Connect with us

Editörün Seçtikleri

ABD Emperyalizmi Açık Terörizmle Dünyayı Kan Gölüne Çevirmeyi Planlamaktadır!

Bu haydutluk, dünya halkları ve mazlum ulusların üstüne çökmüş bir “karabasan”, tam bir kan emicidir. Çünkü o, savaştan, kan-katliamdan, talan ve tahakkümden beslenir. O, emperyalist gericiliğin en büyük nüfuzunu temsil etme vasfı, en geniş sömürgeci tahakküme sahip olan özelliği, en saldırgan aktörü olma karakteri ve en sistematik katliamcı siciliyle dünya halkları ve mazlum uluslarının katıksız baş düşmanıdır.

Emperyalist dünya gericiliğinin başat ve baskın gücünün ya da dünya jandarmasının ABD emperyalizmi olduğu son gelişmelerle birlikte yeniden teyit edilmiş oldu. Büyük ekonomi olmasının yanında, esasta askeri gücü sayesinde ve bu güce dayalı sömürgeci saldırganlık eylemleriyle ele geçirdiği bu jandarmalık imtiyazını elinde tutmaktadır. Dünya hegemonyasına dayalı bu nüfuzunu pekiştirmek ve emperyalist hasımlarına kabul ettirmek için kanlı kılıcını sallamakta, ısıracak köpek dişlerini göstermektedir…

ABD emperyalizmi tam da Trump profiline denk gelen köhnemiş bir tiranlık, ölçüsüz barbarlık eylemleriyle teyitli bir haydutluk, dört başı mamur bir kıyımcıdır. Bütün dünyanın gözleri önünde büyük bir pervasızlık ve hoyratlıkla sergilediği son saldırganlıklarıyla despotik vahşi yüzünü bir kez daha göstermiştir. Savaş ve çatışmalar kışkırtıp körükleyen, kaos ve felaketler üreten emperyalist gericiliğin belgeli mimarı, baş aktörüdür ABD emperyalizmi. Mevcut durumda, emperyalist-kapitalist kutbun direksiyonu ABD emperyalizminin, ABD emperyalizminin direksiyonu ise değer yoksunu Trump’ın elindedir. İşte dünyanın hali-vakti bu ellerde biçimlenmektedir. Ki yarattığı acı-açlık, kan-katliam ve kaos yetmezmiş gibi, kıtadan kıtaya at koşturan bu kanlı eller, daha büyük felaketler yaratmak üzere görülmemiş bir barbarlık sergilemekte, yoksul dünyanın kaderini kanla yazmaya devam etmektedir. Bu haydutluk, dünya halkları ve mazlum ulusların üstüne çökmüş bir “karabasan”, tam bir kan emicidir. Çünkü o, savaştan, kan-katliamdan, talan ve tahakkümden beslenir. O, emperyalist gericiliğin en büyük nüfuzunu temsil etme vasfı, en geniş sömürgeci tahakküme sahip olan özelliği, en saldırgan aktörü olma karakteri ve en sistematik katliamcı siciliyle dünya halkları ve mazlum uluslarının katıksız baş düşmanıdır.

İşgal, İlhak ve Katliamlarla Yürütülen Sömürgeci Saldırganlık

ABD emperyalizminin suç sicili dünden bugüne uzanan birikimlerle oldukça kabarık bir listeyi oluşturur. İşgal-ilhak katliamlarıyla yürüttüğü sömürgeci saldırganlık, ulus ve halkları savaş kışkırtıcılığıyla birbirine kırdırma, bizzat gerçekleştirdiği kıyımlar, muhtelif ülke devrimlerini kan-katliam ve komplolarla baltalayıp bastırma, Irak’tan Afganistan’a, Küba’dan Filistin’e, Tunus’tan Libya’ya, Suriye’den Venezüella’ya kadar işgalci saldırganlık, savaş kışkırtıcılığı, komplo operasyonları, ambargolar ve ekonomik-siyasi baskı, talancı tahakküm gibi, konseptlerle yürütülen strateji ve projeler bu suç sicilinin sadece bir kısmıdır… Dün “demokrasi ve özgürlük götürme”, “Nükleer santraller ve Atom çalışmalarını engelleme”, “Arap Baharı” safsatası ve “Renkli devrimlerle” “özgürlük götürme” bahaneleriyle işgal-ilhakçı saldırganlık ve kıyımcı yüzünü saklama gereği duyarken, bugün bu maskeye gerek duymadan açık terörizmle bu saldırganlığını sahnelemektedir. Özcesi ABD emperyalizmi açık terörizme geçiş yapmış, terörizmle emperyalist hasımları ve tüm dünyaya küstahça meydan okumaktadır…

Filistin/Gazze’de Siyonist İsrail devletinin cani kıyımlarını alkışlayıp desteklemekle yetinmeyerek yanmış insan etleri ile kanların karıştığı insansızlaştırılmış topraklar üzerine turistik eğlence alanları kurma zırvalığıyla adeta Filistinlilerle/katledilmiş çocuklarla alay eden Trump ve ABD emperyalizmi, dünyanın gözleri önünde gerçekleştirilen katliamlar karşısındaki sessizlikten güç devşirerek pervasızlığını derinleştirdi…

Rusya emperyalizmiyle ittifak ilişkileri içinde, ABD aleyhine Rusya’ya yakın olan Suriye/Esad iktidarı aynı pervasızlığın devamı olarak vesayetçi güçler piyon edilmek suretiyle aslen ve alenen ABD emperyalizmi tarafından yıkıldı. Bu, ABD emperyalizminin Filistin’deki katliam hoyratlığından sonra yelkenlerini doldurduğu ikinci büyük hamle oldu. Ki bu adım, Ukrayna ile savaşta olan Rusya’nın zorunlu ya da karşılıklı emperyal çıkarlar ekseninde Trump’la anlaşarak Esad’ın çatışmadan iktidarı devredip ülkeyi terk etmesi zemininde tipik olarak düzenlenmiş bir kurgunun sahnelenmesini çağrıştırıyordu. Esad iktidarı bırakmak zorunda kaldıktan sonra, Suriye devleti/iktidarı ABD emperyalizminin projesi olan Colani liderliğindeki HTŞ’ye adeta hediye edildi. Savaşları bitirme propagandasıyla algı yönetimini de yürüten Trump, giderek saldırganlıklarını ve girişeceği saldırıları açıktan ifade ederek meşrulaştırdı. Bir taraftan açık terörizme geçiş yapan Trump ve ABD’si, diğer taraftan giriştiği saldırganlıklara eskisi gibi demagojik bahaneler uydurmuyor, yüzüne çektiği maskeyi çıkarıp açık yüzünü göstererek saldırganlığını ilan ediyor…

Rojava Kürtlerine Yönelik İhanet ve Katliam Politikası

Suriye devletinin başına getirdiği Colani ve liderliğindeki HTŞ’yi beklentilerini karşılamayan ya da istediğini yaptırmadığı müttefikleri Rojava Kürtlerine saldırtıp katlettirmekten geri durmadı. Emperyalist ABD’nin bu saldırgan şefi, bu tutumlarından ötürü “öngörülemez, sıra dışı lider” olarak da tanımlandı. Yani ittifaklarını da teğet geçmeyen şuursuz bir saldırganlık ve tüm dünyayı tehdit ederek meydan okuyan açık terörizmi tipik biçimde temsil etmektedir…

Sadece Rojava Kürt müttefiklerine karşı değil, dediğimiz gibi genel olarak müttefiklerine ve hatta tüm dünyaya karşı tehditkâr olup korku salarak, tam bir terörizmle meydan okumaktadır. Danimarka krallığına bağlı özerk bölge olan Grönland’a dönük tehditler ve arsızca satın almak istemesi ya da “bana satmak zorunda kalacaksınız, baskı uygulayarak alacam, dayanamazlar” minvalinde patavatsız sözler sarfetmesi bunun bir örneğidir. Kanada’ya dönük tehditleri, AB ülke liderlerine dönük hakaretleri ve tehditleri, Rusya’ya, Küba’ya, Venezüella’ya, İran’a ve Çin Uygur bölgesine dönük kışkırtıcı girişimleri şahsında Çin ve benzeri ülkelere dönük girişim ve tehditleri müttefik-ittifak-dostları teğet geçmeyen ve tüm dünyayı tehdit eden açık terörizm örnekleridir…

Özellikle Rusya’nın yakın komşu ve ittifakı olan Suriye’ye müdahalede bulunarak kendisine bağlı iktidar kurması ve Uygur bölgesine dönük kışkırtıcı yaklaşım, açıklama ya da müdahaleleri Trump ABD’sinin girdiği yönelimi deşifre etmektedir ki bu, dünya jandarmalığını kabul ettirme ve aynı zamanda yeni bir paylaşım savaşını çağırma girişimleri olarak tarif edilebilir. Rusya-Çin cephesinden büyük veya gerçek bir reaksiyonun gündeme gelmemesi Trump liderliğindeki ABD’yi cesaretlendirip, bu sissiz kalma halini fırsata çevirerek at oynatmasına yol açmaktadır.

Rusya-Çin cephesinde izlenen mevcut “sessizlik” ise alelade olmayıp manidardır. Bu blok, mevcut durumda ABD emperyalizminin giriştiği saldırganlık karşısında, ya onun dünyanın tek jandarması olduğunu kabul etmek ve dolayısıyla ABD karşısında havlu atmak ya da kendilerini sınırlayarak yeni pazarlar ele geçiren bu saldırganlığa karşı bir savaşa girişmekle yüz yüzedir. Bu bloğun (Rusya-Çin eksenli blok), havlu atıp ABD’nin saldırganlığını sindirmesi ve onun dünya jandarmalığını okeylemeleri olağan durumda beklenecek bir tavır değildir. Bu bloğun, ABD’nin giriştiği bu saldırganlıkla dünya ölçeğinde iyice teşhir olmasını bekleyerek uygun koşullar oluştuğunda harekete geçmesi mümkündür. Zira mevcut durumda bile, Trump ve ABD emperyalizmi giriştiği saldırganlık ve açık terörizmle kendisine dönük büyük bir tepki ve karşıtlık yaratmış durumdadır. Bu minvalde ilerleyecek süreç dünya sathında büyük bir ABD karşılığını örgütleyecektir ki Rusya-Çin bloğunun hasıl olmasını beklediği koşullar bunlar olsa da öte yandan da ABD emperyalizmi ve onunla aynı eğilimdeki inginlere emperyalizmi ve Türk egemen sınıfı da mevcut süreç ve gidişatla büyük bir moral ve avantaj biriktiriyor. Trump’un hedeflediği ülkelere yaptığı tehditler, vergi kotaları ve terörist eylemler bunların ellerini ovuşturmasını zevke dönüştürmektedir. Ne var ki Trump ve takipçileri emperyalist ve faşist devletlerin başvurduğu terörizmin dünya halkları nezdinde kabul ve sempati toplamayacağı, bilakis büyük bir öfke biriktireceği söylenebilir…

ABD Emperyalizmi Yalnızca Tek-Tek Ülkelerde Kışkırttığı Çatışma ve Savaşlarla Değil, Yeni Bir Paylaşım Savaşını Kışkırtma Eylemleriyle Tam Bir Savaş Kışkırtıcısıdır

İran’a doğru savaş Filolarını yola çıkarması ABD emperyalizminin savaş kışkırtıcılığının tipik örneğidir. Ki İran’a dönük gerçek bir saldırganlık sergilenip ve orada iktidar değişimine gitme kararlılığında bir sürece girilirse, bu, yeni paylaşım savaşının patlamasına yol açabilir. Zira, ABD emperyalizmi tarafından İran’ın da düşürülmesi Rusya emperyalizminin fersizliğini gözler önüne sererek kanıtlayan bir gelişme olur ki bu ABD emperyalizminin Rusya emperyalizmine karşı açık bir üstünlük kurması demek olur. Rusya emperyalizmi ya İran’ın düşürülmesine müdahale ederek engel olacak ya da sessiz kalarak ABD emperyalizminin dünya otoritesi olduğunu sindirip kabul edecektir; üçüncü bir yol yoktur.

Emperyalist bloklar arası pazar ve hegemonya dalaşı hangi blok lehine gelişirse gelişsin, mevcut saldırganlık süreci dünya halklarına ağır faturalar çıkarıp büyük acılar ve yıkımlar yaratmaya adaydır. Bu durum, dünya halklarında birikmiş olan tepki ve öfkenin patlak vermesine yol açacaktır. Dünya şartları toplumsal hareketlerin patlak vererek sınıf devrimlerinin gelişmesine uygun koşullar yaratmaktadır. İşte emperyalist saldırganlığı ve ABD emperyalizminin açık terörizmini alt edecek tek kuvvet budur! Devrimler birer rastlantı değil, nesnel koşulların siyasi hareketleri koşullamasının ürünü olarak kaçınılmazdırlar. Dünya proletaryası, halkları ve mazlum uluslarının tek kurtuluşu sınıf devrimleridir!…

Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Şubat-2026 tarihli 57. sayısında yayımlanmıştır.



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Editörün Seçtikleri