
Zeynep Hayır/ Almanya
Kasımın başında Amerika gökyüzünü kısmaya karar verdi. Kırk büyük havalimanında uçuşlar yüzde on azaltılacakmış. Gerekçe kontröllerin yoğunluğu, bütçenin tıkanması, hükümetin kapanması. Ama bu sadece teknik bir önlem değil, bu bir uygarlığın soluğunun daraldığı an. Gökyüzü artık o kadar açık değil.
Bir süredir Amerika’da tuhaf bir sessizlik dolaşıyor. Bankaların cam kulelerinde paranın sesi yankılanmıyor, borsadaki dijital rakamlar hâlâ parlıyor ama o parlaklığın ardında bir sönüş var. Federal hazine FETE adını verdikleri acil desteklerle dev şirketlerin altına para döküyor ama işçiler o parayı sadece uzaktan seyrediyor.
Milyonlarca insanın iş saatleri kısaldı, maaşlar eridi. Artık istatistiklerde görünmeyen bir yorgunluk dolaşıyor sokaklarda. Kimi evinde sessizce bir sandviçle günü bitiriyor, kimi kredi borcuna bakıp sabah kalkmak için neden arıyor. Bu sessizlik refahın değil çözülmenin sesi.
Bankacılık sistemi eski bir tiyatro dekoru gibi dışı ışıltılı içi boş. Faizler tırmanıyor, kredi kanalları daralıyor. Küçük işletmeler nefessiz. Devletin bastığı dolar üretimi değil yalnızca paniği yatıştırıyor.
Amerika dünyaya borcunu büyüme hikâyeleriyle ödemişti, şimdi o hikâyenin cümleleri çözülüyor. Bir uçak kalkmıyor, bir fabrika kapanıyor, bir yazılım devinde bin kişi sessizce e posta alıyor. ‘Pozisyonunuz sona ermiştir.’ Ve bu sırada Trump, toprağın altını kazıyor, cevher arıyor. Altın, gümüş, lityum fark etmiyor. Her şey bir maden olarak görülüyor. Artık toprak bile sermaye listesinde. Toprak açıldıkça hava kapanıyor. Gökyüzü daralıyor, çünkü dünya kâr için kazılıyor.
Savaşların dili yeniden sertleşiyor. Irkçılık küresel bir yangın gibi büyüyor. Sınırlar keskinleşiyor, renkler birbirine düşürülüyor. Sermaye korkuyu yönetmenin yeni yollarını buluyor. İşsizlik artarken nefret çoğalıyor. Yoksullukla birlikte öfke de yönlendiriliyor.
Dünya bu kırılmayı hissediyor. Çünkü Amerika sadece bir ülke değil bir alışkanlık. Dolar ticaretin dili, filmlerin fonu, hayallerin süsüydü. Şimdi bu alışkanlık bozuluyor. Asya’da para birimleri yeniden konuşuluyor. Avrupa kendi enerji sınavına hazırlanıyor. Küresel ekonomi bir aynaydı, şimdi o aynada çatlaklar var. Ama belki de bütün bu çöküşün içinde yeni bir şey filizleniyor. İnsan kriz anında kendini yeniden kurar Belki bu sessizlik yeni bir dilin başlangıcıdır. Belki de gökyüzünün daraltılması toprağa bakmamız gerektiğini hatırlatıyordur.
Sistemler çöker ama hayat hâlâ bir yerde yeşermeye devam eder. Ve belki bir gün gökyüzü yeniden açıldığında uçakların değil insanların birbirine yaklaşabildiği bir dünya kurulur.







