Connect with us

Perspektif

İstanbul Sözleşmesi, Kanal İstanbul ve ”MONTRÖ” gelişmeleri bağlamında Burjuva İkiyüzlülüğün Siyasal Teşhiri…

Burjuva klikler iktidar hedefleri için ikiyüzlüce toplumsal sorun ve çelişkileri manivela edip kullansa da, devrimci siyaset bu sorun ve çelişkilere kayıtsız kalmadan kendi perspektifinden siyasal teşhir faaliyetini yürütür. Bu faaliyetini esasta iktidardaki kliğe yöneltse de, muhalefetteki burjuva klikleri de siyasi teşhir hedefinden tecrit etmez. Kitlelerin burjuva klik alternatiflerine mi, yoksa devrimci alternatife mi çekileceği sorusu, bu siyasi teşhirin tüm burjuva kliklere dönük yapılmasını şartlar. Ve hiç kuskusuz ki, devrimci ajitasyon-propagandanın yürüteceği siyasi teşhir kitlelerin devrimci alternatifte örgütlenmesini hedefler. Bunun için siyasi teşhirin etkili ve iktidar kliğini esas alsa da, son tahlilde tüm burjuva kliklere dönük yürütülmesini koşullar.

Sözün kasttetiği her manada burjuvazi ikiyüzlüdür. Bir görünen yüzü, bir de görünmeyen yüzü vardır. Fakat bu burjuva ikiyüzlülük, şeylerde iki yüzün olmasından farklı bir durumdur. İdeolojik, siyasi, sınıfsal ve ahlaki bir niteliktir. Paranın iki yüzü gibi mekanik bir iki yüzlü olma hali değil, mecaz edildiği gibi bencil dürtüden beslenen ve dürüstlükten yoksun olup sahtekarlığa dayanan bir ikiyüzlülüktür. Yani, ne nesnel ya da obkjektif olan ve ne de mekanik olan iki yüzlü olma durumudur burjuva ikiyüzlülük. Kısacası, diyalektik süreç olan şeylerdeki iki yüz ile sınıfsal değerlerle bilinçli-iradi yansıma olan ikiyüzlülük tamamen birbirinden farklı kavramlar ya da kategorilerdir.

Burjuvaziye karşı mücadelenin zorluklarından biri hiç şüphesiz ki, onun ikiyüzlülüğüdür. Bu ikiyüzllük dürüstlükten yoksun olduğu kadar, netlik, alenilik, kararlılık ve tutarlılıktan da yoksundur. İlkelerden yoksun olmakla birlikte, anlık ve gerici çıkarlara göre biçim alır, tutarlı bir tavra sahip olmaz. Bayağı cinsinden bir oportünistlik sergiler. Gerici sınıf menfaatleri veya anlık çıkarları neyi gerektirirse öyle davranır. Davranışında bilimsel ya da ahlaki bir sorumluluk taşımaz ve gerici-bencil çıkarları dışında bir aidiyete, bir değere bağlı kalmaz; tamamen sınırsız bir serbesti ve keyfiyetle hareket eder. Direktif aldığı tek ‘‘değer‘‘, burjuva sınıf çıkarları, gerici tahakküm ve egemenlik arzusudur. Bundandır ki, yalan söylemekte, sahtekarlık ve ikiyüzlülük yapmakta, hile ve entrikaya başvurmakta behis görmez, sakınca taşımaz. Bugün bir şey söyler, ertesi gün başka bir şeyi söyler. Bugün bir şey yapar, ertesi gün başka bir şey yapar. Bir gün demokrasiden dem vurur, ertesi gün koyu baskılardan geri durmaz. Bugün kabul eder, ertesi gün reddeder. Birgin havuç gösterir, diğer gün sopa… Demokrasi lafzını ağzına dolar ama en barbar faşizmi uygular. Demagoji ve manipülasyona başvurur, gerçek yüzünü kitlelerden gizler. Bütün bu özellikleri ona karşı mücadeleyi belli zorluklarla karşı karşıya bırakır.  

Nedeni açık olan burjuva ikiyüzlülük nerede başlar? Burjuvazi gaspettiği iktidarda bulunduğu ilk andan itibaren ve hiç bir zaman, bu iktidarının bir burjuva sınıf iktidarı olduğunu söylemez, asla açık bir sınıf tavrı beyan etmez. Bütün yaptıkları, bütün temsiliyeti vb vs alenen bir burjuva sınıf karakteri ve damgası taşımasına karşın, o hiç bir zaman kendisini burjuva sınıftan olduğunu, onun çıkarlarını temsil ettiğini ve bizzat kendisi olduğunu kitlelere karşı söylemez. Bilakis, halkın temsilcisi ve iktidarı olduğunu propaganda eder, halkçılık safsatasını dilinden eksik etmez. Bu ikiyüzlülük, bu manipülasyon, bu demagoji ne yazık ki, toplumsal kitlelerde belli bir karşılık bulur.

Dürüst ve açık olmaması, yani ikiyüzlü ve sahtekar olması, ona karşı yürütülen mücadeleye ve mücadele güçlerinin karşısına, halk kitlelerinin burjuvazi tarafından manipüle edilerek yedeklenmesi faturasıyla çıkar. İşte mücadeleyi zorlaştıran etmen burada açığa çıkar. Komünist ve devrimci sınıf güçleri, siyasi partileri, burjuva sınıf güçleri ve siyasi partilerine karşın, proletarya ve emekçi halk kitlelerinin siyasi partisi olduklarını ve bu sınıfın çıkarlarını temsil edip koruduklarını alenen deklere ederler. Ama burjuvazi ve hiçbir siyasi partisi ve iktidarı asla burjuva sınıfına ait olduklarını, burjuvazinin siyasi partisi ve iktidarı olduklarını söylemez, sıkı biçimde gizlerler.

Burjuvazinin siyasal teşhirinin stratejik bir siyaset olarak yürütülmesi ve burjuvazinin gerçek yüzünün halk kitlelerine gösterilmesi görevi tayin edici bir zorunluluktur

Çünkü, halk kitlelerini kandırıp manipüle etmeyi ve yedekleyerek peşine takmayı ancak bu yalan ve ikiyüzlülükle başarabilirler. İktidar olmayı ve iktidarlarını-egemenliklerini sürdürmeyi ancak bu iki yüzlülükle başarıp ayakta tutabilirler… İşte bu nedenlere dayalı olarak başvurulan burjuva ikiyüzlülük veya ikiyüzlü siyaset, bu ilk aşamadan sonraki tüm süreçlere damgasını vurur ve ideolojik-siyasi bir yansıma olarak ta tüm kültür ve davranışlarına özünü-rengini verir.

Bu gerçeklik neyi açığa çıkarır? Burjuvazinin siyasal teşhirinin stratejik bir siyaset olarak yürütülmesini, dolayısıyla burjuvazinin gerçek yüzünün halk kitlelerine gösterilmesi görevini bir zorunluluk olarak önümüze koyar. Bu siyasal teşhir etkin olarak yürütülmeden burjuvazinin gerçek yüzü kitlelere gösterilemez. Dolayısıyla kitlelerin burjuvazinin peşinden sürüklenmesi ve onun objektif dayanakları olmaktan çıkarılarak kendi sınıf saflarında birleştirilmeleri başarılamaz; burjuva iktidar-ların yıkılması sağlanamaz. Bu abartı değil, çıplak, nesnel bir gerçektir. Siyasal teşhirin önemi bu kadar stratejik ve bu teşhir faaliyetinin yürütülmesi bu denli tayin edicidir. Tayin edicidir çünkü, burjuvazinin kitleler üzerindeki ideolojik-siyasi-kültürel tesiri kırılmadan siyasi iktidar mücadelesi başarıya ulaştırılmaz. Burjuvazinin biçimsel güçlülüğüne karşın özünde kof olduğu kitlelere gösterilmeden, kitlelerin güveni kazanılamaz, tam olarak devrime seferber edilemezler.

Kuşkusuz ki, burjuvaziye karşı yürütülen siyasi iktidar mücadelesi siyasal teşhir göreviyle sınırlanamaz, bu mücadeleye indirgenemez. Devrimci zor ve şiddete dayanan, bunun araç ve biçimlerine oturan bir örgütlenme ve eylem çizgisi, bir mücadele ve savaş pratiği devrimin zorunlu şartı ve temel stratejik yönelimidir. Siyasi mücadele olmaksızın, ideolojik-teorik-kültürel-politik zemindeki diğer mücadele türleri büyük önem arz etseler de, son tahlilde sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Ki bunlar siyasi iktidar mücadelesine bağlanmadan ve ona hizmet etmeden düzen içi reformist mücadeleyi geçmezler; en ileri kazanımlarıyla bile konusu siyasi iktidar olan devrim ihtiyacını karşılayamazlar. Lakin, bunlar siyasi iktidar mücadelesine tabi olarak ele alınıp yürütüldüklerinde, devrimi güçlendirir, ilerletir, başarısına tayin edici katkılar sunarlar. Bu inkar edilemez.

Burjuvazinin siyasal teşhiri de, devrim sürecinin zorunlu bir görevi, bir biçimi olarak tayin edici roller üstlenir. O halde burjuvazinin siyasal teşhirine dönük mücadele küçümsenemez, bilakis ciddiyetle yürütülmesi gereken zorunlu bir mücadele alanıdır. Ki, demokratik mücadelelerden devrimci mücadelelere kadar bütün mücadele süreçleri bu siyasal teşhiri ödev alarak yürütmüştür. Bugünkü mücadeleler de bu görevi yürütmektedirler. Her demokratik mücadele ve her devrimci mücadele bilinçli olarak ve nesnel olarak burjuvazinin siyasal teşhirini yapmakta, görev olarak yürütmektedir. Fakat, bu görevin taşıdığı önemi bilince çıkararak daha etkili olarak yürütülmesi ihtiyaçtır.

Aktüel sorun olan İstanbul Sözleşmesi burjuva ikiyüzlülüğün berrak bir kanıtı olmakla birlikte, burjuvazinin siyasal teşhiri için uygun bir momenttir. Ki, bu teşhir yapılmaktadır da. Belli şartlarda sözleşmeyi onaylayarak imzalayan Erdoğan-AKP iktidarı, bugün geldiği istasyonda taşıdığı muhtaçlıklarla da birlikte, sınıf tavrına uygun olarak bir çırpıda sözleşmeden çekildiğini ilan etmektedir. Fakat sözleşmenin birinci dereceden muhatapları, sözleşmenin özneleri ve gerçek sahipleri, bu burjuva ikiyüzlülüğe boyun eğmeden sözleşmeye sahip çıkmaktadır. Bu sahipleniş Erdoğan-AKP iktidarının sahtekarlığını deşifre etmekle birlikte, kararlı mücadele dinamiğiyle kazanımlarının gasp edilmesine müsaade etmeyecek, burjuva iktidarın kadın düşmanı yüzünü pazara çıkararak onu karanlığına gömecektir.

Kanal İstanbul Projesindeki ısrar ve esas amaç Montrö’nün boşa çıkarılıp ABD’nin stratejik çıkarlarının kollanmasıdır

Burjuva ikiyüzlülüğün Erdoğan-AKP/MHP iktidarı şahsındaki bir diğer örneği de. İstanbul-Marmarada gerçekleştirilmeye çalışılan kanal projesidir. Kanal projesiyle birlikte gündeme gelen MONTRÖ boğazlar antlaşmasına dönük tartışmalara, ‘‘MONTRÖ ile alakası yok‘‘ diye yanıt veren Erdoğan ve iktidar güruhunun ikiyüzlü sahtekarlığı bugünkü gelişmelerle açığa çıkmıştır. Boğazlar anlaşması gereğince Karadeniz’e savaş gemilerinin girişinin engellenmesi ABD’nin stratejik ve somut stratejilerine ters düşmektedir. Mevcut durumda Rusya ile yaşadığı dalaş-çatışmalarında Karadeniz’e savaş gemilerini gönderemeyen ABD, MONTRÖ anlaşmasını boşa çıkaran Kanal İstanbul projesinin arkasındaki gerçek neden olduğu alenileşmiştir. Daha doğrusu, Erdoğan-AKP iktidarının, ABD’nin bu talep veya sorununa yanıt olabilme temelinde İstanbul Kanal projesini gündeme getirdiği çıplak biçimde görülüp anlaşılmaktadır.

Kuşkusuz ki, belli bir rant devşirmesi de projeyle hedeflenmektedir. Fakat, Erdoğan-AKP iktidarı bu projeyi esasta MONTRÖ anlaşmasını boşa çıkararak ABD’nin Karadeniz’e savaş gemilerini göndermesini olanaklı kılmak için gündeme getirdiği anlaşılmaktadır. İktidarı sarsıntıda olan Erdoğan-AKP güruhunun bugünkü ısrarı, yitirmiş olduğu ABD desteğini alarak iktidarda kalmayı sağlamak içindir. Kanal İstanbul projesinin bir kalkınma projesi olduğunu, MONTRÖ ile alakasının olmadığını ısrarla söyleyen Erdoğan-AKP iktidarı bugün MONTRÖ’den çekilme olasılığına ışık yakması tam da bu sebeptendir. Çevre felaketine yol açması açık olan bu projede ısrar etmesinin nedeni ABD emperyalizmine yaranmaktan, onun desteğini almaktan ve iktidarını bu yolla garanti etmekten başka bir şey değildir.

Elbette Kanal İstanbul projesiyle büyük bir rant ve vurgun sağlanmaktadır. Ne İstanbul’un rahatlatılması, kalkındırılması ve daha iyi şartlara kavuşturulması, ne de rant gerçek neden değildir; gerçek neden ABD emperyalizmine mesaj vermek ve onun çıkarlarına uygun hareket etmektir. Tüm inkara, yalana ve ikiyüzlülüğe karşın, asıl amaç Montrö’nün boşa çıkarılıp ABD’nin stratejik çıkarlarının kollanmasıdır. Ki bununla sallantıda olan iktidar da sağlama alınmış olacaktır. Ancak görülen o ki, Erdoğan’ın bu emelleri de Gare saldırısındaki emelleri gibi kursağında kalacaktır.

Kitlelerin burjuva klik alternatiflerine mi, yoksa devrimci alternatife mi çekileceği sorusu, siyasi teşhirin tüm burjuva kliklere dönük yapılmasını şartlar

Faşist iktidara karşı gelişen her türden muhalefet bu iktidarı zorlayarak gerilemesine zemin sunar ve demokratik, devrimci mücadelenin yararına koşulların gelişmesine vesile olur. Devrimci alternatif bu muhalefetler zemininin gelişmesinden yararlanırken, tutarlı demokratik devrimci mücadele esasına oturur. Bu anlamda faşist iktidarı zayıflatacak her türden muhalefetin gelişmesine kayıtsız kalmaz ama devrimci mücadelenin geliştirilmesini perspektif edinir, buna dayanır. Her toplumsal sorun ve huzursuzluktan olduğu gibi, komprador tekelci klikler arasındaki çelişki ve çatlaklardan da yararlanır. Hiç bir kliği destekleyen pozisyonuna düşmeden ama bu kliklerden birinin işine yarar kaygısıyla da iktidardaki kliğin siyasi teşhirini yapmaktan geri durmaz.

Burjuva klikler iktidar hedefleri için ikiyüzlüce toplumsal sorun ve çelişkileri manivela edip kullansa da, devrimci siyaset bu sorun ve çelişkilere kayıtsız kalmadan kendi perspektifinden siyasal teşhir faaliyetini yürütür. Bu faaliyetini esasta iktidardaki kliğe yöneltse de, muhalefetteki burjuva klikleri de siyasi teşhir hedefinden tecrit etmez. Kitlelerin burjuva klik alternatiflerine mi, yoksa devrimci alternatife mi çekileceği sorusu, bu siyasi teşhirin tüm burjuva kliklere dönük yapılmasını şartlar. Ve hiç kuskusuz ki, devrimci ajitasyon-propagandanın yürüteceği siyasi teşhir kitlelerin devrimci alternatifte örgütlenmesini hedefler. Bunun için siyasi teşhirin etkili ve iktidar kliğini esas alsa da, son tahlilde tüm burjuva kliklere dönük yürütülmesini koşullar.

Devrimci mücadelenin en militan biçimlerinin sergilenmesi elzemdir

Devrimin politik hattı nasıl biçimlenmelidir? Şayet bir mücadele cephesinde dönemsel tıkanıklıklar ya da dönemsel zorluklar varsa, mücadeleye olanaklı olan diğer alan ve biçimlerde yürütmek, buralarda sağlanan birikimlerle tıkanıklıkları aşmak olmalıdır. Siyaset perspektifi bu olmalıdır. Stratejik yönelimi unutmamak kaydıyla, bu yönelimi güçlendirecek olan taktiklerin izlenmesi devrimci siyasetin görevidir.  Bugün her türden devrimci mücadele ve eylem meşru olarak ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı karşılama temelinde burjuvazinin siyasi teşhirini yaparak kitlelerin devrimci alternatife akmasını sağlamak küçümsenemez bir görevdir. Genel kavrayış şu ki, devrimci açıdan meşru olan hiç bir mücadele biçimi, bir diğeriyle karşı karşıya konulamaz. Devrimci mücadelenin en militan biçimlerinin sergilenmesi elzemdir. Lakin bunu yaparken, bunu destekleyecek olan ve katkı sunan diğer mücadele biçimleri de etkili olarak yürütülmeli. Siyasi mücadelenin bütün araç ve eylem türü geçerli olmakla birlikte, yürütülmesi gerekendir. Yürütülmesi daha ‘‘kolay‘‘ olan görevleri gerçekleştirerek, bunlardan başlayarak daha ‘‘zor‘‘ olan görevleri gerçekleştirme perspektifiyle hareket edilmeli, somut çelişkilerden genel mücadele örgütlenmelidir.

Bugün nesnel şartlar uygundur. Mücadelenin büyümesinin nesnel dinamikleri mevcuttur. Siyasi baskıların göğüslenmesi temel sorundur. Bu baskılara karşı etkili mücadele, kitleselleşmiş mücadele ile daha güçlü sergilenebilir. Kitlelerin burjuva kliklerin ideolojik-siyasi etkisinden kurtarılması bunun için önem kazanır. Burjuvazinin siyasi teşhiri de burada anlam kazanır.



More in Perspektif