Connect with us

Editörün Seçtikleri

Devrimci Kültür ve Ahlak

Kendi doğrularımızı dayatmaktan uzak durarak demokratik tartışma kültürü içinde doğru-yanlış tartışmasıyla hareket etmek tek doğru tutumdur. Ne devrim ne kolektif ve ne de doğru kimsenin tekelinde değildir. Devrimcilik ipotek edilemez.

Devrimci kültür ve ahlakın temel normu sınıflar mücadelesi karşısındaki tutumda vücut bulur, açığa çıkar. Ahlakın ölçüsü sınıf savaşları karşısında takınılan tutum ve alınan tavırdır demek yanlış olmaz. Bu, ezilip sömürülen sınıflara, maruz kaldıkları acılara, ezen egemenlerce reva görülen köleliklerine, nihayetinde yoksul dünyanın özgürlük/kurtuluş mücadelesine karşı taşınan sorumluluktur. Ahlaki tutum ve sorumluluk sadece bireyler açısından mütalaa edilemez; bilakis siyasi kurum ve partiler açısından çok daha keskin bir önemi içinde barındırır. Ki, bu sorumluluk, aslen sınıf bilinci, tavrı ve tutumuyla doğru orantılıdır. Marks’ın, ‘’Her şeyin başı dürüstlüktür’’ sözü, ahlaki tutumun önemini çıplak biçimde ortaya koyar…

Dost/dostluk kavramı alelade bir kavram değildir. Bilakis sosyal-siyasi bir anlam taşır; bu içeriğiyle sınıf farklılığı ve ayrışımına göre tarif bulur. En özlü ifadeyle, devrimden menfaati olan devrimci sınıf ve halk katmanları içinde bulunan kesimler dost kavramına girerler. Sınıf mücadelesi zemininde, dostlarımızla birlik olup düşmanlarımıza karşı savaşırız. Dolayısıyla, dost kategorisine giren sosyalizm ve halk güçlerinin gelişmesini/güçlenmesini istemeyen, gelişmesinden yana olmayan ve buna uygun davranmayan bir tutum ve zihniyet, devrimci etikten yoksun olduğu kadar, devrimci kültüre de yabancıdır.

Her sınıf fikri, ahlakı ve kültürü, her karşıtlık gibi, her devrimci gelişme de birbirini etkiler. Hiçbir gelişme çevresinden veya bağlaşıklarından tecrit değil, onlarla doğrudan ve dolaylı olarak etkileşim içindedir. O halde, hangi coğrafyaya, hangi harekete ve kime ait olursa olsun, her devrimci gelişme iyidir, bizimdir, bize aittir. Devrimci kültür ve ahlak bunu gerektirir, bu bilinçle hareket etmeyi emreder…

Sınıf ve devrimci sınıflar gibi, devrim de evrensel nitelik taşır. Devrimlerin birbirine kayıtsız kalması düşünülemez. Diyalektik süreç ve çelişkinin evrensellik ilkesi bu bağı ve bağlaşıklığı kaçınılmaz kılar. Muhtelif bir parça devrimi öteki parça devrimini etkiler, tetikler, geliştirir veya gelişmesine vesile olur. Devrimci hareketin dünya çapında gelişmesi, ülke devrimci hareketinin gelişmesinde kesin bir rol oynar. Ülke devriminin gelişmesi de dünyadaki diğer parça devrimlerini etkiler. Bunun gibi, ülke içindeki devrimci hareketi de her bileşenini etkiler, destekler, geliştirir. Aynı zamanda bir bileşenindeki gelişme de devrimci hareketi veya diğer bileşenleri etkiler. Dolayısıyla, her devrimci gelişme, devrimci hareketin tümüne aittir; devrimci hareketin ve devrimci sınıfların doğrudan devrimin yararınadır. Ortak düşmana karşı mücadele dinamikleri ne kadar fazla ve ne kadar güçlüyse, mücadele o kadar güçlü, devrimin gelişmesi o kadar dinamiktir. Bu bilinç edinilmesi gereken ve unutulmaması gerekendir, ki bu bilinç aynı zamanda dar grupçu ve dar anlayışın panzehridir…

Devrim perspektifi farklılıklar barındırır. Bu, toplumdaki sınıf ve sınıf katmanlarından beslendiği kadar, eşitsiz gelişme yasası, koşulların tahlil ve yorumlanması, en önemlisi de ideolojik-teorik kavrayıştaki farklılıkların tabii sonucu ve ürünüdür. Lakin, ideolojik-teorik doğrultudan beslenen devrim perspektiflerindeki farklılıklara karşın, bir dizi demokratik ve devrimci mücadele görevinde asgari bir ortaklık reddedilemez bir gerçektir ki bu zeminde ortak hareket ve çalışma olanakları mevcuttur ve güçlü olarak vardır…

Devrimin dostları ile düşmanlarını iyi tespit etmek ve ayrıştırmak her devrimin temel sorunu olarak önem taşır ve devrimin gelişmesinde tayin edici rol oynar. Ortak düşmana karşı devrimin dostlarıyla ortak mücadele etmek, devrimin gelişmesinin en etkili silahlarındandır. Daha keskin olan bilinç şu olmalıdır ki, devrim de dahil tüm devrim sürecinde tek ve yalnız biz olmayacağız; tanımlanmış ölçülerde tarif ettiğimiz halk sınıf ve katmanlarından ittifaklarımız, müttefiklerimiz ve dostlarımızla birlikte olacağız! Devrimin gelişmesi ve mümkün olması bizzat buna bağlıdır, bunun dışında bir devrim tasavvur edilemez! Aksi rota, halk sınıf ve katmanlarından güçleri devrimin karşısına koyarak karşı-devrime iten kaba sekter, dağıtıcı ve yıkıcı bir anlayıştır. Bu anlayışın devrime gitmesi olanaksızdır. Halka veya halkın bir kesimine rağmen devrim yapılamaz. Yapılsa da sürdürülemez, yıkılmaya mahkumdur…

Farklı nitelik ve biçimlerde ifade bulan devrimci birlikler devrimci kültürün kopmaz/koparılamaz bir parçasıdır. Bu kültürün sağlamlaştırılarak egemen kılınması mücadelenin gelişmesinde devrimci manivelalarından biridir. Sınıfı ve halkı örgütleyip birleştirerek devrimi gerçekleştirmeye yönelenlerin, devrimin dostlarını ihmal etmesi veya karşısına alması siyasi aymazlık ve temel bir tutarsızlıktır. Devrimin dostlarını iyi saptaması ve bu dostlarıyla birleşip ortak mücadeleler pratiğini geliştirmesi ertelenemez devrimci tutumdur…

Devrim Devrimci Birliklere Muhtaçtır

Devrimci hareket toparlanma iradesi göstermektedir. Bu, gecikmiş de olsa fevkalade olumlu bir eğilim, heyecan yaratan devrimci bir yönelim ve belki de anlaşılandan katbekat önemli bir adımdır. Aksatılmadan, zamana yayılıp sönümlemeye terk edilmeden aynı irade zemininde geliştirilmesi gereken devrimci doğrultudur. Devrimci kaygıyla atılan her adım saygındır; özellikle içinden geçilen tasfiyeci süreç bağlamında tarihsel kıymettedir. Devrimcilerin devrimcilik üreteceklerinden kuşku duyulamaz. Samimi, içten ve tutarlı devrimciler elbette devrim kaygısını önceleyerek devrimci gelişmelerin dişlisi olacaktır. Bu irade, bu içtenlik ve kararlılık her gerçek devrimci de olduğu gibi, ülke devrimci hareketinde de bugünün pratiği itibarıyla ispatlanmış olarak mevcuttur. O halde gelecek aydınlıktır, devrimcidir…

Objektif durumdan da ders alınarak devrimci kaygı güdümünde fark edilmiş olup devrimci ihtiyaçlar ekseninde sergilenen devrimci yönelim çok önemlidir. Bu önemden kaynaklı geliştirilerek ileri basamaklara taşınmasında ortaya konulan tutum, ortak devrimci irade birliği ve asgari görevler müştereğinde kabul görerek sergilenmiş olan ortak çalışma beyanı ve pratiği güçlü bir zemindir. Son derece kıymetli, sevindiricidir. Geleneksel tutumu ve geniş bileşeni bakımından, devrimci hareketin vardığı en ileri bilinç ve pratiktir.

Devrimci geleceğe dair gelişme vaat eden ortak mücadele birlikleri, kültürü, bugün her zamankinden çok daha gelişmiş durumdadır. Periyodik tartışmalarla sürecin dinamik tutulması hayati önemdedir. Kendiliğindenciliğe bırakmadan ileri atılmış adım sürdürülmeli, olanaklı olan ortak çalışmalar yürütülmelidir. Bu çalışmaların belli bir plan program temelinde düzenlenmesi ideal olduğu kadar, ihtiyaçtır da. Mücadele örgütsel-siyasi kuvvete muhtaçtır. Parçalı hareket ve güçler ihtiyaca cevap veremeyecektir. Muhtaç olunan örgütsel-siyasi kuvvet/enerji, devrimci güçlerin ortak görev ve mücadele pratiğinde birleştirilmesiyle kazanılabilir…

Karmaşık teorik tartışmalara gerek olmadan basit matematikle mesele açıklamak mümkün ve yeğdir. Her kurum tek başına belli bir gücü temsil eder. Onlarca kurum ve bu kurumların ortaklaşması ise daha büyük bir gücü oluşturur. Bir kurum kapasitesi/gücüyle belli görev ve çalışmaları başarabilir. On kurum ise kapasitesiyle daha fazla bir güçle mücadele görevlerini omuzlar. O halde girilmiş olan yolun istikrarlı olarak sürdürülmesi ve sürdürülmesi için gerekli iradenin ortaya koyulması elzemdir. Birlik, dayanışma, ortak çalışma ve dostluk bilinci ve kültürünün pratik tutumlarla propaganda edilip oturtulması devrimci hareketin es geçmemesi gereken görevlerindendir…

Başkasından Beklemeden Önce Kendimiz Yapmalıyız

Ülke devrimci hareketinin girdiği rotada ilerlemesinin ve bahis konusu kültürün yaygınlaştırılarak daha güçlü bir devrimci cephenin yaratılmasının koşulları, devrimci hareketin her bir bileşeniyle doğrudan alakalıdır. Adı geçen hareketi oluşturan her bir parçanın ya da bileşenlerin oynayacağı role, göstereceği itici çabaya bağlıdır. Her parçanın pozitif çaba ve katkısı, hareket genelinin aynı eğilim içinde olmasına çıkar, öyle olmasını koşullar. Bunda her bileşenin sorumluluklarına uygun davranması ve sorumluluklarına bağlı görevlerine ciddiyetle yaklaşması şarttır.

Bu bağlamda, her bileşenin kendi içinde ortak kültür ve bilinci yoğurarak geliştirmesi, mümkünse iç birliğini ideolojik-siyasi-örgütsel ve kültürel ayaklarda perçinlemesi öncelikli işlerdendir. Kendimizi güçlendirmeden ortak mücadele bileşenlerini güçlendiremeyiz. İlerletmek için ileri çıkmamız şarttır. Biz güçlü olursak, dostlarımız da güçlenir, tersinden dostlarımız güçlü olursa biz de güçleniriz. Bu diyalektik bağ içinde, kurumsal yapımızı daha sağlam tesis ederek donatmalı, daha ileri görevler yapmaya hazır hale getirmeliyiz. Bunu yaptığımız oranda içinde yer aldığımız devrimci hareket bileşeni ve ortak devrimci cephe pratiğini büyütebiliriz…

Bundan hareketle, her yoldaş sorumlu davranarak kurumsal yapıyı güçlendirmek için elinden gelen çabayı sarf etmelidir. Tek-tek gösterilen onlarca çaba kolektif çabaya dönüşüp genel tabloya yansıyacak, kolektifin mizaç ve çehresini etkileyerek pozitif manada değiştirecektir. Her yoldaşın kendi görev alanında yürüttüğü başarılı çalışmalar sadece kendi görev alanında değil, totalde gelişmeye yol açacaktır. Nasıl ki, devrimci hareket ortak cephesinin gelişmesi tek-tek bileşenlerine de bağlıysa, öyle de tek-tek her yoldaşın çaba/çalışması kurumsal kolektifin başarısına yansıyacak, onda karşılık bulacaktır…

Kolektif Dışında Kalmış Her Yoldaşa Çağrı

Devrimci hareketle şartlı olarak ve ortak müştereklerde bir araya gelmeyi benimsemenin mantık tutarlılığı, hatalar yapmış olsalar da yoldaşlık aidiyeti ve devrimci öz taşıyan yoldaşlarla birleşmeyi gerektirir. Başta mevcut kolektif kurum içinde ideolojik-siyasi-örgütsel-kültürel uyum zeminin güçlendirilmesi gereklidir. Bunu takiben hatalar yapmış ya da yapmamış, şu veya bu sebeple kolektifin dışında kalmış, ama yoldaşlık aidiyeti ve devrimci nitelikler taşıyan yoldaşlarla birleşmek gerekmektedir. Bu bağlamda, kolektiften kopmuş veya kopmak durumunda kalmış ama kolektifin genel ilke, anlayış ve kültürünü taşıyan, aynı zamanda kolektifle ortaklaşma iradesine sahip olan yoldaşlara sorunları tartışarak aşma ve kolektifte birleşme çağrısında bulunuyor, ileri atılacak her adımı değerli bularak pozitif sonuçlandırma iradesi göstereceğimizi beyan ediyoruz…

Kendi doğrularımızı dayatmaktan uzak durarak demokratik tartışma kültürü içinde doğru-yanlış tartışmasıyla hareket etmek tek doğru tutumdur. Ne devrim ne kolektif ve ne de doğru kimsenin tekelinde değildir. Devrimcilik ipotek edilemez. Kolektifin geliştirilmesi ve bu zeminde devrimin örgütlenerek geliştirilmesini kaygı edinen her devrimciyle birleşmeyi prensip olarak doğru görüyoruz…

Sonuç Olarak;

Devrimci odak veya cephenin oluşturulması en zayıf haliyle bile devrimci ihtiyaç ve isabettir. Ne ki, bu oluşum salt görüntü vermekle yetinen değil, iş yapan nitelikte olmalıdır. En azından demokratik mücadele pratiğinde yoğunlaşma ve devrimci mücadeleyi dinamize etme perspektifine sahip olmalıdır. İş yapmamak ve anı kotarmak için ortaklaşma ya da zayıflıklarımızda zımni anlaşmayla birleşip fiilen onları meşrulaştırmak değil, daha büyük enerji yaratıp zayıflıkları aşma ve güçlü bir irade ortaya koymak için ortaklaşmalı, ortak cephe yaratmalıyız. Elbette birbirimizin zayıflıklarını ve bundan doğan boşlukları doldurmalı, her bileşenden örgütsel gücü oranında görev beklemeli, mutlak eşitlikçi anlayışla anlamsız bir yarış yapmamalı, boy ölçüşmemeliyiz. Her bileşen gücü oranında katkıda bulunmalı, samimi çaba içine girmeli ve abartılı görevlerden sakınmalıdır. Başarılması mümkün olmayan veya esasta olanaklı olmayan görev ve sorumluluklar çıkarmak fiilen iş yapmamayı örgütlemektir. Dengeli ve objektif bir planlama temelinde rasyonel görevler saptamak en doğrusudur…

Her şartta devrimci kurumların bir araya gelerek ortak mücadele cephesini örmeye dönük gösterdiği gayret olumludur, desteklenerek ilerletilmesi gereken kültürdür.

Teorik zorlamalarla ayrılıkları ve bölünüp parçalanmaları körüklemekten sakınmak, buluşulan müşterekleri öne çıkararak bunlarda ortak hareket ve davranışı geliştirme bilinci egemen olmalıdır. Birlikte yürünecek yol az değildir. Tasfiyeciliğe direnen devrimin yolu ve ihtiyacı budur…

Bu yazı Halkın Günlüğü Gazetesi‘nin Mart-2026 tarihli 58. sayısında yayımlanmıştır.



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Editörün Seçtikleri