Connect with us

Güncel

Gözaltında kaybedilen gazeteci Nazım Babaoğlu’nun akıbeti soruldu

Kayıp yakınları, eylemlerinin 735’inci haftasında gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun akıbeti sordu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” sloganıyla gerçekleştirdikleri eylemin 735’incisini Bağlar ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirdi. Eyleme kayıp yakınları, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun ve İHD Diyarbakır yöneticileri, ile gazeteciler katıldı. Bu haftaki eylemde 12 Mart 1994 tarihinde Urfa’da gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun akıbeti soruldu.

Eylemde ilk olarak konuşan Abdullah Zeytun, Amedspor ve Bursaspor’un oynadığı maça dikkat çekerek, “Maçta açılan pankart ve fotoğrafların insanlığa karşı işlenmiş suçların hala hesap verilememesinin göstergesi olduğunu görüyoruz. Kürtleri toplumsal hafızasında ‘katil’ olarak gördüğü kişilerin hala sahiplenilmesi bu politikaların neticesi olduğunu görüyoruz. Toplumsal barış ve birlik toplumun inançlarına, kültürlerine saygı duymaktan geçiyor. Geçmişle bir hesaplaşma ve yüzleşme olsaydı bu suçlarla özdeşleşen suçlar rahatlıkla gösterilmez ve acı hatıralar hatırlatılmazdı” dedi.

“Mücadelemiz devam edecektir” 

Sonrasında söz alan Nazım Babaoğlu’nun abisi Burhan Babaoğlu, “Kardeşimin bulunması, haklarının savunması mücadelesinde öncülüğünü annelerimiz yaptı. Ben cezaevindeydim çıktım şimdi nöbet sırası bendedir. Kardeşimin fotoğrafını onurla taşıyorum. Bu fotoğraf daima bizim için moral kaynağı olmuştur. Kardeşim katledildi, kimin katlettiği ve neden katlettiğini biliyoruz. Onu katleden üç, beş eşkıya değil bu maşayı elinde tutan düzendir. Düzen değişecek. Sayımız az olabilir ama arkamızda bir tarih var haklıyız, gururluyuz. Sonuna kadar mücadelemiz devam edecektir” şeklinde konuştu.

Nazım’ın kayıp hikâyesini İHD Kayıp Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz okudu. Akdeniz hikâyede şu ifadelere yer verdi:

“1974 yılında Urfa’nın Siverek ilçesinde doğan Nazım Babaoğlu, 1991 yılında Urfa Ticaret Lisesini bitirdikten sonra, 19 yaşında Özgür Gündem Gazetesi’nin Urfa Bürosunda çalışmaya başlamıştır. Nazım Babaoğlu’nun gazeteci olarak çalışmaya başladığı 1992 yılı aynı zamanda Özgür Gündem Gazetesinin yayın hayatına başladığı tarihtir. 1992 yılında gazete çalışanları yaptıkları haberler nedeniyle birçok kez ölüm tehdidi almışlardır. Türkiye’de gazetelere ait büroların bombalandığı, gazetecilerin sokaklarda infaz edildiği karanlık bir dönem yaşanıyordu. Tam da bu süreçte 18 Şubat 1993 tarihinde Özgür Gündem gazetesi Urfa Büro Şefi ve İnsan Hakları Derneği Urfa şubesi yönetim kurulu üyesi Kemal Kılıç da uğradığı silahlı saldırı sonucunda öldürülmüştü.

Özgür Gündem Gazetesi Urfa bürosu çalışanları bölgede devlete bağlı paramiliter güçlerin ve korucuların işlediği iddia edilen birçok suç ile ilgili de haber yayınlamıştır. Bunlardan biri de Bucak Aşiretine mensup dört korucunun Siverek’te görevli bir öğretmenin evini basarak öğretmene ve kız kardeşine cinsel saldırıda bulunduklarına dair hazırladıkları haberdir. Bu haber Özgür Gündem gazetesinde yayınlanınca Urfa Bürosu çalışanlarına yönelik tehditler daha da arttı. Haberin yayınlanmasından sonra; gazetenin etrafında şüpheli kişilerin dolaşmaya başlaması üzerine, gazete çalışanları yedinci kattaki gazete bürosunun pencerelerine demir parmaklık taktırmıştır. Gazete çalışanlarının can güvenliklerinin sağlanmasına dair resmi kurumlara yaptıkları başvurulara cevap verilmez ve hiçbir önlem alınmaz.

“Sedat Bucak’ın evine götürülür” 

12 Mart 1994 sabahı Siverek’teki yerel bir gazetenin çalışanı ve ilçenin Anadolu Ajansı (AA) temsilcisi Murat Yoğunlu, Özgür Gündem Urfa Bürosu’nu telefonla arar. Murat Yoğunlu, gazetenin yetkililerine Siverek’te korucularla ilgili çok önemli bir haber olduğunu ve mutlaka muhabir göndermelerini söyler. Bunun üzerine Nazım Babaoğlu, sözü edilen haberi takip etmek ve Murat Yoğunlu ile buluşmak üzere Siverek ilçesinde bulunan İrfan Matbaası’na gider. Görgü tanıklarının beyanlarına göre; Nazım Babaoğlu, İrfan Matbaası adlı işyerine gittiğinde Bucak Aşireti’ne mensup korucular tarafından zorla dışarı çıkartılarak bir araca bindirilip Sedat Bucak’ın evine götürülür. Nazım Babaoğlu’ndan 12 Mart 1994 tarihinden bu yana bir daha haber alınamaz.

Görgü tanıkları, Sedat Bucak’ın çiftlik evinin altında hücre tipi yerler bulunduğunu ve birçok insanın burada alıkonulduğunu belirtmiştir. Sedat Bucak’ın evinde alıkonulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı kişiler de Nazım Babaoğlu’nu orada görmüş, ona ne sorduklarını ne yaptıklarını duymuşlardı. Nazım Babaoğlu’nun alıkonulduğu günlerde, Urfa’da Hüseyin Taşkaya ve ismi öğrenilemeyen iki kişi daha yine korucular tarafından kaybettirilmişti. Kayıp olan kardeşi Hüseyin Taşkaya’yı ararken Sedat Bucak’ın evinde Nazım’ı gören ve günler sonra gazetedeki resminden tanıyan Aziz Taşkaya, Nazım Babaoğlu’nu gördüğünü ve kim olduğunu sorduğunda, kendisine ‘Bu genç, gazeteci’ cevabı verildiğini aktarır. Aynı evde alıkonulan ve sorgulanıp bırakılan başkaları da Özgür Gündem gazetesine gelerek bildiklerini anlatır.

Nazım Babaoğlu’nun yirmi gün kadar Bucakların elinde sağ olarak kaldığı ve bir araçla Urfa’da gezdirilerek sorgulandığını da görenler olur. Bu duyumlar üzerine davacı olan baba İbrahim Babaoğlu, polisler tarafından gözaltına alınıp tehdit edilir. O da diğer çocuklarını korumak amacıyla ‘Oğlumu kim kaçırdı ben bilmiyorum’ şeklinde ifade verir. Böylelikle soruşturma dosyası kapatılmış olur. Nazım Babaoğlu’nun babası ve annesi de Nazım’ın kaybettirilmesinden bir müddet sonra Sedat Bucak ile görüşür. Görüşmeden yaklaşık bir ay sonra Fırat Nehri’nin kenarında kimliği tespit edilemeyen cansız bir beden bulunur. Olay yerine Nazım Babaoğlu olabilir şüphesiyle gidip araştırmak isteyen aileye izin vermeyen emniyet yetkilileri, bulunan cenazeyi kimlik tespiti yapmadan kimsesizler mezarlığına defneder. Aileye zaman zaman Nazım’la ilgili tanıklar ulaşsa da bu tanıklar resmi kurumlara beyan vermekten çekinir.

Nazım’ın çalışma arkadaşları, ailesi ve o dönemde DEP Urfa İl Başkanı Muhsin Melik’in tüm girişimleri sonuçsuz kalmış; Nazım’ın kaybedilişinden 83 gün sonra ise Urfa şehir merkezinde kontrgerillanın düzenlediği suikast sonucu DEP Urfa İl Başkanı Muhsin Melik de katledilmiştir. Nazım Babaoğlu ile ilgili soruşturma dosyası ise 2014 yılında zamanaşımına uğramıştır. Ailenin tüm başvurularına, tanık beyanlarına rağmen Nazım Babaoğlu dosyasında bir gelişme sağlanmaz. İç hukuk yollarından bir sonuç elde edemeyen aile, dosyayı AİHM’e taşır. Nazım Babaoğlu dosyası halen AİHM’de karar aşamasındadır.

Bizler insan hakları savunucuları olarak yıllardır kayıplarımızın akıbetini sorma ve faillerinin ortaya çıkarılması için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Adalet ve hakikat arayışımız son kaybımız bulana dek devam edecektir.”

Açıklama 1 dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Güncel