
Zeynep Hayır/Almanya
Almanya Federal Meclisi’nde tartışılan yeni yasalar, vatandaşlık hakkı kazanmış kişilerin çeşitli gerekçelerle bu haklarını geri kaybetme riski taşıyor. Geriye dönük geçişler ve mevcut haklar üzerinde ciddi sınırlamalar öngörülüyor.
Geçenlerde Max ve Murat deneyinden bahsetmiştim. Almanya’nın Mannheim Üniversitesi’nde tescil edilmiş bu deneyde, eğitim alanında bile göçmen çocukların yalnızca isimleri nedeniyle nasıl ayrımcılığa maruz kaldığını aktarmıştım.
Bugün ise dikkatleri Almanya Federal Meclisi’nde tartışılan güncel göçmen politikalarına çekmek istiyorum. Mecliste, emeklilik haklarından çifte vatandaşlık süreçlerine ve bazı durumlarda vatandaşlıkların geri alınmasına kadar uzanan ciddi öneriler gündemde. “Terör”, antisemitizm veya aşırıcılık gerekçesiyle vatandaşlık iptali söz konusu olabilir. Ancak bu yasal düzenlemelerde net tanımlar bulunmuyor. Bu nedenle keyfi uygulama riski taşıyor. Eğer bu düzenlemeler yasalaşırsa, sosyal medya paylaşımları üzerinden bile soruşturmalar açılabilir ve vatandaşlık hakları geri alınabilir.
İktidarın göçmen politikası aşırı sağcı bir çizgi izliyor. CDU lideri Friedrich Merz, iktidara gelmeden önce de göçmen karşıtı bir kampanya yürütmüş ve buna dair vaatlerde bulunmuştu. İktidara geldikten sonra en çok uğraştığı konulardan biri de bu oldu. Geçmişte verilmiş sosyal hakları geri almak için adımlar atıyor ve göçmenlerin oluşturduğu sınıfsal çoğunluğa karşı sert bir tutum sergiliyor.
Almanya’da birçok alanda göçmen emeğine ihtiyaç duyulurken, özellikle sağlık gibi sektörlerde nitelikli ve donanımlı göçmen işçiler alınırken ve bu ihtiyacın giderek arttığı bilinirken, iktidar bir yandan göçmen işçilerin emeğini sömürürken diğer yandan haklarını sınırlamayı hedefliyor. Bu ikiyüzlülük, sınıfsal olarak ezilen göçmen ve mülteci topluluklarının yaşamını daha da zorlaştırıyor.
Bürgergeld (iş arayan işsizlere verilen sosyal yardım) uygulamalarında yardımlar sıkı denetime tabi tutuluyor, süreçler uzuyor ve göçmenlere yönelik düzenlemeler daha da sertleşiyor. Almanya’daki güncel ekonomi politikaları ve bütçe tercihleri toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor. Silahlanmaya ve ordunun genişletilmesine ayrılan bütçeler artarken, temel gıda ürünlerinde ve yaşam maliyetlerinde yükselen enflasyon maaşlara yansımıyor; halkın alım gücü düşüyor ve yoksulluk katmanlaşıyor.
Türkiye’de son 10 yılda daha görünür hale gelen ve bugün “shrinkflation” olarak adlandırılan; ambalajlı ürünlerde gramaj ya da miktarın azaltılması uygulaması aslında kapitalizmin eski bir yöntemi. Almanya’da bunun erken örneklerini 1990’ların ortalarından itibaren deneyimlemiştik. O dönem şehirlerin her yanında sigara otomatları vardı ve bu makineler yalnızca belirli bozuk paraları kabul ediyordu. Zam yapmanın bu sistemi bozacağı ve binlerce makinenin değiştirilmesi gibi ek masraflar gerektireceği için, şirketler paket içi sigara sayısını gizlice azaltmayı tercih etmişti. Bu, kapitalizmin “görünmez artırma” taktiğini açıkça gösteriyordu.
Almanya bugün benzer bir “şirinflasyon”u göçmen politikalarında uyguluyor. Hakları görünürde koruyor ama içeriklerini sessizce azaltıyor; sosyal devlet paketini aynı boyutta tutarken içindeki hakları eksiltiyor. Görünmez artırma taktiği diyebileceğimiz bu uygulama, Türkiye’nin bugün deneyimlediği shrinkflation’ın Almanya’daki erken örneklerini hatırlatıyor. Bu durum, kapitalizmin ve onun oluşturduğu tüketim düzeninin coğrafyadan bağımsız, aynı kurallar ve aynı hırslarla işlediğini gösteriyor.
Tüm bu ekonomik ve sosyal baskılar ışığında, iktidarın öncelikleri doğal olarak göçmen karşıtı ve sağcı politikalarla şekilleniyor. Bu politikalar, ülkedeki ekonomik sıkıntıları gölgelemeye hizmet ederken, temel toplumsal sorunların üzerini örtüyor.
Adeta “şirin şirin bir şirinflasyon” uygulayan bu sistem, göçmen emeğini ekonomik olarak sömürmeye devam ediyor; hakları keyfi düzenlemelerle kısıtlıyor ve vatandaşlık statüsünü siyasi bir baskı aracına dönüştürüyor. Bu duruma sessiz kalmak, sadece bugünün değil, yarının göçmenleri ve toplumsal olarak marjinalleştirilmiş kesimleri için de tehlike teşkil ediyor.








