
AK Parti Genel Başkanı Erdoğan açıklamada coştu ve 8-10 yıl yatırım çalışması süren böylesi bir işin 2 yılda bitmesinin müjdesini verdi. 3 haftada politik olarak gazı bulan Türkiye, neden 8-10 yıllık bir işi siyaseten 2 yılda bitirmesin ki?
Ama Erdoğan’ın açıkladığı müjde, skandalları örtemiyor. O müjde buzdağının sadece su üstünde kalan kısmı. Suyun altında çevre, iklim, enerji politikaları ve toplum açısından pek çok skandal bulunuyor.
Fazla gaz, fazladan ödeme
Ama önemlisi ortada 70 milyar metreküpten fazla gaz alım anlaşmasına sahip ve 50 milyar metreküpü aşmayan tüketim gerçeği. Elde fazladan 20 milyar metreküp alım anlaşması var. Daha önemlisi bu kadar kapasitemiz ve üstüne “al ya da öde” sözleşmelerimiz de var. Yani bu gaz çıksa bile birkaç kez zarar edeceğiz. Sadece 2019’da tüketemediğimiz miktar için cebimizden çıkacak para 2 milyar dolar seviyesinde!
Bundan da önemlisi, Türkiye gaz tüketimini arttırmak için köylere kadar gaz bağlantısı yapıyor, AVM gibi yüksek enerji tüketen yerleri salgında bile kapatmıyor, enerji verimliliğini uygulamıyor ve hatta erteliyor. Ama işe yaramıyor. İki bilgi verelim. Birincisi Türkiye 2019 yılı için 52,1 milyar metreküp tüketim tahmini yaptı. Gerçekleşen üretim ise 45,3 milyar metreküp oldu. Yani 45,3 milyarlık tüketime karşılık 26,5 milyar metreküp sözleşme fazlamız oldu. İkinci bilgi ise 2019 tüketiminin 2015’in gerisinde olması.
Yani tutmuyor, tutturamıyorlar!
Çevre, İklim, Toplum
Bu müjde çevre açısından bir felaket anlamına geliyor! Türkiye, çevre koruma standartları çok düşük ve bunu bile denetlemeyen bir ülke. Bu proje ile Karadeniz’imizin sonu gelecek. Tıpkı Karadeniz yaylaları ve vadileri gibi…
Tüketici açısından daha fazla enerji faturası anlamına geliyor. Yaktığımız doğalgazdan sistem kullanım bedeli, KDV ve ÖTV gibi kalemler ödüyoruz. Bunun için yılda gaz parası yanında 5 milyar TL’ye yakın bir para daha çıkıyor. Bununla faturamıza yüzlerce milyon TL’lik sondaj maliyetleri, milyarlarca liralık yatırım harcamaları daha eklenecek. Hem de her yıl.
İklim açısından ise durum hepsi gibi. Artık Karadeniz’de daha çok sel felaketi yaşanması, asfalt ve beton kaplı Ankara, İstanbul ve İzmir’de her yıl aşırı iklim olaylarının rekor kırması anlamına geliyor. Enerji verimliliğinin iyice öldürülmesi, verimsizliğinin önünün açılması anlamına geliyor. Kaldı ki Türkiye kömür ve gaz bağımlısı bir ülke. Bağımlılığı daha çok artacak.
Hasankeyf gibi düşünün!
Erdoğan daha fazla doğa tahribatı müjdesi verdi. Bu tür projeler enerji projesi midir? Değil. Aslında doğa tahribatı ve mülk transferi projesi diyebiliriz. Bunu Hasankeyf’de gördük. Bunu Karadeniz’deki HES’lerde görüyoruz. Bunu salgında bile ağaç kesen, doğayı tahrip eden şirketler ve onlara göz yuman devletten gördük.
Erdoğan teknik olarak değil, politika olarak keşfettikleri bu kaynak ile bizlere daha fazla vergi ve sömürü ile fakirleşme müjdesi, daha fazla iklim felaketi, daha az verimlilik, daha çok salgın müjdesi, yaratılan eşitsizlikle daha çok şiddet, daha az barış müjdesi veriyor.
Asıl müjde
Asıl müjdeyi biz verelim, bu gazı çıkartamayacaklar. Teknik işler siyasi manipülasyonunuzla hayata geçmez. Dünya tarihi bu skandallarla doludur. Dahası herkes bu projenin doğa tahribatı ve yoksulluk olduğunu biliyor.
Bu gazı çıkartamayacaksınız. Çıkartsanız bile kullanamayacaksınız. Çünkü öyle bir dünya yok artık. Siz iklim anlaşmalarına taraf olup zıddı işleri yapmayı seviyor olabilirsiniz. Tıpkı İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olup tersini yaptığınız gibi.
Erdoğan verdiği müjde ile aslında herkesin bildiği skandalları ortaya döktü, iyi oldu.
Bu makale ilk olarak gazete duvar’da yayınlanmıştır








