Connect with us

Analiz

General Engels Özgülünde Proletaryanın Güvenlik ve Savunma İhtiyaçlarına Tarihsel Bir Bakış- 2

Onların yüzyılında birçok anarşist grubun devrime katılmak için ülke sınırlarından düello tarzı maceracı girişi imhayla sonuçlanırken, Marks ve Engels ise önderlik ettikleri “Komünist Birlik”in savaşçılarının, küçük gruplar halinde planlı geçişine ön ayak oldular.

Engels, bir devrimci mücadelenin esas olarak illegal mücadeleden geçerek başarıya ulaşacağının farkındaydı ama yeri geldiğinde legal mücadelenin de çok iyi hakkını verdi. Onun için legal mücadele, tarihsel koşulların getirdiği, yer yer doğan ve sonra da kaybolan geçici taktik bir olguydu. Bu yüzden legalde mevzilendiğinde, reformistler gibi burjuvazinin şerbete bulanan sözlerine hayranlık besleyerek yalpalamak yerine, proletaryayı sert sınıf savaşımlarına hazırlamak için tahkimatı asla elden bırakmadı. Herkesin içinde esir düştüğü burjuva yasal icazet sınırlarını kafasında tamamen yıkmıştı ve zihnini alabildiğince çeşitli mücadele araçlarıyla özgürleştirmişti. Bizzat kendi politik yaşamıyla bu gerçekliğin praksisine soyundu. O devrim yenilgiye uğradıktan sonra geri çekilmesini bilmiştir ama gittiği yerde devrimin teorik ve pratik imkanlarını aramaya devam etmiştir.

Bir atom tanesinden en ilkel antropolojik yasaya kadar dayandırdığı kavramlaştırma dehalığıyla, yenilginin şafağında bile proletarya için tarihin yönünü değiştirmeyi bilmiştir. Kendisi bizzat 1848 Almanya iç savaşında silahlı barikatların başında dövüştü. Zaten Avrupa’nın neredeyse bütün önemli ordularının taktik, stratejik, tecrübe, jeopolitik ve cephane analizlerini önceden yaptığı için, proletaryanın büyük bir askeri stratejist ve taktiksiyeni olarak katıldığı yedi düzeyinde silahlı direnişte adından söz ettirdi. Bütün bu gelişmeler sonucu, doğal yollardan ortaya çıkan pratik önderliği nedeniyle “General” unvanını aldı.

Engels, legal mücadelenin sınırları içerisinde kalınarak devrimci bir alt üst oluşun gerçekleştirilemeyeceğini bildiği için, “Gündüz külahlı, gece silahlı” esprisinde olduğu gibi ikili bir politik yaşamı aynı anda yaşamayı biliyordu. Örneğin, devrimin bir yayın organı gibi çalışan “Neu Rheinische Zeitung” gazetesinin hızlı ve kıvrak makalelerinin baş yazarıyken, onu kısa bir süre sonra yeraltına çekilmiş, Baden ve Pfalz eyaletlerinde savaşan komünist bir general olarak görüyoruz. Aynı şekilde Marks da bu gazetenin editörü olmasına karşın, devrimci durumun yükseldiği bu dönemde, onu daha çok yeraltında, işçi sınıfı içerisinde pratik bir örgütçü olarak sahada görüyoruz. Engels, legalite ile illegaliteyi, barışçıl dönem ile çatışmalı dönemi ve saldırı ile geri çekilmeyi diyalektik bir ilişki içerisinde iç içe ele alıyordu.

Fransa’dan başlayıp Almanya’ya doğru sıçrayan 1848 devrimine proletaryanın bağımsız bayrağıyla katıldı. Başlangıçta feodalizme karşı ilerici bir rol oynayan burjuva demokratik hareketin gerici yönlerini teşhir ederek burjuva sınıfının kuyruğuna takılmaktan kaçındı. Yani farklı sınıflarla girdiği askeri ittifaklar nedeniyle ideolojik bağımsızlığına tek bir leke düşürmedi. Engels, 1848 devriminin burjuva önderliğiyle yapılan askeri ittifakı taktik bir mesele olarak görüyor ve cephe satında burjuvazinin siyasi olarak temellerini oymaktan geri durmuyordu. Bir burjuva devriminin Almanya’da proletaryayı geliştireceğini ön görmesine rağmen böyle davranmaya devam ediyordu. Bu nedenle savaş cephesinde askeri yetkiyi ele geçirmek için politik başka taktiklere de baş vuruyordu. Yani Engels, feodal soylulara karşı burjuvazi ile girdiği taktik askeri ilişkinin üstüne yatmıyor, aynı zamanda burjuvaziye karşıda çeşitli siyasal taktiklere baş vuruyordu.

Mesela başlangıçta proleter siyasi talepleri fazla ön plana çıkarmadan, genel mahiyette bir siyasal söylemle işe başlıyor, ama pratik süreç başlayınca silahlı mevzileri birer proleter kızıl direniş ocaklarına çeviriyordu. Tamamen proleter bir zeka ve kıvraklıkla, taktik diplomasi ile savaş işlerini ustaca birlikte ele alıyor ve proleter güçleri kar topu gibi hızlıca büyütebilmenin olanaklılığını arıyordu. Aristokrasiye karşı aynı cephede savaştığı burjuvaziye karşı siyasi ve ideolojik bağımsızlığını korumakla yetinmiyor, aynı zamanda yalpalayan burjuvaziye çelme atarak genel direnişin önderliğini ele geçirmeye çalışıyordu. Sadece direnişi ordu ile bastırmak için harekete geçen Prusya hükümet güçleri değil, aynı mevzideki burjuva komutanlık kademesi de ideolojik olarak Engels’ten korku duyuyordu.

Mesela; kendi doğup büyüdüğü yer olan Elberfeld’deki silahlı kalkışmada, direniş mevzilerinde birdenbire göndere çekilen kızıl bayraklar nedeniyle, burjuvazinin şehir kamu düzeni komitesi tarafından, Engels’in bir ültimatom ile istenmeyen adam ilan edilmesi örnek olarak verile bilinir. Düsseldorf’dan yaklaşmakta olan Prusya ordusuna rağmen şehirden kovulması, onun ne kadar tehlikeli bir komünist olarak görüldüğüne iyi bir kanıttır. Bu anlamda direnişin başını çeken burjuva komutanlığı ile direnişi bastırmakla görevli hükümet ordu birliklerinin üstünde ortak olarak birleştikleri istenmeyen bir adamdı kendisi.

Bizim bu tarihsel tecrübelerden öğrenmemiz gereken bir olguda, Engels’in, ilerici bir halk direnişine hangi sınıfların önderlik yaptığına bakmaksızın, direnişe sadece destekçi olarak değil, aktif katılarak inisiyatif almasıdır. Onda bu türden devrimci kalkışmalardan, yekpare ve homojen bir hareketin ortaya çıkmayacağının bilgisi önceden vardı. Bu nedenle radikal kitle hareketlerine burjuva niteliği nedeniyle küçük burjuva solcular gibi burun kıvırmıyor ve yıldırım hızında ideolojik ve askeri inisiyatif alıyordu. Engels burada aslında Marks’ın bu ayaklanmadan üç yıl önce yazdığı (1845) “Feuerbach Üzerine Tezler” in 11. tezini uyguluyordu. Yani dünyayı değiştirebilmek ve bilgiye ulaşmak için toplumsal maddi süreçlere praksis yoluyla müdahale etmek. Onun siyaset tarzına, burjuva yasal sınırların icazetine hapsolmuş sembolizm yerine, teori ve pratiğin sentezine yaslanan devrimci bir praksis hakimdi. Pratik olmadan değiştirmenin mümkün olmadığını ve bir şeyi değiştirmeden o şeyin bilgisine ulaşmanın imkansızlığını iyi biliyordu.

Somut koşulların somut tahlili ilkesine göre konumlanma ve hareketlenmenin, onun siyasal mücadele hayatında belirleyici bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Bizzat kendi yaşamıyla çetin illegal mücadele şartlarında, devrimci siyasetin zor ile yürütülmesi gerekliliğinin yakıcı praksisine soyunmuştur. O devrim yenilgiye uğradığı zaman ustaca geri çekilmesini bilmiştir. Ama ondaki bu askeri ve örgütsel geri çekilme koşulları, yeni bir devrimci senteze ulaşmak için bir fırsata çevrilmiştir. Yani Engels için gerçekte nihai bir yenilgi yoktu. Taktik bağlamda gelen örgütsel ve askeri yenilgiler, çok geçmeden yerini, burjuvaziye karşı düzenlenen ideolojik saldırılara bırakıyordu. Yani ideolojik olarak Engels her zaman diri ve gerilidir. Oda, yenilgi sonrası toplu geri çekilme tarzında, ideolojik bir geri çekilmeye rastlanmamaktadır. Çünkü ona göre askeri yenilgi ideolojik saldırıya engel değildir. Engels’in proleter askeri çizgisinde maceracı bir saldırı ya da kendiliğindenci ve dağınık bir geriye doğru çekilme tarzı gözlemlenmemektedir.

Onların yüzyılında birçok anarşist grubun devrime katılmak için ülke sınırlarından düello tarzı maceracı girişi imhayla sonuçlanırken, Marks ve Engels ise önderlik ettikleri “Komünist Birlik”in savaşçılarının, küçük gruplar halinde planlı geçişine ön ayak oldular. Proletaryanın bu ilk ustaları, küçük burjuva radikalizminin askeri hareket çizgisinin bir geleceği olmadığını bilince çıkarmışlar ve yürüttükleri yoğun tartışma ile komünistlerin saflarında önceden tedbir alınmasını sağladılar. Askeri hareket tarzında başlangıçta küçük birimlere ayrılma, gizlilik prensiplerine uygun olarak sızma taktiği ve baskın tarzı cephelerde yeniden bir arada toplanma planı uygulanıyordu. Aynı şekilde Engels, komünist komutan Joseph Moll’un öldürüldüğü çarpışmadan sonra gelen yenilgi koşullarını anlayınca, elde sağ kalan bir grup “Komünist Birlik” savaşçısıyla birlikte planlı bir şekilde Almanya sınırından İsviçre’ye sızmayı başardı. Engels’in askeri olarak geri çekilmesinin sebebi tek bir cephedeki taktik yenilgi değil, geri dönen karşı devrim dalgasının yol açtığı genel yenilgi koşullarıdır.

Bu durumda Engels’in politika biliminin praksis boyutunu, tarihin diyalektik yasalarının yarattığı harekete göre ayarladığı sonucu çıkıyor. Devrimci durumu, güçler dengesini ve eldeki devrimci rezervleri koruyarak tamamen ezilmekten kaçınmak gibi kategorileri gözeten bir proleter askeri çizgiden bahsedebiliriz. Engels’e göre yenilgi, devrimin ontolojisinden uzaklaşmak ve düzene bir yerlerden yamanmak anlamına gelmiyordu. Şimdi gelmekte olan şey, mücadele sürecindeki yeni bir sentezin, yenilginin şafağında maddi bir gerçeğe doğru dönüşmesiydi…

Devam edecek…



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Analiz