
Bahattin Seçilir/Fransa
Her yıl Fransa Yeşiller Partisi tarafından düzenlenen ekolojistlerin yaz buluşmaları, bu yıl 21–23 Ağustos 2025 tarihleri arasında Fransa’nın Strazburg kentinde bulunan Strazburg Üniversitesi’nde ekolojistlerin, çiftçilerin, siyasetçilerin ve yüzlerce kişinin katılımı ile gerçekleşti. Etkinlikte eş zamanlı atölyeler, standlar ve paneller aracılığıyla farklı konu başlıkları altında tartışmalar yürütüldü.
Gözlemci olarak davet edildiğimiz bu yaz buluşmasında, Fransa Yeşiller Partisi üyesi ve ekolojist aktivist Leyla Binici’nin desteğini aldık.
Bizler de orada, Yeşiller Partisi’nin milletvekilleri, yöneticileri ve aktivistleriyle sohbetler, kısa görüşmeler ve birebir röportajlar gerçekleştirdik. Bu buluşmadaki gözlemlerimizi ve tartışmaları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
Paris İklim Antlaşması ve çelişkiler
Sohbetlerimizin önemli temalarından biri, Paris İklim Antlaşması etrafında şekillenen tartışmalardı. Sermayenin doymak bilmez hırsları karşısında ekoloji mücadelesinin Avrupa’da gerçekten ne kadar yol alabildiği, dünyayı iyileştirmek adına hangi samimi adımların atıldığı ve hangi sonuçların yaratıldığı, ekolojistlerin en fazla üzerinde durduğu başlıklardan biriydi.
Yeşiller Partisi’nin siyasi büro üyesi Sophie Bussier’e, Paris İklim Antlaşması üzerine yönelttiğimiz “Sizce bu süreç samimi ve verimli miydi?” sorumuza şöyle yanıt verdi: “Başından beri antlaşmaya mesafeli yaklaştık. Yine de, ekoloji açısından dünya devletlerinin yasal ve ortak yaptırımlara sahip olmasını önemsiyoruz; bu yüzden destek verdik. Ama sürecin ilerleyişine ve bugün geldiği noktaya bakınca, sonuçların beklediğimiz kadar olumlu olduğunu söylemek zor.”
Ekolojik tarım ve yeni ufuklar
Ekolojik dönüşümün en önemli başlıklarından biri tarımdı. Bu bağlamda eski Avrupa Parlamentosu üyesi ve şu anda Fransa Parlamentosu Milletvekili olan Benoît Biteau ile alternatif ekolojik tarım üzerine konuştuk. Biteau, kapitalist tarımın hem doğayı hem de üreticiyi tükettiğini vurgulayarak, ekolojik tarım pratiklerinin yalnızca doğayı korumakla kalmayıp aynı zamanda köylüler ve üreticiler için bir özgürleşme imkânı sunduğunu belirtti.
Yine küçük yaşlardan itibaren ekoloji mücadelesinin içinde yer almış, Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve Yeşiller Partisi üyesi Melissa Camara ile Avrupa devletlerinin ekolojiye yaklaşımını konuştuk. Camara, Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın ekolojik çalışmalarda samimi adımlar atabilmesi için yalnızca yasal düzenlemelerin değil, aynı zamanda toplumsal baskının da caydırıcı bir güç olduğunu söyledi.
Filistin atölyesi: Çifte standartların aynasında bir mücadele
Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri kuşkusuz Filistin Atölyesi oldu. Ortadoğu’nun emperyal hırsların ve saldırganlığın gölgesinde kaldığı bir dönemde, Filistin halkı ağır bir zulüm yaşarken; Avrupa devletlerinin Ukrayna’daki savaşa sergilediği kararlı tavrı Filistin’de göstermemesi, katılımcıların en çok tartıştığı meselelerden biriydi.
Üç ay önce Gazze’den gelen bir Filistinli şair, yazar ve aktivist, yaşadıkları zulmü, yoksunluğu ve tanık oldukları vahşeti aktarırken salonda derin bir sessizlik hâkimdi.







Fransız siyaset bilimci ve akademisyen, Fransa Uluslararası Stratejik İlişkiler Enstitüsü (IRIS) kurucusu ve sorumlusu Pascal Boniface de yaptığı sunumda Fransa’nın bölgedeki tarihsel jeopolitik rolünü hatırlatarak bugünkü duruma bağladı. Boniface, “Tüm bir halk terörist olarak görülemez” diyerek, Ukrayna için sergilenen tavrın Filistin için gösterilmediğini eleştirdi. Ayrıca, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun uluslararası savaş suçları işlediğini, buna rağmen hiçbir yaptırımın uygulanmadığını söyledi.

Boniface sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu meseleye hâlâ II. Dünya Savaşı ve antisemitizm üzerinden bakmak büyük bir hatadır. Hamas’ın 7 Ekim eylemleri gerekçe gösterilse bile, ardından yaşananlar İsrail’in bir savunma meselesi değil, Filistin halkına karşı topyekûn bir saldırıdır. Bugün Filistinliler bir jenosite uğruyor.”
Etkinlik boyunca yalnızca konuşmacıların değil, dinleyicilerin de öfkeli soruları duyuldu. Avrupa’nın iki yüzlü politikaları ve Filistin halkına yönelik sessizlik, bu buluşmada güçlü bir şekilde teşhir edildi. Etkinlik okunan şiirlerin ardından sona ererken, okunan bir şiiri siz okuyucularımızla da paylaşmak istedik.

Jenosit’e karşı direniş ve şiir
“Sen, ey savaş, denize Sen, ey savaş, denize açıldığında
Sevgili kayıplarımı kucaklamak için yeterli zamanım olacak
Sonra hatırlama ve unutma oyunu oynayacağım
Vücudumu hikâyelerin kıvrımlarında temsil etmek için yeterli zamanım olacak
Ve aşk akşamlarımda özlem şiirlerini okuyacağım
Sen, ey savaş, ayrıldığında
Çok ağlayacağım
Seninle götürdüğün tüm anlar için derin bir şekilde ağlayacağım
Ve beni yalnız bıraktığın için ağlayacağım açıldığında
Sevgili kayıplarımı kucaklamak için yeterli zamanım olacak
Sonra hatırlama ve unutma oyunu oynayacağım
Vücudumu hikâyelerin kıvrımlarında temsil etmek için yeterli zamanım olacak
Ve aşk akşamlarımda özlem şiirlerini okuyacağım
Sen, ey savaş, ayrıldığında
Çok ağlayacağım
Seninle götürdüğün tüm anlar için derin bir şekilde ağlayacağım
Ve beni yalnız bıraktığın için ağlayacağım”
Faşizme karşı uluslararası mücadele çağrısı
Üçüncü ve son günün kapanışında, katılımcılara açık yapılan oturumda genel bir değerlendirme sunuldu. Burada, dünyanın mevcut durumunun; toplumların köhnemiş ve muhafazakâr değerlerini kaşıyan, ayrıştıran başlıklar üzerinden iktidarlar tarafından sürekli olarak istismar edildiği vurgulandı. LGBTİ+, din, inanç, kültür gibi meselelerin sağcı-ırkçı ideolojilerin örgütlenmesi ve güç kazanması için araçsallaştırıldığına dikkat çekildi. Bu tablo karşısında, uluslararası ölçekte faşizme karşı ortak bir mücadele cephesinin açılması gerektiği çağrısı yapıldı.




Bu oturumda özellikle Melissa Camara’nın Türkiye üzerine yaptığı değerlendirme öne çıktı. Camara, Erdoğan Türkiye’sinin tüm azınlıklara ve farklılıklara yönelik baskılarına, LGBTİ+’ların 8 Mart’lardaki yasaklarla susturulmak istenmesine rağmen halkın direnişini selamladı. Camara, ayrıca LGBTİ+ aktivisti Enes Hocaoğulları’nın Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasının ardından göz altına alınıp tutuklanmasını, maruz kaldığı baskıları teşhir ederek, Avrupa Konseyi Gençlik Delegesi Enes Hocaoğulları’nın 8 Eylül 2025’te Ankara 86. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek davasına gözlemci olarak katılacağını belirtti.
Ekolojistlerin buluşması, kapitalizmin ve emperyalizmin yarattığı yıkıma karşı hem yerel hem de küresel ölçekte caydırıcı, gerçekçi ve umut verici adımların mümkün olduğunu bir kez daha hatırlattı.







