
Alınteri, Devrimci Hareket, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Kaldıraç, Komün, Mücadele Birliği, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Sosyalist Mücadele İnisiyatifi’nin çağrısıyla, “Hindistan’da Kagar Operasyonu Durdurulsun, Katliam Son Bulsun” şiarıyla gerçekleştirilen eyleme Mücadele Birliği, Gençlik Komünleri, Yeni Demokrat Kadın, SGDF, gençlik örgütleri ve çok sayıda kişi katıldı.
Eylemde “Kagar Operasyonu durdurulsun! Stop the Operation Kagar” pankartı açılırken, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Kagar Operasyonu durdurulsun”, “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” ve “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganları atıldı. Basın açıklaması Türkçe ve İngilizce olarak Eray Çıta ve Mihle Kalem tarafından okundu.
Basın açıklamasında konuşan Eray Çıta, Kagar Operasyonu kapsamında gerçekleştirilen saldırıların Hindistan devletinin yıllardır sürdürdüğü sistematik katliamların son halkası olduğunu belirtti. Çıta, bu saldırıların arkasındaki asıl gücün emperyalist devletler olduğunu vurgulayarak, “Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Hindistan’da da faşist devlet, halkın çıkarları temelinde örgütlenen devrimci güçlere ve halka karşı katliamlar gerçekleştirmektedir. Bu katliamların arkasındaki esas güç, ezilen ülkelerin toprağını, ormanlarını, sularını, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ve insan gücünü yağmalayan emperyalistlerdir. Gazze’de, Suriye’de, Türkiye’de yaşananlar Hindistan’da da yaşanmaktadır. Halklara dönük bu saldırganlığı protesto etmek için buradayız” dedi.
Çıta, 18 Kasım’da Hindistan’da tedavi altında bulunan Madvi Hidma’nın 11 yoldaşıyla birlikte esir alındığını ve ardından katledildiğini hatırlatarak, “Kagar Operasyonu kapsamında gerçekleştirilen bu saldırı, Hindistan devletinin yıllardır sürdürdüğü sistematik katliamların son halkasıdır” ifadelerini kullandı.
Devrimci Halk Komiteleri aracılığıyla yoksul halkın su kanallarına kavuştuğunu, eğitim ve sağlık olanaklarının sağlandığını belirten Çıta, Kagar Operasyonu sırasında bu olanakların dağıtıldığını, yıkıldığını ve yok edildiğini söyledi. Çıta, “Madvi Hidma, ondan önce katledilen Maoist hareketin önderi Basavaraj ve tüm Naksalit hareketi, emperyalist talan politikalarına karşı yürütülen haklı mücadelenin temsilcileridir. Adivasi topluluklarının bu harekete sahip çıkmasının nedeni açıktır: Talan edilen onların toprakları, ormanları ve sularıdır; yağmalanan onların yaşam alanlarıdır” diye konuştu.
Kagar Operasyonu’nun Hindistan’daki doğal yaşam alanlarını maden ve sanayi tekellerine açmak amacıyla yürütüldüğünü vurgulayan Çıta, operasyonun doğrudan halk düşmanı bir harekât olduğunu ifade etti. Çıta, Hindistan devletinin “safranlaştırma” politikalarıyla Dalit hareketleri, insan hakları savunucuları, devrimci ve ilerici örgütler, öğrenci ve gençlik hareketleri, gazeteciler, yazarlar, avukatlar, akademisyenler ile Keşmir, Naga, Manipur, Asom ve Bodo gibi ulusal hareketlere karşı kapsamlı bir baskı politikası yürüttüğünü söyledi.
Hindistan Hükûmeti’nin Adivasilerin toprak, orman ve su üzerindeki haklarını sistematik biçimde yok ettiğini belirten Çıta, son yirmi yılda çok sayıda şirketin Chattisgarh hükûmetiyle doğal kaynaklara ilişkin anlaşmalar imzaladığını, bu süreçlerin anayasal güvenceleri ve uluslararası normları ihlal ettiğini ifade etti. 2022–2023 döneminde Chattisgarh’ın maden gelirinin 153 milyon dolar olduğunu hatırlatan Çıta, buna rağmen Adivasilerin hâlâ Hindistan’ın en yoksul toplulukları arasında yer aldığını söyledi.
Hindistan Devleti’nin yargısız infaz, işkence ve ödül politikalarıyla katliamları artırdığını dile getiren Çıta, Bastar Polis Eylem ve Sonuç Raporu’na göre yalnızca 2024 yılında öldürülen kişi sayısının 217’ye yükseldiğini, bu kişilerin büyük bölümünün yerli Adivasiler olduğunu aktardı. Pek çok cenazenin yakılarak yok edildiğini belirten Çıta, bunun işkence ve infaz kanıtlarını gizleme amacı taşıdığını ifade etti.
Faşist Modi rejiminin son 9 yıldır Hindistan’da daha fazla faşizm ve olağanüstü hâl uyguladığını söyleyen Çıta, Keşmir’in özerkliğinin iptal edilmesi, binlerce Müslüman ve Dalit’in hapsedilmesi ve siyasî tutsaklık statüsünün reddedilmesine dikkat çekti.
Çıta, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz, Hindistan halkının adalet, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Tüm dünya halklarını Hindistan’daki katliamlara karşı Hindistanlı devrimcileri sahiplenmeye, emperyalizmin talan ve yağma siyasetine karşı mücadeleye çağırıyoruz.”
Devrimci kurumlar, Hindistan Hükûmeti’ne şu çağrılarda bulundu:
1. Halka karşı işlenen tüm suçlara son verin; yargısız infaz, işkence, keyfî gözaltı ve devlet şiddeti uygulamalarını durdurun.
2. Kagar Operasyonu’na derhal son verin; bağımsız bir soruşturma komisyonu kurarak sorumluları yargı önüne çıkarın.
3. Adivasilerin toprak, orman ve su üzerindeki kolektif haklarını tanıyın; doğal kaynakların tekelci şirketlere devredilmesine son verin.
4. Doğa ve halk için mücadele edenlere siyasî tutsak statüsü tanıyın; hapishane koşullarını iyileştirin ve hasta tutsakları derhal serbest bırakın.
Polis ablukası altında gerçekleştirilen eylem, sloganlarla sona erdi.








