, doğrudan sunulan yeni bilgilerin hatırlanmasını belirgin biçimde bozmadı.
Fark, katılımcılardan eski ve yeni bilgiler arasında bağlantı kurmaları istendiğinde ortaya çıktı. Stres altındaki kişiler, A ve C görselleri arasındaki dolaylı ilişkiyi belirlemekte kontrol grubuna göre daha fazla zorlandı.

Beyin görüntülerinde de stres grubunda, B-C çiftleri öğrenilirken ilk gün görülen A öğelerine ait sinirsel örüntülerin hipokampusta daha az yeniden etkinleştiği saptandı. Eski anının daha az yeniden canlandırılması, çıkarım testindeki daha düşük başarıyla doğrudan bağlantılı bulundu.

Beyin anıları birleştirmek yerine ayırdı

Araştırmacılar ayrıca benzer bilgilerin beyinde ne ölçüde ortak bir temsil oluşturduğunu inceleyen bir analiz kullandı. Kontrol grubunda eski ve yeni deneyimlere ait örüntüler birbirine yaklaşarak bütünleşirken, stres grubunda bu örüntüler birbirinden daha farklı hale geldi. Bilim insanlarına göre bu sonuç, akut stres altında hipokampusun örtüşen olayları birleştirmek yerine ayrı deneyimler olarak temsil ettiğini gösteriyor.

Araştırmanın yürütücülerinden Prof. Dr. Lars Schwabe, beynin normal koşullarda yeni bilgileri mevcut anılarla otomatik olarak karşılaştırdığını ve bunları birbirine bağlayarak bilgi birikimi oluşturduğunu belirtti. Schwabe, sonuçların akut stresin hafıza bütünleştirmesinin temel mekanizmalarından birini bozduğuna işaret ettiğini söyledi.

Eğitim ve hukuk alanları için önemli

Araştırmacılara göre bulgular, sınavlar ve yoğun baskı altında gerçekleşen öğrenme süreçleri açısından önem taşıyor. Bir öğrencinin daha önce öğrendiği bilgileri yeni bilgilerle bir araya getirmesi, yalnızca bilgileri ayrı ayrı hatırlamasından farklı bir zihinsel süreç gerektiriyor.

Benzer biçimde iş görüşmeleri veya yoğun çalışma ortamlarında kişiler bildikleri bilgileri hatırlayabilse bile bunları yeni durumlara uygulamakta ve doğru sonuçlara ulaşmakta zorlanabilir.

Araştırma ekibi, bilgilerin yanlış biçimde birleştirilmesinin tanıklıklar ve hukuki kararlar açısından da sonuç doğurabileceğine dikkat çekti. Psikoz ve kaygı bozuklukları gibi bazı ruhsal sorunlarda çıkarım yapma süreçlerinin etkilenmesi nedeniyle bulguların klinik araştırmalar bakımından da önem taşıyabileceği belirtildi.

Kronik stres hakkında sonuç çıkarılamaz

Araştırma, kısa süreli ve laboratuvar ortamında oluşturulan akut stresin etkisini ölçtü. Bu nedenle uzun süreli iş stresi, travma, yoksulluk veya kronik kaygı gibi farklı stres deneyimlerinin beyni aynı biçimde etkilediği söylenemez. Katılımcıların çoğu genç ve sağlıklı yetişkinlerden oluştuğu için sonuçların çocuklara, ileri yaştaki kişilere veya psikiyatrik rahatsızlığı bulunanlara doğrudan uygulanması da mümkün değil. Bulgular ayrıca stres altındaki kişilerin hiçbir şey öğrenemediğini ya da bütün kararlarının yanlış olduğunu göstermiyor. Araştırma, belirli koşullarda eski ve yeni bilgileri birleştirerek dolaylı bir sonuca ulaşma becerisinin zayıflayabildiğini ortaya koyuyor.

Bu habere ilişkin tepkinizi belirtin.

Bunlar da ilginizi çekebilir