Birleşik Devrimci Parti, Gazi ve Ümraniye katliamlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gazi ve diğer katliamların hesabının sormak, patronların iktidarı olan bu devletle hesaplaşmak olduğunu belirtilen açıklamada, “Bu hesaplaşmanın ve adaletin yolu Türkiye işçi ve emekçileri ile ezilen Kürt ve Alevi toplumun birleşik mücadelesiyle gerçekleşecektir” denildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Gazi ve Ümraniye katliamlarının üzerinden 27 yıl geçti. Bu 27 yılda faili devlet olan onlarca yeni katliam gerçekleşirken değişen tek şey tetikçilerin, siyasi figürlerin ve hükümetlerin adı oldu. Katliamcı güçler, devletin kripto odalarında tezgahlanan bu katliamlara karşı yürütülen “adalet” arayışlarına yeni katliamlar, baskılar, tutuklamalar ve işkencelerle yanıt verdi. Türkiye’de faili devlet olan binlerce kayıp için meydanlara çıkan Cumartesi Anneleri dahi devlet geleneğinin yeni figüranı Süleyman Soylu’nun talimatı ile saldırıların, yasakların hedefi oldu. Bizzat emir verenlerin iktidar olduğu bir devlette, katillerden adalet istemiyoruz. Emri verenleri, organize edenleri, devletin katliam geleneğini sürdürenleri ve katilleri “ak” layanları yargılayacağımız bir ülke için mücadele ediyoruz.
‘Hesaplaşmanın ve adaletin yolu birleşik mücadeleyle gerçekleşecektir’
Sadece Mart ayı, çeşitli yıllar içerisinde Türk, Kürt, Alevi, kadınların, gençlerin, işçilerin, devrimcilerin ve yurtseverlerin hedef seçildiği devlet katliamlarının sergilendiği bir ay olmuştur. 12 Mart Gazi, 13 Mart Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar’ın idamı, 16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamları, Cizre-Nusaybin Newroz Katliamları ve 30 Mart Kızıldere… Tüm bu katliamlar devlet ajandasına “diz çöktürme” olarak not edilirken ezilen halkların ve sömürülen işçilerin özgürlük yürüyüşü durdurulamadı. Katliamların yaşandığı topraklar “bir damla acıdan yeniden doğarak” özgürlüğe tohum oldu. Bu açıdan Gazi’nin bir adı katliam ise diğer adı halk ayaklanmasıdır. Devlet kayıtlarında, Gazi’nin bir adı ezilen halklar arasında çatışma yaratmak için devreye sokulan katliam senaryoları ise ezilenlerin hafızasında diğer adı Türkiye devrimcilerinin, işçilerin, ezilen Kürt halkının, Alevilerin birleşik mücadelesinin ayağa kalktığı yerdir. Gazi’nin ve diğer katliamların hesabının sorulmasını talep etmek, patronların iktidarı olan bu devletle hesaplaşmak demektir. Bu hesaplaşmanın ve adaletin yolu Türkiye işçi ve emekçileri ile ezilen Kürt ve Alevi toplumun birleşik mücadelesiyle gerçekleşecektir.
27. yılında Gazi ve Ümraniye’de devlet terörüne karşı sokakları terk etmeyen, devlet güçleri tarafından kurşunların hedefi olan, kaçırılarak işkence ile katledilen, kaybedilen, bedenleri sokaklara atılan 22 canı saygıyla anıyoruz. Tüm ezilen işçi ve emekçilere, Alevi toplumuna ve ezilen Kürt halkına eşit, adil ve özgürce yaşayacağımız halk iktidarını inşa etmek için yola çıkan partimiz birleşik mücadelede buluşma çağrısı yapıyor.”









