Connect with us

Emek

Mücadeleci sendikalar: 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağız

Mücadeleci sendikalar, iş cinayetlerine, emek sömürüsüne ve baskı politikalarına karşı 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını vurguladı. “Bugün işçi ve emekçi cephesinde geri adım atacak bir nokta yok. Tüm işçileri, emekçileri, gençleri ve kadınları Taksim’e davet ediyoruz” çağrısı yapıldı.

patika ozel

Yadigar Aygün/İstanbul

1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde mücadeleci sendikalar, iş cinayetlerine,  sermayenin emek sömürüsüne, kadın yoksulluğuna, iş yerlerindeki baskı, mobbing ve tacize, iktidarın baskı politikalarına karşı, tutsak edilen mücadeleci sendikacılar için Taksim’de olacak. 1 Mayıs’a öncesi, kadın işçi ve kadın emekçilerin yaşadıkları sorunları ve 1 Mayıs’ı KATAŞ-SEN Genel Başkanı Şahin Başaraner ve Yapı Yol İş Sendikası Örgütlenme Sorumlusu Ergül Çiçekler ile konuştuk.

Başaraner ve Çiçekler, iktidarın tüm baskı, engelmelere, gözaltı ve tutuklama politikalarına rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını vurguladı.

‘Geleceğimiz ipotek altında ’

KATAŞ-SEN Genel Başkanı Şahin Başaraner, kapitalist sistemin işçilerin, emekçilerin geleceğini ipotek altına aldığını vurguladı. Başaraner, işçi ve emekçilerin yaşadığı geçim zorluğunu ve ekonomik krizi şu sözler ile anlattı: “Bu sistem sadece bugünü tutsak alan, bugünü mahkûm eden ve bugünün sorunlarını yaratan bir sistem değildir. Aynı zamanda geleceği ipotek altına alan, geleceği de sorunlu hâle getiren bir işleyiştir. Çünkü bugün çocukların yeterli protein alamaması, et tüketememesi ve makarna ile ekmekle beslenmek zorunda kalması, onların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu durumun etkileri bilimsel çalışmalarla da ortaya konulmuştur. Bu durumun bir sonucu olarak çocuklarda boy kısalığı ve algı problemleri görülmektedir. Yani sistem sadece bugünü aç bırakmıyor, geleceği de ipotek altına alıyor. Bu nedenle yaşanan krizin faturasını işçilerin ve emekçilerin ödememesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak yıllardır her kriz döneminde bu faturayı işçiler ve emekçiler ödedi, bugün de ödemeye devam ediyoruz.”

‘Mücadeleci sendikacılar tutuklanıyor’

Başaraner, mücadeleci sendikacılara yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalara dikkat çekti. Tutsak edilen mücadeleci sendikacıların derhâl serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Başaraner, “Son yıllarda sendikal alanda belirgin bir ayrışma yaşanıyor. İşbirlikçi sendikal yapıların işçilerden uzaklaştığını görüyoruz. İşçi haklarındaki kayıplara karşı durmak bir yana, bu kayıpların kabullenildiği bir süreç yaşandı. Bu noktada mücadeleci sendikalar daha fazla öne çıkmaya başladı. Mücadeleci sendikacılara yönelik gözaltılar ve tutuklamalar tesadüf değildir. Mücadeleci sendikaların yöneticileri sistemli bir şekilde hedef alınmaktadır. Bu durum, işçi sınıfı içinde karşılık bulan bir mücadelenin bastırılmaya çalışıldığını göstermektedir. Son dönemde farklı sektörlerde yaşanan direnişler ve örgütlenmeler de bu mücadeleci çizginin güçlendiğini ortaya koymaktadır. 1 Mayıs’a giderken tüm tutuklu sendikacıların serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Sendika yöneticilerine, işçi temsilcilerine ve öncülere yönelik baskıların sona ermesini istiyoruz. Ancak bunun yalnızca taleple gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. Hakların kullanılabildiği bir ortam yaratmak için daha güçlü bir mücadele gerekiyor. Bu nedenle daha birleşik, daha kararlı ve daha ısrarcı bir mücadele hattına ihtiyaç var. Hem Taksim’in yeniden 1 Mayıs alanı olması hem de işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleyi büyütmek zorundayız” dedi.

‘Taksim Meydanı mücadele edilerek kazanılabilir’

Başaraner, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na yürüyeceklerinin altını çizdi. Taksim Meydanı’nın mücadele edilerek kazanılacağını belirten Başaraner, şunları söyledi: “1 Mayıs alanı, herkesin bildiği gibi Taksim Meydanı’dır. Taksim İnisiyatifi de bu süreçte kuruldu. Geçen yıl tertip komitesi olarak çağrı yapmıştık. Bu yıl ise daha geniş bir birliktelikle Taksim İnisiyatifi olarak çalışmalarımıza başladık. Buradaki temel sorunumuz, DİSK’in merkezini apar topar Ankara’ya taşıması ve bu süreçte Taksim iradesine sahip çıkmamasıdır. 50. yıl olmasına rağmen hâlâ bu konuda net bir açıklama yapılmamıştır. Taksim İnisiyatifi, bu yıl daha geniş, daha planlı ve daha erken bir şekilde çalışmalarına başladı. Mücadeleci sendikalar olarak, özellikle biz de kendi sendikamızla birlikte bu sürecin içindeyiz. 50. yılında, 1 Mayıs alanı olan Taksim’i yeniden işçilere, emekçilere, gençlere ve kadınlara açmak için çaba göstereceğiz. Taksim üzerindeki yasakların kaldırılmasını istiyoruz. Yasak sürdüğü koşullarda da tüm işçileri, emekçileri, gençleri ve kadınları Taksim’e davet ediyoruz. Anayasa Mahkemesi bu konuda oldukça açık bir karar ortaya koymuştur. Bu karar, Taksim’in yalnızca bir alan olmadığını; işçi sınıfının hafızası, tarihsel birikimi ve geçmişiyle bağı açısından yasaklanamayacağını ifade etmektedir. Biz de bu perspektiften bakıyoruz. Ancak mevcut siyasi iktidarın, sermayenin çıkarlarını önceleyen yaklaşımı nedeniyle bu kararların uygulanmadığını görüyoruz. Geçmişte Taksim’in açıldığını söyleyenler, bugün aynı alanı yasaklamaktadır. Oysa Taksim Meydanı, 2007-2008 yıllarındaki mücadeleler sonucunda yeniden kazanılmıştır. Önümüzdeki süreçte de işçi sınıfının mücadelesiyle tekrar kazanılacaktır.”

Yaşlı inşaat işçileri iş cinayetlerinde katlediliyor

Yapı Yol İş Sendikası Örgütlenme Sorumlusu Ergül Çiçekler, inşaat sektöründeki iş cinayetlerine dikkat çekti. Şantiyelerde iş güvenliği, önlem ve denetim alınmadığını söyledi. Yaşlı inşaat işçilerinin ekonomik nedenlerden dolayı çalışmak zorunda kaldığının altını çizen Ergül, “İnşaat sektörü, iş cinayetlerinin ve iş kazalarının çok olduğu bir sektör. Şantiyelerde iş güvenliği hiçbir şekilde yeterli değil. Neredeyse her gün bir iş cinayeti oluyor. Hiçbir güvenlik önlemi yok, gerçekten yok. İş güvenliği çalışan sayısı da çok az. 50 binin üzerinde inşaat işçisi var. Bunların %35’i sigortasız göçmen işçi. Sigortasız çalışan göçmen işçilerin itiraz etme şansı kalmıyor. Çünkü hemen işlerine son veriliyor ve yerlerine kaçak işçi alınıyor. Ancak biz kesinlikle göçmen işçilerin ya da mülteci arkadaşların çalışmasına karşı değiliz. Sigortasız ve yasal olmayan, haksız ve hukuksuz çalıştırılmalarına karşıyız. Onlar bizim kardeşlerimizdir. İş güvenliği ve çalışma koşullarına gelince bir parantez açmak isterim. En büyük sorunlarımızdan biri şu: Maaşlar bölünerek yatırılıyor ve asgari ücretten gösteriliyor. Emekli olduğumuzda, düşük sigorta gösterildiği için çok az maaş alıyoruz. Neredeyse her ay kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden yaşlı üyelerimizi toprağa veriyoruz. İnşaat sektörü resmî olarak ağır iş sayılmıyor ama aslında ağır bir iştir. Bu nedenle insanlar, 14 bin lira gibi emekli maaşıyla geçinemediği için yaşlarına rağmen inşaatlarda düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor” dedi.

‘Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız’

Ergül, 1 Mayıs alanının Taksim Meydanı olduğunu vurguladı. Ergül, şunları söyledi: “Mücadeleci sendikacıların hedef alınması tesadüf değil. Sistem çoğunlukla işverenlerin ve zenginlerin çıkarına hizmet ediyor. Ancak burada bir ayrım yapmak gerekir: Mücadele eden sendikacılar hedef alınıyor, ‘sarı sendikacılar’ ise hedef alınmıyor. Patronlaşmış sendikacılar da tutuklanmıyor. Onlar da işçilerin emeğinden faydalanarak rahat bir hayat sürüyorlar. Gerçek mücadeleyi veren, işçiden yana olan sendikacılar hedef alınıyor. Bir sendikacıyı tutuklayabilirsiniz, ancak mücadeleyi durduramazsınız. Bir kişi gider, başkası onun yerini alır. Limter-İş Sendikası yöneticilerini bugün tutuklasalar da inşaat işçisi gemiden anlamayabilir ama sendikanın bayrağını taşır. Tutuklanan arkadaşlarımızın sözünü tamamlarız, onların mücadelesini sürdürürüz. Tutuklanan arkadaşlarımızın hepsinin arkasındayız ve yolumuza devam edeceğiz. Onlar bizimle, mücadelemiz sürüyor. İstanbul’da bizim adresimiz Taksim’dir. Bugün işçi ve emekçi cephesinde geri adım atacak bir nokta yok. Esneme şansımız da yok. Vazgeçtiğimiz anda kaybediyoruz. Vazgeçmeden yürümek zorundayız. Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız. Zor günlerden geçiyoruz ama başaracağız. Başka şansımız yok.”



More in Emek