
HABER MERKEZİ- Dersim’de KESK Dersim Şubeler Platformu, Urfa’nın Siverek ilçesi ve Maraş’ta yaşanan okul saldırılarına karşı üç gün sürecek iş bırakma eylemi kapsamında bugün Atatürk Mahallesi’ndeki DSİ Parkı’nda toplandı.
Kitle, Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyüş düzenledi. Yürüyüş boyunca sık sık “İstifa istifa, Yusuf Tekin istifa”, “Tarikatın bakanı istemiyoruz”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.
KESK Dersim Şubeler Platformu adına basın açıklamasını Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın okudu.
“Okulun içinde yaşanan bu kayıpların geri dönüşü yoktur. Aynı sıralar, aynı koridorlar artık eksiktir. Bir zamanlar birlikte oturulan, konuşulan, paylaşılan yerler şimdi sessizdir. Yoklamada bazı isimler okunmayacak, teneffüslerde bazı sesler duyulmayacaktır. Her ölüm erkendir ve yarım kalmış bir hayattır” diyen Aşkın, açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Bu şiddet, zaman içinde biriken ve derinleşen sorunların sonucudur. Uzun süredir görmezden gelinen, ertelenen ve çözülmeyen yapısal problemler eğitim alanında ciddi bir birikim yaratmıştır. Eğitim alanına yıllardır yapılan müdahaleler, kamusal ve eşitlikçi niteliğin aşınmasına yol açmıştır. Müfredatta yapılan değişiklikler, okul yönetimlerine yönelik düzenlemeler, öğretmen atama ve görevlendirme süreçleri, proje ve protokoller üzerinden kurulan ilişkiler; eğitimin içeriğini ve işleyişini doğrudan etkilemiştir. Cemaat ve tarikatlarla imzalanan protokoller ile Ülkü Ocakları gibi yapıların okullara rahatlıkla girebilmesi, bu müdahalelerin somut örnekleridir. Bu müdahaleler, eğitim alanını pedagojik ihtiyaçlardan uzaklaştırarak siyasal ve ideolojik tercihlere göre biçimlendirmiştir. Toplumsal yaşamda sertleşen dil, farklılıkları hedef alan yaklaşımlar ve şiddeti dolaylı biçimlerde meşrulaştıran söylem bu süreci beslemektedir. İktidarın uzun süredir kendi kültürel hegemonyasını kurma yönünde izlediği politikalar, eğitimi de bu hedef doğrultusunda yeniden biçimlendirmektedir. ‘Kindar ve dindar nesil’ yetiştirme yönündeki söylem ve politikalar, bu yönelimin en açık ifadelerinden biridir.
Şiddet okulda başlamaz. Onu mümkün kılan koşullar, siyasal ve toplumsal düzlemde üretilir. Şiddet, eğitim alanıyla da sınırlı değildir. Sağlık emekçilerine yönelik saldırılar, iş yerlerinde, sokakta ve gündelik yaşamın farklı alanlarında yaşanan şiddet biçimleri bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. 12 yıl önce, tam bugün 17 Nisan 2012’de Gaziantep’te görevi başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ı ve görevleri başında yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini saygıyla anıyoruz.
Yaşanan saldırıları açık biçimde reddediyor ve bu saldırıların zeminini hazırlayan politikaları ve siyasi yönelimleri sorumlu tutuyoruz. Şiddeti hiçbir koşulda, hiçbir biçimde meşru görmüyoruz. Bu düzenin şiddet üretmesine de sessiz kalmayacağımızı ifade ediyoruz. Yaşam hakkını savunmak, şiddete karşı ortak bir mücadeleyi büyütmekten geçmektedir. Tüm kamuoyunu bu mücadelede söz almaya ve birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.”
Açıklama, hayatını kaybedenleri bir kez daha anarak ve yaralılara şifa dileğiyle sona erdi.
Açıklama sonrası emekçiler 5 dakika oturma eylemi gerçekleştirdi.






