
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sitemi ile birlikte ekonomi yönetiminde de yeni döneme geçildi.
Yeni modelde bakanlık sayısı 16’ya inecek, ekonomi yönetimi ise Sanayi ve Kalkınma Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere üç yapıyla gerçekleştirilecek.
“Daha az bürokrasi, daha hızlı karar alma süreçleri” şeklinde özetlenen yaklaşım çerçevesinde karar alma mekanizmasında daralmaya gidilirken, yeni yapıyla birlikte ekonomide üretim, finansal ve ticari işlerden sorumlu üç bakanlıkla yetki karmaşası yaşanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Öte yandan, ekonomi yönetimindeki yeni yapının alarm veren Türkiye ekonomisini “büyük işler yaparak” yıkımdan kurtarma “vizyonu”nu taşıdığı, ancak bunun için karar mekanizmalarının kamuoyunun ve devlet bürokrasisinin farklı departmanlarının denetiminden kaçırılmasının gerekli görüldüğü anlaşılıyor.
Bütçeyi cumhurbaşkanlığı yapacak
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bugüne kadar Maliye Bakanlığı’nın sorumluluğunda diğer bakanlıklar tarafından hazırlanan bütçeyi artık Cumhurbaşkanlığı hazırlayacak. Cumhurbaşkanlığı’na bağlı “Strateji ve Bütçe Başkanlığı”, bütçe yapımı ve yönetimini yürütecek; mali disiplin ve verimliliği amaçlayacak.
Ayrıca, doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlı çalışacak ve hükümet politikalarına yön verecek Finans, İnsan Kaynakları, Dijital Dönüşüm ve Yatırım Ofisleri kurulacak.
BDDK, EPDK ve SPK özerk kalacak
Erdoğan, beraber çalışacağı bakanları da kendisi atayacak. Bakan olarak atananlar milletvekili olamayacak. Aday gösterilmeyen Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Maliye Bakanı Naci Ağbal, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün yeni yapılanmada yer alabilecekleri belirtilirken, şirket yöneticilerine ve CEO’lara da teklifte bulunulabileceği dile getiriliyor. “Yurtdışından transfer” yapılabileceği bugün yapılan açıklamalarda dile getirildi. Merrill Lynch kökenli Mehmet Şimşek gibi bir isim ya da bir akademisyenin transferi söz konusu olabilir.
Yeni sistemde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Sermaye Piyasası Kurumu (SPK), Rekabet Kurumu gibi üst kurullar ise özerk yapısını koruyacak.
‘Ankara yaklaşımı’ ve yeni yapı
Ekonomi yönetiminde sadeleşme ve bir tür “merkezileşme”ye işaret eden yeni yapı şekil olarak 12 Eylül öncesine benziyor. 1980 sonrasında ayrılan birimler biraz daha farklı bir yapıyla yeniden biraraya getirilmiş oluyor. Ancak eski yapıda hem ekonomide devlet ağırlığı hem de hukuki ve idari altyapı “kamucu” perspektifin baskın olmasını sağlıyordu.
Yeni düzenleme Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hep vurguladığı “şirket gibi” yönetme, kamu kaynaklarının sermaye lehine daha hızlı ve denetime tabi olmadan kullandırılması amaçlarına uygun bir tasarıma denk düşüyor. Aynı zamanda konjonktürel olarak seçim öncesinde hazırlığı yapıldığı belirtilen “Ankara Yaklaşımı” gibi süreçleri kamuoyuna az bilgi vererek yürütmeyi de kolaylaştıracak bir yapı olduğu dikkat çekiyor.
450 milyar doları aşan dış borç ve özel sektörün yüksek döviz borç stokunun önümüzdeki aylarda 100-150 milyar dolara ulaşabilecek bir borç yeniden yapılandırmasını gündeme getirmesi bekleniyor. 2002 yılında “İstanbul Yaklaşımı” olarak adlandırılan sürece benzer bir yapıyla özel sektör şirketlerinin borçlarının erteleme ya da kısmi borç silinmesi gibi uygulamalarla yeniden yapılandırılması gündemde. Uluslararası finans kuruluşları ve bankaların da dahil olacağı ekonomi yönetiminin merkezinde duracağı bir mekanizmanın tasarlanmakta olduğu belirtiliyor.









