
Emperyalist savaş örgütü NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştireceği zirve öncesinde sabah saatlerinde çok sayıda eve baskın düzenlendi. Devrimci kurumlara, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine ve siyasi partilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Gözaltılara ilişkin Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), sosyal medya platformu X üzerinden yazılı bir açıklama yayımladı.
“Emperyalist Saldırganlığa Karşı Devrimci Dayanışmayı Yükseltelim!” başlıklı açıklamada, Türkiye topraklarının bir kez daha “küresel sermayenin ve sömürgeci savaş aygıtlarının kirli pazarlıklarına sahne olduğu” belirtildi.
Açıklamada, NATO zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: “Bugün ülkemizde toplanacak olan NATO zirvesi öncesinde, muktedirlerin her zamanki tanıdık refleksine tanık olduk. Egemenler, emperyalist savaş baronlarına pürüzsüz bir diktatörlük, dikensiz gül bahçesi sunabilmek için, bu sabahın erken saatlerinde devrimci kurumlara, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine ve partilere yönelik kapsamlı bir siyasi operasyona girişti. Çok sayıda devrimci, işçi önderi ve kurum çalışanı evleri basılarak gözaltına alındı.”
Operasyonların amacının NATO politikalarına karşı çıkan toplumsal muhalefeti susturmak olduğu belirtilen açıklamada, “Bu saldırının arkasındaki amacı biliyoruz. Halklara savaş, yıkım ve acıdan başka bir gelecek sunmayan NATO politikalarına itiraz eden sesleri bastırmaya çalışıyorlar” denildi.
SMF, tarihsel olarak uluslararası sermayenin çıkarlarının gündeme geldiği her dönemde devletin ilk olarak toplumsal muhalefeti hedef aldığını belirterek, operasyonların da bu politikanın bir parçası olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Ne zaman bu topraklarda uluslararası sermayenin tekelci çıkarları masaya yatırılsa, devlet refleksleri ilk olarak sokağın sesini kısmaya yönelir. NATO demek kan, gözyaşı, sömürü ve halkların birbirine kırdırılması demektir. Egemenlerin bu ‘güvenlik’ ve temizlik operasyonları, kendi korkularının belgesidir” ifadelerine yer verildi.
Halkın açlık ve yoksullukla mücadele ettiği bir dönemde emperyalist savaş örgütleriyle kurulan ilişkilerin eleştirildiği açıklamada, devrimci iradenin baskılarla teslim alınamayacağı vurgulandı.
Devrimci kurumlara yönelik baskınların işçi sınıfının ve ezilenlerin birleşik mücadelesini engelleyemeyeceği belirtilen açıklama, şu çağrıyla sona erdi: “Tüm ilerici, devrimci ve demokratik kamuoyunu, bu faşizan saldırılar karşısında yan yana gelmeye ve emperyalizme karşı birleşik mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”







