
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, 21 Mart Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü kapsamında Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi binasında basın toplantısı düzenledi. Basın metnini İHD Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı üyesi Ruken Kalın okudu.
21 Mart 1960’ta Güney Afrika’da Apartheid rejimine karşı barışçıl protesto düzenleyen 69 kişinin polis tarafından katledildiğini belirten Kalın, bu katliamın ardından Birleşmiş Milletler (BM) 21 Mart’ı Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü ilan ettiğini anımsattı. Dünyada yaşanan savaş, çatışma ve ekonomik krizlerin milyonlarca insanı yerinden ettiğini ifade eden Ruken Kalın, “BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre bugün dünyada 120 milyona yakın insan zorla yerinden edilmiş durumda ve bu sayının 2026’da 130 milyonu aşması bekleniyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ilk haftalarında milyonlarca insan yerinden edildi. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre İran içinde yaklaşık 3,2 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Lübnan’da da yüz binlerce insan, son verilere göre 700 bine yakın kişi yerinden edilmiş durumda ve sayı hızla artıyor. Ancak göç yolları giderek daha tehlikeli hale gelmektedir. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre son on yılda on binlerce insan göç yollarında hayatını kaybetmiştir. Bu tablo, göç ve sığınma politikalarının insan hakları temelinde ele alınmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.
‘Türkiye’de milyonlarca göçmen ve mülteci var’
Türkiye’nin milyonlarca göçmen ve mülteciye ev sahipliği yaptığının altını çizen Kalın, son dönemde yaşanan olaylardan birkaç örnek, göçmenlere ve farklı kimliklere yönelik ayrımcı tutumların ne kadar ağır sonuçlar doğurduğunu göstergesi olduğunu belirtti. Kalın, “ Mersin’de Irak Kürdistanı vatandaşı bir aile Kürtçe konuştukları gerekçesiyle saldırıya uğradı. Afgan maden işçisi Vezir Mohammad Nourtani öldürüldü ve cesedi yakıldı. İzmir’de Suriyeli bir göçmen anne komşularının saldırısına uğradı. Kayseri’de Suriyeli mültecilere yönelik saldırılar sırasında 17 yaşındaki Ahmet Handan el-Naif hayatını kaybetti. İstanbul’da göçmen işçi Nicolai Palamarcıuc işkence sonucu yaşamını yitirdi. Bu olaylar, ırkçılığın ve ayrımcılığın yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını insan hakları ihlallerine yol açabildiğini göstermektedir” diye belirtti.
Taleplerini dile getiren Kalın, “Irk ayrımcılığıyla mücadeleye ilişkin uluslararası sözleşmeler etkin biçimde uygulanmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 12 No’lu Ek Protokolü onaylanmalıdır. Nefret suçlarına karşı etkili soruşturma ve yargılama mekanizmaları işletilmelidir. Göçmenlerin ve mültecilerin hakları güvence altına alınmalıdır. Eşit, özgür ve birlikte yaşanabilir bir toplum mümkündür. 21 Mart’ı, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı dayanışmanın ve insan haklarını savunmanın günü olarak büyütmeye çağırıyoruz. Savaşlar ve silahlı çatışmalar bugün dünyadaki zorunlu göçün en önemli nedenlerinden biridir; insanlar yaşamlarını korumak için evlerini, şehirlerini ve ülkelerini terk etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle uluslararası toplumu savaşların durdurulması, sivillerin korunması ve insanları yerinden edilmesine yol açan çatışmaların sona erdirilmesi için sorumluluk almaya çağırıyoruz” diye bitirdi.






