
Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu, 8 Mart için Atatürk Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına basın açıklamasını Kamile Çokluk okudu.
Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik, ayrımcılık, sömürü, katliam, dışlama ve ötekileştirmenin derinleştiğini söyleyen Çokluk, “Bugün bizler tüm dünya kadınları LGBTİ+’lar olarak hayatı ve dünyayı kadınlardan ve LGBTİ+’lardan yana değiştirmek ve örgütlemek için alanları dolduruyor ve en güçlü sesimizle “bugün ben de varım, dün de vardım, yarın da var olacağım” diye haykırıyoruz” dedi.
‘Türkiye dünyada kadın işsizlik oranının en yüksek, kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biridir’
Adalet, özgürlük, emek, barış ve dayanışma için seslerimizi birleştiriyor bu uğurda mücadele vermiş kadınlardan devraldığımız bayrağı yine bugün de dalgalandırmaya devam edeceğiz diyen Çokluk, “Dünya genelinde Türkiye, çocuk ve erken yaşta evlendirmeler, 19 yaş altı doğurganlık oranı, kadına yönelik şiddet, sözde koruma tedbirlerine rağmen kadın cinayetleri, sosyal ve ekonomik alanda kadın erkek eşitsizliği gibi başlıklarda da ilk sırada yer almaktadır. Türkiye dünyada kadın işsizlik oranının en yüksek, kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biridir. Kayıt dışı, güvencesiz ve düşük ücretle istihdam edilen kadınlar aynı işi yapan erkeklerden daha az ücret alıyor. Çalışma hayatında olduğu gibi yönetim kademelerinde de yer almıyor emeği ikincilleştiriliyor, geliri erkeğin gelirine ek olarak görülüyor” diye konuştu.
‘Kadın düşmanı politikalar tek tek hayata geçirilmektedir’
Çokluk, “Sistematik olarak artan kadın katliamları kadın kırımına dönüşmüştür. Kadın katliamlarını önlemek için hiçbir politika geliştirilmediği gibi kadın düşmanı politikalar tek tek hayata geçirilmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin hemen arkasından gelen kadın kazanımlarına saldırılar, 6284 sayılı yasanın hedefe konulması, 6. yargı paketi ile çocuk istismarcılarına af getirilme, yoksulluk nafakasının süre ile sınırlandırılma, boşanmalarda aile arabuluculuğu sisteminin getirilme önerisi ile kadınlara aile dışında seçenek sunulmaması kadınları kıskaç içine almanın hedefidir” dedi.
‘Kadınlar ucuz işgücü olarak görülüyorlar’
Emperyalistlerin çıkar ve paylaşım kavgaları Rusya-Ukrayna üzerinden yürütüldüğünü belirten Çokluk, “Afganistan, Irak, Suriye ve Kuzey Afrika’da yürütülen bölgeyi istikrarsızlaştıran ve halklar arası savaşa sürükleyen politikalardan en çokta kadınlar etkileniyor. Savaşta kadınlar katlediliyor, yerinden yurdundan edilen kadınlar mültecileştiriliyor. Kadınlar gittikleri ülkelerde ayrımcılığa uğruyor ucuz işgücü olarak görülüyorlar. En temel hakları için sokağa çıkan, hak talep eden kadınlara yönelik saldırılar, seçilmiş kadın vekiller, belediye başkanları, gazeteciler, devrimciler on binlerce siyasi tutsak hapishanelerde rehin tutularak ölüme terk edilmektedir. Bugün Türkiye’deki hapishanelerde sağlık sorunlarından kaynaklı ölümün sınırında yaşayan yüzlerce kadın tutsak bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
İstanbul Sözleşmesi uygulansın
Kadın mücadelesinin cezayi politikalarla bastırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Çokluk, “Antakya Mor Dayanışma hukuksuz bir şekilde mühürlenerek arkadaşlarımıza para cezası kesilmiştir. Bizler her alanda kadın dayanışmasının bizleri güçlendirdiğini ve Mor Dayanışma’ya uygulanan haksız para cezalarının karşısında olduğumuzu buradan tekrar haykırıyoruz! Bugün gerçekleştireceğimiz yürüyüş valilik tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden yasaklandı. Bugün katilleri, istismarcıları, tecavüz faillerini koruyan sistem bunların karşısında olan kadın ve LGBTİ+’ların karşısına barikat kuruyor. Katilleri durdurması gereken sistem tüm dünyada bugün öldürülmemek, kaybedilmemek için ses çıkaran kadınları durduruyor. Yasaklarınızı tanımıyoruz ve bulunduğumuz her yerden sesimize kesmeye çalışanlara inat sesleniyoruz; Birlikteyiz, Güçlüyüz! Biz kadınlar ve LGBTİ+’lar gücümüzü tüm dünyada biriken sokaklara taşan öfkeden, yaşamak için hayatını savunan kadınların cesaretinden, insanca çalışma koşulları için direnen greve çıkan işçi kadınların ve LGBTİ+’ların mücadelesinden alıyoruz. Erkek egemenliğine, emek sömürüsüne, işsizliğe, yoksulluğa, esnek ve güvencesiz çalışmaya, artan erkek devlet şiddetine ve cezasızlık politikalarına, savaşa, hapishanelerde, sokaklarda, mücadelemize dönük artan şiddet ve hak ihlallerine ayrımcı dili ile LGBTİ+’ları, göçmen mültecileri hedef haline getiren sisteme karşı; işyerlerinden, evlerden, üniversitelerden, sendika ve sokaklardan haykırıyoruz; İstanbul Sözleşmesine geri dönülsün, 6284 etkin olarak uygulansın, HPV aşısı ve kadın hijyen ürünleri ücretsiz olsun, İşyerlerinde cinsiyetçi ayrımcılık son bulsun ILO 190 imzalansın. Güvenceli iş, insanca yaşam koşulları olsun!” dedi.









