
Hıdır Yıldız-Yadigar Aygün / Dersim
Dersim Belediyesi, deprem ve afetlere karşı daha dirençli bir kent statüsüne ulaşmak için önemli adımlar atmaya devam ediyor. Maraş merkezli depremlerin ardından kurulan afet ve deprem birimi, jeolojik ve jeofizik çalışmalarını yoğun bir şekilde yürüterek, Dersim’in geleceğini daha güvenli kılmayı hedefliyor. Deprem ve Afet Birimi, sismik ve mikrotromör yöntemleri kullanarak kapsamlı saha çalışmalarını gerçekleştiriyor. Bu çalışmaların odak noktasını kent merkezi ile Nazımiye, Ovacık ve Pülümür ilçeleri oluşturuyor.
Yapılan jeofizik analizler sayesinde zayıf zeminler tespit edilerek, gelecekte inşa edilecek yapıların daha güvenilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca, zemin yapı uyumunun sağlanmasıyla da deprem riskinin minimize edilmesi hedefleniyor. Dersim Belediyesi Deprem ve Afet Birimi’nde görev yapan Jeofizik Mühendisleri Derviş Yıldırım, Gönül Gülmez, Songül Gür, Anıl Murat Nas, Haydar Aktaş ve Mehmet Bozan, İmar Müdürlüğü çalışma ekipleri ile birlikte sahada yoğun bir çalışma yürütüyor. Belediye İmar Müdürü Özcan Karadağ ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut ise bu önemli çalışmaları koordine ediyor.
‘Yıkımın önüne geçmek için çaba sarf ediyoruz’
Jeofizik Mühendisi Devriş Yıldırım, Dersim’de yaşanacak olan depreme karşı başlattıkları çalışmaları anlattı. Yıldırım, “6 Şubat depreminde 11 kentimiz etkilendi. Dersim’in de dört tarafı faylar ile çevrili. Bu fayların oluşturacağı en az 7.2 büyüklüğünde depremlerin olması kesin. Depremler, periyodik olarak bir zaman aralığı içinde meyana geliyor. Baktığımız zaman şu an en tehlikeli fay Malatya-Ovacık fayıdır. Bu fayın yaklaşık 2400-2500 yıl tekrarlama periyodu var. Bu periyodun sonuna yaklaştık. Bu deprem olduğu zaman Maraş ve Hatay’da olduğu gibi Dersim’de de yaşanacağı kesin. Dersim’de yaşanacak depremdeki yıkımın önüne geçmek için çaba sarf ediyoruz” dedi.
‘İncelemelerimizi yapıyoruz’
Dersim’de zemin etütlerine başladıklarını söyleyen Yıldırım, “6 Şubat depremin ardından sonra göreve başladık. İlk başta binaları inceledik. Binaların yaşı, donatı durumu, kullanılan beton durumu gibi belirli bir taramalar yapıldı. Binaları gruplandırmaya başladık. Aynı zamanda jeoloji, jeofizik mühendisleri olarak zemin incelemesini yaptık. Zemin etüdüne başladık. Gebze Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Jeofizik Mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut, ile beraber kentin genelinde bir çalışma yaptık. Ovacık, Nazımiye ve Pülümür’de çalışmalar yaptık. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
Türkiye depreme hazır değil
Türkiye’nin depreme karşı hazırlıklı olmadığına dikkati çeken Jeofizik Mühendisi Songül Gür, “Biz deprem birimi olarak 6 mühendis arkadaş çalışıyoruz. Bütün Tunceli’nin jeoliji ve jeofizik haritasını çıkartıyoruz. Ülke olarak hiçbir şekilde depreme hazır değiliz. Ev alırken depreme dayanıklı olup olmadığını sorgulamıyoruz. Evin manzarası, oda sayısı, genişliği, konumu, okula yakın mı değil mi bunları araştırıyoruz ama yaşayacağımız evin depreme dayanıklı olup olmadığını araştırmadan ev satın alıyoruz veya kiralıyoruz” diye belirtti.
Uygun alanlar imara açılmalıdır
Uygun alanların imara açılması gerektiğini belirten Gür, depreme karşı bilinçlenmek gerektiğini söyledi. Gür, “Belediyeye gidip yaşayacağımız evlerin zemin etütlerinin, sondajların yapılıp yapılamadığını, sismik ölçülerin alınıp alınmadığını dere yatağında olup olmadığı, zemin sıvılaşması olup, olmama ihtimali var mı? soruların cevabını almadan bizler ev alıyoruz. Bu nedenle depremlerde çok kayıplar veriyoruz. Bunu önleyebilmenin en güzel yolu uygun alanları imara açmak. Uygun alanları yerleşime açarak, zemin etütleri hazırlayarak, zeminin taşıyabileceği kadar yapı yapmalıyız. Bu şekilde depreme hazırlıklı olabiliriz. Deprem konusunda farkındalığı yüksek bilinçli bir toplum olmak çok önemlidir. Evimizde kesinlikle bir deprem çantası olmalıdır” diye konuştu.

‘Yapı stoklarını inceliyoruz’
İnşaat Mühendisi Haydar Arslan, mevcut yapı stoklarının incelendiğini ve alt yapı çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Arslan, “İşe başladığımızdan itibaren kentin tüm mahallelerinde mevcut yapı stoğunun güncel durumunun belirlenmesine yönelik çalışmalarımız oldu. Alt yapı çalışmalarına destek sunduk. Mevcutta devam eden inşaatların kontrolü aşamasında yapı denetimlerinin kontrolünü sağlıyoruz. Bulduğumuz eksik hatalı imalatların giderilmesine yönelik çalışmalarımız var. Dersim geneli depreme gebe bir bölge. Yakın zamanda bir deprem bekleniyor. Dersim’de ki yapı stoğu incelendiğinde depreme hazır olmadığı belli oldu. Bu şehrin hızlıca bir kentsel dönüşüme, kentsel iyileştirmeye tabi tutulması gerekiyor” dedi.
‘Yaşam alanlarının planlanması için çalışıyoruz’
Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçaoğlu, depremlerde can kaybının ve yıkımları önlenmesi için yerel yönetimlere büyük sorumluluk düştüğünü vurguladı. Maçaoğlu, depreme karşı Dersim’de yaptıkları çalışmaları şu sözler ile anlattı: “Çalışmalarımızı geniş bir rapor olarak ilan edeceğiz. Dünyanın her yerinde depremler oluyor. Bu depremlerinde sonuçları çok ağır oluyor. Bu sonuçların ağır olmasının nedenlerinde biz insanlarında payı var. Gerek yerel yönetimler gerek teknik elemanlar bütün yaşam alanını örgütleyenlerin özellikle eksikleri çok oluyor. Şu anda Dersim’de bölge bölge sondajlar yapıyoruz. Bu yaptığımız sondajlar ile yer altı su seviyesini tespit etmeye çalışıyoruz. Hangi bölgede ne var ne yok onu anlamaya çalışıyoruz. Sismograflar alarak binanın deprem yapısını, röntgenlerini çekiyoruz. Şu anda 250’ye yakın binadan karotlar alındı. Bu karotlarda sorunları tespit etmeye başladık. Bunu da Çevre İklim Değişikliği Bakanlığı’na bildirdik. Kentsel dönüşüm ile birlikte insanların yaşam alanlarının planlanması için çalışıyoruz. 3 ve ay 4 ay sonra en azından merkez için depreme dayanıklı ve depreme dayanıksız diye bir veri sunabileceğiz. Bilim insanları ile diyaloga giriyoruz. Kısa vadede zor ama orta ve uzun vadede Dersim’i depreme dirençli bir kent olma haline getirmek istiyoruz” dedi.












