Connect with us

Perspektif

Devrimci Fiske…

Pis kokular yayan burjuva gerici sınıf sistemi ve iktidarı büyük bir teşhir süreci yaşayarak kitlelerin güvenini yitirecektir. Zaten yönetemez ve yürütülemez durumunda olan faşist iktidar, bu son kirliliği ve kokuşmuşluğuyla iyice teşhir olacak ve amiyane değimle hallaç pamuğu gibi dağılacaktır. Öyle ki, beklenmedik gelişmeler gündeme gelerek önemli siyasi süreçlerin gelişmesine vesile olacaktır. Gerici sınıfların kuvveti kendi suç ve kirliliklerini kapatmaya yetmeyecektir. Toplumsal dinamikler ve gerici sınıfların iç çelişkileri, ifşa edilen ya da olan gerçek yüzlerini gizlemelerine olanak vermemektedir. Bugünkü durum ve şartlar Susurluk dönemi şartlarıyla bir ve aynı değildir. O günkü burjuva dalaş, genel toplumsal durum ve siyasi konjonktür, suçlarını örtbas edip geçiştirmelerine uygundu, bugün bunu yapmanın şartları çok daha zordur. Erdoğan’ın belli ortaklarını tasfiye etmeye dönük bir fırsatçılığı veya tezgahından bahsedilse bile, bu kirlilik ve it ölüsü gibi yaşanan pis kokular Erdoğan’ı da içine alacak, iktidarını sarsacaktır… İtirafçı unsur Erdoğan-AKP/MHP iktidarının sağlam bir destekçisi, gizli ortağı, yasadışı örgütlenme ve gücünün bir unsuruydu. Ondaki yangının iktidarı sarmaması düşünülemez.

Asırları alan mücadele tarihi boyunca komünist ve devrimciler, en ağır bedelleri omuzlama ve tüm yaşamlarını adama pahasına, bilumum gerici sınıfların özel mülkiyete dayalı sistemlerini, baskı ve sömürüye dayalı olan bu sistemlerinin siyasi örgütlenmesi durumundaki devlet ve iktidarlarının kokuşmuş, çürümüş ve kirliliğe batmış köhne karakterini ve insana yabancılaşmış insanlık düşmanı gerçek yüzlerini teşhir ve deşifre ettiler. Komünist ve devrimcilerin bu propaganda ve mücadele gayreti elbette sonuçsuz kalmadı. Ama en genel manada doğru orantılı sonuçlarına ulaşmakta yetersiz kaldı. Evet, komünist ve devrimcilerin bu mücadelesi büyük kazanımlar yaratarak insanlığın özgürleşmesine doğru büyük atılımlar yarattı. Proleter devrim ve yedeği devrimlerin gelişerek büyük alt-üst oluşların yaşanmasına yol açtı. Sosyalist kampın kurulmasına ve dünyanın devrimci ve gerici kamp olmak üzere iki sınıf kampı olarak biçimlenmesine öncü oldu. Toplumların yaşam şartları, refahı ve demokrasi, özgürlük, bağımsızlık gibi standartlarını yükseltti, büyük bir bilinçlenme yarattı. Sınıf bilincini geliştirerek kendiliğinden sınıfı kendisi için sınıf aşamasına taşıdı ve sınıflar mücadelesini gündeme getirerek devrimci değişim sürecini gerçekleştirdi. Kısacası, sınıf örgütlenmesi ve mücadelesini temel alan komünist ve devrimcilerin çabaları,  devrimci sınıfların çalkantılara neden olan uyanış ve mücadeleleriyle sayısız kazanım, büyük ilerlemeler ve devasa sıçramalara yol açtı, yeni bir dünyanın kurulmasını sağlandı.

Ne ki, bu büyük tesir ve nüfuz, dünyayı sarmalayan etkisine karşın dünya coğrafyasının her parçasında gerekli yankıyı bulamadı. En azından pratik sonuçlar bağlamında karşılık bulmadı. Yani, büyük ölçekte devrimlere yol açmakla birlikte, proleter dünya devriminin gerçekleşmesine uzanamadı; yarıda kalmanın ötesinde, gerileme sürecine maruz kaldı. Geçici de olsa örgütsel-siyasi yenilgiler alarak gerileme sürecine girdi ve Sosyalist kamp tasfiye oldu. Olağan koşullarda, komünist ve devrimci teori, söylem ve mücadelenin, bilimsel ve haklı olma niteliği bakımından tüm insanlığı kucaklayarak ve yakaladığı yükseliş ivmesine bağlı olarak da dünya devrimine çıkması gerekirdi. Lakin ne yazık ki, bu olmadı, bilakis yenilgi sürecine girilerek gerilemeler boy gösterdi. Siyasi ve örgütsel bakımdan yaşanan bu tablo ve sonuç, hiç kuşkusuz ki, komünist teori ve devrimci mücadelenin miadını doldurarak tarihe karıştığı, dinamizmini yitirdiği anlamına gelmez. Tam tersine komünist teori ve onun öngördüğü sınıflar mücadelesi aktüel, dinamik bir süreç olurken, bilimsel geçerliliğini de sürdürmektedir.

Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyası bu dünya şartlarından yalıtık kalmamakla birlikte, komünist devrim ve mücadelenin evrensel yankısına uygun ideolojik-teorik-örgütsel yönelim gösterdi. Uzun mücadele yıllarını arkada bırakırken, sınıf devrimini gerçekleştiremese de, bu mücadelede büyük bedeller ödedi, büyük kazanımlar yarattı. Devrim talebi sistematik bir ısrarla mücadele süreci olarak aktüel kaldı, devam ediyor. Bura sınıflar savaşının bilinçli ögesi olan komünist ve devrimciler, gerici sınıfları, sistemlerini, devlet ve iktidarlarını siyasal teşhire tabi tutarken, bu mücadelede ender rastlanır ağır bedeller ödediler. Fakat doğru orantılı sonuçlara, yani bir devrime burada da varamadılar. Kitlelere güven veren bir alternatif örgütlenme ve güce ulaşamadılar. Dünya çapındaki örgütsel-siyasi gerileme sürecine paralel bir gerileme sürecine girdiler.

”Kitleler kendilerine güven veren somut gelişmeler ve somut bir güç görmedikçe gerici sınıflara tavır alıp devrime katılmazlar”

Oysa, gerici sınıflar, sistem ve iktidarları, dünya gericiliğinin bağrındaki tüm bağnazlık ve barbarlıkları, tüm çürümüşlük ve kokuşmuşlukları eksik değil fazlasıyla taşıyor, köhnemiş bir sınıf ve iktidarını temsil ediyordu-etmektedir… Komünist ve devrimciler bu gerici sınıflar gerçekliğini, tüm kirli ve kokuşmuş yüzleri, katliamcı, barbar ve faşist olan insanlık düşmanı karakterlerini uzun yıllar boyunca halklara açıklayıp mücadele ettiler. Buna karşın, geniş toplumsal kitleleri gerici sınıflar ve siyasi partilerinin peşinden sürüklenmesini engelleyemediler. Gerici sınıfların gerçek yüzlerinin kitleler tarafından görülmesini sağlayamadılar. Ya da kitleler bunu görmedi, görmek istemedi. Çünkü, onlarca iktidar ve klik iktidarları değişim süreçleri, yüzlerce katliam, binlerce ölüm, cinayet, en ağır baskılar ve kesintisiz sömürüye yol açtıkları sonuçlar zengin bir tecrübe olarak gözler önündedir; gözler önünde olmasına karşın komünist ve devrimcilerin propaganda ve mücadelesi gerekli kabulü görmemiş, gerekli sonuçlara ulaşmamıştır.

Burjuvazinin sahip olduğu olanaklar çerçevesinde yürüttüğü demagoji ve manipülasyon kitlelerin aldatılması veya yönetilmesinde rol oynadığı gibi, uyguladığı ağır baskı ve faşist şiddet de halk kitlelerini sindirerek sesiz kalmalarına neden olmaktadır. Ancak, komünist ve devrimci güçlerin izlediği siyasetler de kitlelerin gerici sınıflardan kopup devrime gelmelerini sağlayamayan bir başka etmendir. Kitlelerin somut pratikte güven veren gelişme ve güce ihtiyaç duyduklarını unutmamak gerekir ki, anlatımdan ziyade gördüklerine inandıklarını, dolayısıyla komünist ve devrimci propaganda ve mücadelenin somut kazanımlar üzerinden yürütülmesi gerektiği bilince çıkarılmak durumundadır. Evet kitleler gerçekliğe bakar, somut pratiği görür ve ona göre güvenir ya da güvenmez. Bu bağlamda kitlelerin gerici sınıf ve iktidarlarının gerçek yüzünü gördükleri varsayılabilir. Ancak, kitleler kendilerine güven veren somut gelişmeler ve somut bir güç görmedikçe gerici sınıflara tavır alıp devrime katılmazlar.

Bu bağlamda, devrimci mücadelenin somut kazanımlar temelinde, küçükten büyüğe doğru gelişme çizgisini izlemeleri, küçük de olsa kazanımlar ortaya koyup somut ilerlemeler kaydetmesi, benimsenmesi gereken siyaset ve mücadele tarzı olmalıdır. Kitleler güven ister, sağlamcıdır, riske girmez. Devrimin kazanımlarını gördüğünde, güç olup geliştiğini ve güven veren bir alternatif haline geldiğini gördüğünde devrime katılabilirler. Kitleler esasta devrim sürecinde devreye girer, rol oynarlar. Devrim güç haline gelmeden ve güven veren gelişmeler kaydetmeden, bunu somut kazanımlarla kanıtlamadan kitleler devrime akın etmez, en azından tarafsız kalmaya devam eder. Devrimci akımı bilinçli sınıf hareketi, komünist ve devrimciler geliştirirler; kitleler buna belli bir aşamada, yani devrim akımının boy verdiği aşamada katılırlar.

O halde mesele, kitlelerin bilinçlendirilmesine dönük çalışmaları boşlamadan yürütmek kaydıyla, bilinçli sınıf hareketinin kendi örgütlenmesi ve militan kuvvetiyle devrim akımını geliştirip güç haline getirmesine kalmaktadır. Sıkı, disiplinli, bilinçli ve militan bir mücadelenin sergilenmesi komünist ve devrimci güçlerin görevidir. Bunda varlık gösterip güven vermeden kitleler seyirci pozisyonunu esasta bozmazlar. İşçi sınıfının grev ve direnişleri, halkın talan, tahribat ve sömürüye karşı mücadelesi vb. vs. bilinçli sınıf hareketinden tamamen bağımsız değildir. Mücadele dinamikleri ve pratikleri işçi sınıfı ve halk kitlelerinde belli bir bilinç uyandırıp etki göstermektedir. Bugün gelişen direniş ve mücadeleler bundan bağımsız telakki edilemezler. İşte bu zeminin geliştirilerek devrim akımına taşınması bilinçli-örgütlü sınıf hareketinin, yani öncü-önder güçlerin görevi, sorumluluğu ve sergilemeleri gereken yeteneğidir.

”Devrim bugün büyük avantajlara sahiptir”

Devrim bugün büyük avantajlara sahiptir. Devrimci ajitasyon-propaganda ya da argümanlar ve dolayısıyla mücadele, bugünkü gelişmeler tarafından doğrulanarak teyit edilmektedir. Gerici sınıflar ve iktidarlarının gerçek yüzü, tüm karakter ve kirlilikleri, çürümüşlükleri, çetecilikleri, katliamcılıkları ve kokuşmuşluklarıyla köhne örgütlenmeleri tarafından ifşa edilmekte, büyük bir itiraf dizisi sergilenmektedir. Aralarındaki çıkar çatışmasından, birbirilerini tasfiye etme çabasından, rantın paylaşılmasındaki çelişki ve uyumsuzluktan, sınıf karakterlerinin kaçınılmaz açmazından ve bencil çıkarın iç çelişkisinin bir tezahürü olmasından da olsa, birbirilerinin kirli çamaşır ve suçlarını sere serpe ortalığa saçmaktadırlar. Gerici sınıflar ve iktidarlarının temel örgütlenme biçimlerinden biri olan kirli suç ve katliamcı çetelere dayalı yasadışı örgütlenmeleri tarih boyu komünist ve devrimcilerin açıkladığı bir gerçektir. Bugün bu gerçek ilgili kirli suç örgütlenmelerinde yer alan unsurlar tarafından deşifre edilmektedir.

Komünistlerin propaganda ve mücadeleleriyle açıkladıkları bu gerçeklik kitlelerde gerekli karşılığı tam olarak bulmadı. Fakat bugün doğrudan bu örgütlenme ve gerçeklik içinde bulunan unsurlar tarafından yapılan açıklamalar kitlelerde büyük bir yankı uyandırmaktadır. Burjuvazinin iç çelişki ve çatlaklarının devrim tarafından değerlendirilmesi için uygun bir zemin doğmuştur. Ve bu zemin komünist devrimcileri doğrulayarak, kitleler nezdinde inandırıcı ve güven verici bir itibara taşımaktadır. Burjuvazinin bu denli teşhir olması devrimciler için uygun fırsattır. Mücadelenin geliştirilmesi, örgütlenmelerin büyütülmesi ve devrim akımının diriltilmesi için nesnel şartlar uygundur. Değim yerindeyse, bir devrimci fiske bile gerici sınıf iktidarının yerle yeksan edilmesine adeta yeterlidir. Ne ki, nesnel şartlar elverişli olmasına karşın, devrimci fiske vuracak sübjektif şartlar devrim akımını gündemleştirme düzeyinde de olsa hazır, yeterli değildir. Örgütsel ve siyasi güç olarak bu fiskeyi vurma düzeyinde değildir.

O zaman yapılması gereken bellidir; militan devrimci hareketi-siyasi örgüt veya birleşik gücü dinamize ederek sağlam temellere oturtmak acil görevdir. Daha doğrusu, birleşik  mücadele güçleri ve devrimci mücadele birlikleri zemininde mevcut bulunan yapı ve yapıları nitelikli mücadeleler zemininde dizayn ederek harekete geçirmek ve geliştirerek büyütmek bu aciliyetin ve görevin gerçek karşılığıdır. Görev ve sorumluluk acildir. Mevcut örgütsel ve siyasi güç bu acil görevi karşılayacaak yeterlilikte olmayabilir. Fakat bu, acil durum karşısındaki görev ve sorumlulukları ortadan kaldırmaz. Dahası, süreç dinamiktir. Önümüzdeki süreç yaşanan gelişmelerin siyasi sonuçlara ulaşmasına tanıklık edecektir ki, bu süreç belli bir zaman dilimini kapsayacaktır. Dolayısıyla devrimci mücadele güçlerinin bugün olmasa da, devam edecek olan sürece dönük pozisyon alıp örgütsel güçlerini militan mücadelede konumlandırmaya acil önem vermelerini gerektirmektedir. Mevcut durumda küçümsenemez bir irade, bir mücadele ve militanlık sergilenmektedir. Bu tablonun ilerletilerek güçlendirilmesi elzemdir.

”Gerici sınıfların kuvveti kendi suç ve kirliliklerini kapatmaya yetmeyecektir”

Pis kokular yayan burjuva gerici sınıf sistemi ve iktidarı büyük bir teşhir süreci yaşayarak kitlelerin güvenini yitirecektir. Zaten yönetemez ve yürütülemez durumunda olan faşist iktidar, bu son kirliliği ve kokuşmuşluğuyla iyice teşhir olacak ve amiyane değimle hallaç pamuğu gibi dağılacaktır. Öyle ki, beklenmedik gelişmeler gündeme gelerek önemli siyasi süreçlerin gelişmesine vesile olacaktır. Gerici sınıfların kuvveti kendi suç ve kirliliklerini kapatmaya yetmeyecektir. Toplumsal dinamikler ve gerici sınıfların iç çelişkileri, ifşa edilen ya da olan gerçek yüzlerini gizlemelerine olanak vermemektedir. Bugünkü durum ve şartlar Susurluk dönemi şartlarıyla bir ve aynı değildir. O günkü burjuva dalaş, genel toplumsal durum ve siyasi konjonktür, suçlarını örtbas edip geçiştirmelerine uygundu, bugün bunu yapmanın şartları çok daha zordur. Erdoğan’ın belli ortaklarını tasfiye etmeye dönük bir fırsatçılığı veya tezgahından bahsedilse bile, bu kirlilik ve it ölüsü gibi yaşanan pis kokular Erdoğan’ı da içine alacak, iktidarını sarsacaktır… İtirafçı unsur Erdoğan-AKP/MHP iktidarının sağlam bir destekçisi, gizli ortağı, yasadışı örgütlenme ve gücünün bir unsuruydu. Ondaki yangının iktidarı sarmaması düşünülemez.

Sarsıntının siyasi sonuçlarla derinleşmesine ramak kaldı denilebilir. Mafya ve çete devleti cinayetlerden, uyuşturucuya, komplolardan gaspçılığa, yolsuzluktan hukuksuzluğa, rüşvetten yiyiciliğe kadar vb. vs. her türden suç ve kirliliğin kast odağı bir yapı olduğu gözler önüne serilmiştir. Buradan dönüş olanaksızdır. İfşacı unsur pazarlık yapma hesabıyla davranıp buz dağının ucunu göstermekle tedrici bir yol izlese de, ortaya serdikleriyle bu suçlar kastının gerçek yüzünü yeterince ortaya koymuştur. Buz dağının eteklerinden göbeğine doğru ifşa ilerlediğinde ise, asıl ‘‘felaketleri‘‘ yaşanmaya başlanacaktır. Ki, mevcut durum bile, bizim bildiğimiz ama toplum nezdinde görülecek bir ‘‘felaket‘‘ halidir, gerici sınıf ve klik iktidarı için.

Düşman cephedeki gelişmelerle de doğrulanan ve itibar kazanan devrimci güçler ve mücadeleleri, mevcut siyasi şart ve gelişmeler zemininde daha fazla kitle temeli ve desteği bulacaktır. Rüzgar bizden yanadır. Çünkü gerçekler bizden yanadır. Toplum sarsılırken, devrimci güçlerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmede daha fazla sarsılması gerekmektedir. Devrimci dalganın yükseltilmesi için militan mücadeleleri yayarak süreklileştirmenin tam zamanıdır.

”Rüzgar bizden yanadır”

Devrim ve devrimcilik bu düşmanlarına karşı mücadeleye odaklanırken, bencil hırs ve ego peşinde koşan kimi aymazların tasası devrimci dinamikleri zayıflatmaya odaklıdır. Lakin bu, onların küçük-burjuva sığ dünyalarının eseri olarak yaşadıkları kendi talihsizliklerinden ibarettir. Devrime ve devrimcilere çelme takmaya kalkışanlar burjuva yaşama iltihak etmekten ileri gidemeyecektir… Bizim işimiz devrim düşmanlarıyladır. Mücadelemiz bu dokudan feyz alır, almaktadır. İşte 18 Mayıs etkinliklerinin ihtişamı bunun kanıtıdır. Mücadelemizi geliştirecek, devrime yürüyeceğiz. Bunda hiç bir engel tanınmayacak, tanınmaz.   



Mart 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

More in Perspektif