
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2019 yılı iş cinayetlerine ilişkin hazırladıkları raporu Kadıköy Süreyya Operası önünde açıkladı.
’67 çocuk işçi
yaşamını yitirdi’
2019 yılında en az bin 736 işçinin yaşamını yitirdiğini açıklayan Deniz, işçi
cinayetlerinin nedenlerini sıralayarak, devletin ve sermaye sahiplerinin işçi
cinayetlerinin önlenmesinde adım atmadıklarını söyledi.
Rapora yansıyan rakamları paylaşan Deniz, şunları söyledi: “Yaşamını
yitirenlerin 29’u 15 yaş altında olmak üzere 67’si çocuk işçi. Çoğunluğu
Suriyeli ve Afganistanlı olmak üzere olmak üzere 112’si göçmen/mülteci işçi.
181 işçi İstanbul’da, 74 işçi İzmir’de, 72 işçi Antalya’da, 71 işçi Kocaeli’de;
66 işçi Bursa’da ve 56 işçi Ankara’da yaşamını yitirdi. İşçilerin 442’si tarım,
336’sı inşaat, 234’ü taşımacılık, 105’i belediye/genel işler, 104’ü
ticaret/büro, 70’i metal, 63’ü madencilik ve 50’si enerji işkolunda
çalışıyordu. Ölüm nedenlerinin 392’si trafik/servis kazası, 285’i ezilme/göçük,
259’u yüksekten düşme, 202’si kalp krizi/beyin kanamasıydı.”
Talepleri sıraladı
İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yüzde 98’inin sendikasız işçi olduğunun
altını çizen Deniz şu talepleri sıraladı: “Ölen işçilerin yüzde 98’i
sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş
cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi
katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde
sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika
istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek
sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu
pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan
temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona
erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir. Özelde veya kamuda tüm
güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilmelidir…
“İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler
yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş
güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor,
failleri ’24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor’. İş cinayetlerinin
sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır.”
‘İşçileri ölüme gönderen patronlar yargılanmıyor’
Açıklamanın ardından söz alan DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı, ülkede
yıllardır iş cinayetlerinin yaşandığına dikkat çekerek, “Patronlar hala
işçi sağlığı ve iş güvenliği çözümünü sağlamıyor. İktidar patronların elini
güçlendiren tavır takınıyor. İşçileri bile bile ölüme gönderen patronlar
yargılanmandı” dedi.
İşçi cinayetlerinin önlenmesi için örgütlü bir mücadelenin gerektiğinin altını
çizen Saygılı, “Patron ve onu destekleyen hükümete karşı örgütlü bir
mücadele yürütmeyiz” diye konuştu.
‘Bize düşen rakamlara yakınmak değil’
HDP Milletvekili Musa Piroğlu da siyasal iktidarın ve patronların
varoluşlarının sermaye birikiminden sağlandığını ve bunun iş cinayetlerine
neden olduğunu aktardı. “Bize düşen bu rakamları yakınarak anlatmak değil
mücadeleyi nasıl büyüteceğimizi tartışmak olmalı” diyen Piroğlu, “İktidar
ve patronlar işçiye ölüm ve sefalet arasında bir hayat sunuyor. Kapitalist
üretime karşı ya mücadele edeceğiz ya da ölümün bizi gelip bulmasını
bekleyeceğiz” şeklinde konuştu.
‘Patronlar azıcık karlarından vazgeçsin’
AKP’li Üsküdar Belediyesi tarafından işten çıkarılan ve günlerdir işine geri
dönmek direnen Ercan Yılmaz, geçen günlerde işten atılan ve ekonomik sebeplerle
intihar eden arkadaşları Recep Kılıçarslan’ın anarak, “Ülkeyi yönetenler
intihar eden arkadaşlarımızı iş cinayeti kapsamında kabul etmelidir. Patronlar
karından azıcık vazgeçerse iş cinayetleri azalacak. Onlar işverenler biz ise
işi yapanlarız. Gücümüzü ortaya koyarak, mücadele etmemiz lazım”
ifadelerini kullandı.









