
Newroz bayramı başta Türkiye-Kuzey Kürdistan’da Erdoğan/AKP gerici faşist iktidarının faşist kuşatma ve bütün zorbalığına rağmen ve Ortadoğu başta olmak üzere Avrupa ve dünya’nın yüzlerce merkezinde milyonların coşkulu katılımı ile kutlandı. Demirci Kawa’nın direniş geleneğini kuşanan başta ezilen Kürt ulusu olmak üzere değişik ulus, milliyet, inanç ve cinsiyetlerden milyonlar alanlara çıkarak günümüz Dehak’ları olan emperyalist/kapitalist sistem ve her bir yerdeki bilumum gerici iktidarlarına karşı başkaldırarak ezilenlerin özgürlük ve kurtuluş düşünü muştuladılar.
Faşist kuşatmanın ve zorbalığın bir karabasan gibi hüküm sürdüğü Türkiye-Kuzey Kürdistan’da milyonların meydanlara akarak Newroz halayına durması ve ‘’TC’’nin Efrin işgalini protesto ederek Efrin’i sahiplenmesi günümüz Dehak’ı olan Erdoğan/AKP faşist iktidarına verilmiş en anlamlı cevaptır. 21 Mart 2018 Newroz’u bir kez daha göstermitir ki hiçbir zorbalık, kuşatma ve engelleme halkların görkemli yürüyüşünü ve başkaldırısını durduramamaktadır. İşte bizleri umutlu kılan ve özgür gelecek düşümüzü muştulayan kitlelerin bu devrimci cüreti ve başkaldırısıdır. Yine Newroz dosta da düşmana da bir kez daha göstermiştir ki işgalci, ilhakçı ve sömürgeci egemen güçlerin mazlum Kürt ulusu üzerindeki milli zulmü ve her türlü zorbalığı sökmemiş ve mazlum Kürt ulusu tarihsel haklılığı ve meşruluğuna dayanarak kendi kaderini belirlemeye ve tarih sahnesinde yer almaya devam etmiştir. Çünkü haklı ve meşru olan mazlum Kürt ulusudur, kendi kaderini tayin hakkı gaspedilen mazlum Kürt ulusudur, toprakları işgal ve ilhak edilen mazlum Kürt ulusudur, coğrafyasında postal izleri eksik olmayan, çocukları bombalarla dağlanan mazlum Kürt ulusudur, dolayısı ile haklı ve meşru olan ezilen bir ulusun başkaldırıs ve mücadelesi asla engellenemez. Bu vesile bir kez daha başta mazlum Kürt ulusu olmak üzere tüm Ortadoğu halklarının direniş ve başkaldırı günü olan Newroz’u devrimci coşkumuzla kutluyoruz.
8 Mart ve 21 Mart 2018 Newroz’unun siyasal iradesi ve coşkusuyla giriş yaptığımız bahar süreci toplumsal mücadelede yükselişin ve coşkunun daha da ivme kazandığı bir tarihsel gerçekliği ifade etmektedir. Bu anlamıyla genel toplumsal mücadelenin içerisinde bahar süreci özgün ve özel bir yan içermektedir. 8 Mart emekçi kadınlar gününden 16 Mart Halepçe ve İstanbul Üniversitesi öğrenci katlimına, 21 Mart direniş bayramı olan Newroz’dan 30 Mart Kızıldere direnişine, 24 Nisan komünist/devrimci çıkış ve Ermeni soykırımına, 1 Mayıs’tan 6 Mayıs’a, 13 Mayıs Armenak Bakırcıyan’ın ölümsüzlüğünden 18 Mayıs komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın egemenleri işkencehanalerde stratejik olarak yenilgiye uğratıp hunharca katledilmesine kadar Türkiye-Kuzey Kürdistan’da devrim hareketi açısından tarihsel bir önem arzetmektedir. Ki bu tarihsel stratejik mahiyetinden dolayı yukarıda özet olarak ifade ettiğimiz tarihsel süreçlerin halklarımız açısından önemi ve yeri farklıdır. Bu bağlamda bu tarihsel süreçlerde kitlelerin ilgisi, duyarlılığı ve hassasiyeti özgün bir nitelik barındırır.
Bahar sürecinin bu tarihsel özgün niteliğinden dolayı devrimci ve komünist güçler başta olmak üzere bütün toplumsal dinamiklerin genel toplumsal mücadele ile bağı içerisinde bahar sürecine dönük siyasal poziyonu, hazırlıkları ve biçtiği misyon ayrı bir yer ve özgünlük taşımaktadır. Bu tarihsel süreçlerde ortaya konulan siyasal irade genel toplumsal mücadelenin gelişmesi ve ileriye taşınmasında önemli bir yerde durmaktadır. Bu gerçeklikten ötürü bahar sürecinin bu tarihsel özgün yanına uygun olarak şimdiden planlı, programlı ve hazırlıklı bir mücadele hattı yaratmamız ve bütün güçlerimizi bu muhetvada harekete geçirmemiz tayin edici bir yerde durmaktadır.








