
Yadigar Aygün/ İstanbul
Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yaklaşık 5 aydır A6 boyutunda, kimlik bilgilerinin yer aldığı “Tutsak Kimlik Kartı” uygulaması başlatıldı. Şakran Kadın Hapishanesi’nde tutsak bulunan Tuğçenur Özbay, “tutsak kimlik kartı”nı kabul etmediği için 86 gündür süresiz açlık grevinde. Tutsak kimlik kartı dayatmasını kabul etmediği için 5 aydır Özbay’ın vasisi Emir Karakum, telefon görüşü ve ziyaret görüşü yapamıyor. Özbay’ın vasisi Emir Karakum, Tuğçenur Özbay’ın ve tutsakların yaşadığı hak ihlallerini anlattı.
‘Sağlık durumu her geçen kötüye gidiyor’
Özbay’ın vasisi Emir Karakum, 86 gündür açlık grevinde olan Tuğçenur Özbay’ın sağlık durumunun kötüye gittiğini vurguladı. Karakum, Özbay’ın yaşadığı hak ihallerini şu sözler ile anlattı: “Tuğçenur’un sağlık durumu iyi değil. Açlık grevinin 73. gününde. 56 kiloyla başladığı açlık grevinde 45 kilolara düşmüştü, ağız yaraları mevcuttu fakat bugün 86’ncı günlere geldi, şu an ne kadar kilo kaybettiğini bilmiyoruz. Sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor. Vasisi olarak Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi yasaları açıkça ihlal ediyor. Bu uygulama sağlık hakkını, savunma hakkını, aile hayatını ve haberleşme hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır. Bunun bir yetki aşımı değil, doğrudan doğruya suç olduğunu düşünüyorum. Tam 5 aydır Şakran Kadın Hapishanesi idaresi, tutsak kimlik kartı uygulamasını gerekçe göstererek vasisi olduğum Tuğçe ile görüşmeme engel oluyor. Vasi, sadece bir yakını değil, aynı zamanda hukuki işlemlerini yürütmekle yükümlü olan kişi olmasına rağmen, Şakran Kadın Kapalı Hapishane idaresi yasa dışı uygulamalarına devam etmektedir.”
‘Özel keyfi politikaları hapishanenin neresine gitsen görebiliyorsun’
Karakum, hapishanelerde hak ihlallerin giderek arttığını söyledi. Karakum, “Vasi olarak keyfi görüşünüz engelleniyor. Bu konuda Türkiye’de hapishaneler denilince akla keyfi politikalar ve hak ihlalleri geliyor. Hapishane müdürleri, tutsakların yaşamlarını nasıl kısıtlayabilirim, nasıl yok edebilirim anlayışıyla bakanlık tarafından görevlendiriliyor. Yalnız Tuğçe’nin bulunduğu Şakran Kadın Kapalı Hapishane İdaresi’ni diğer hapishanelerden ayıran bir özellik var. Türkiye’de her hapishanede hak ihlalleri mevcut fakat Şakran Hapishane idaresi derebeyliğini ilan etmiş gibi davranıyor. Geçmiş dönemlerdeki müdürler olsun, şimdiki müdür Aysun Güner olsun yaptıkları politikalarla “ben yaparım, ben bilirim, canım öyle istiyor” diyerek Şakran’da at koşturuyor. Bunu nereden anlıyoruz; hapishaneye girdiğin anda gardiyanların davranışlarından anlıyorsun. Şakran Hapishanesi’ne özgü keyfi politikaları hapishanenin her yerinde görebiliyorsun” diye konuştu.
‘Derebeyliğini ilan etmiş durumda’
Karakum, Şakran Hapishanesi’nde keyfi uygulamaların olduğuna şu sözlerle dikkati çekti: “6 Şubat’ta Tuğçe’nin görüşüne gittiğimde, idareden biriyle görüşmek istediğimi söylediğimde gardiyan, ‘Aramıyorum, canım öyle istiyor’ diyebiliyor. Zaten nedense her görüşe gittiğimizde birinci Müdür Aysun Güner ya yerinde hiç olmuyor ya toplantıda oluyor ya da canı istemiyor. Tutsak yakınları ve milletvekilleriyle görüşmekten çekiniyor. Bu çekilmesini neye bağlıyorsunuz derseniz, suç işlediğini kendi biliyor. Aslında suç işleyen müdürler normalde görüşmek isteyen ailelerle ve vekillerle görüşür. Uygulanan tecrit ve hak ihlalleri konusunda yalanlama yapar, müdürler zaten bunun için vardır hapishanelerde fakat Aysun Güner derebeyliğini ilan etmiş durumda. Kimin ne düşündüğü benim için önemli değil, ‘evet açık açık suç işliyorum, gücü yeten gelsin bu görevden beni alsın’ dediğini düşünüyorum. Şakran Kadın Hapishanesi en alt kademesinden en üst kademesine kadar ‘canım öyle istiyor’ diyerek çalışıyor.”
‘Devrimci tutsaklar onurları için yıllarca mücadele etti’
Karakum, tutsak kimlik kartı uygulamasının tutsakların onurlarını kırmak amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Karakum, tutsak kimlik kartının bir an önce kaldırılması ve Özbay’ın taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Karakum, “Tuğçe’nin ve vasisi ailesi olarak tutsakların onurlarını kırmak için dayatılan tutsak kimlik kartı uygulamasının kaldırılması gerekiyor. Tutsak kimlik kartı uygulaması tutsakların onurlarını kırmak için uygulamaya konulmuştur. Devrimci tutsaklar tarihleri boyunca onurları için mücadele etmiştir. Tuğçe de bugün siyasi kimliklerine yapılan bu saldırıya karşı her geçen gün hücre hücre eriyerek karşılık veriyor. Açlık grevlerinin her aşaması kritiktir. Maalesef kamuoyu, açlık grevi direnişini belli bir güne geldikten sonra gündemine alıyor. Bu bekleyiş, açlık grevi direnişçisinin sağlığında geri dönülmez sonuçlar doğurmaktadır. Son dönemde yapılan kuyu tipi hapishanelere karşı açlık grevlerinde iktidar, siyasi tutsakların taleplerini ölüm aşamasına gelmeden kabul etmiyor. Antalya Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Hüseyin Özen, Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu’nun talepleri kabul edildi fakat Gürkan’ın sağlık durumu kritik, hayati tehlikesi devam ediyor. Bu aşamaya gelmeden taleplerin kabul edilmemesi cinayete teşebbüstür. Şu an Gürkan Antalya Şehir Hastanesi’nde direniyor. Umarım Gürkan’ı yaşatabiliriz” dedi.







