
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu idaresi, aralarında siyasetçi Ayla Akat Ata’nın da bulunduğu 51 kadın tutuklu hakkında 15 Ağustos’ta halay çektikleri ve Kürtçe şarkı söyledikleri için “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” gerekçesiyle disiplin soruşturması başlattı. Başlatılan disiplin soruşturması sonucunda “iyi halli” olan tutsaklara 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 43’ncü maddesinin 2’nci fıkrasının c bendinde yer alan “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” iddiasıyla “bir ay haberleşme ve iletişim araçlarından (mektup, telefon, fax) yoksun bırakma veya kısıtlama”, “iyi halli” olmayan tutuklulara ise aynı kanunun 48’inci maddesi kapsamında “bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” yönünde disiplin cezası verildi.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, hapishane idaresi tarafından hazırlanan soruşturma tutanağında, tutukluların sosyal aktivite amacıyla yaptıkları kutlama, “örgütsel” olarak yorumlanırken, yine tutanağa “sözde kutlama” olarak yansıtılması dikkat çekti. Tanıklıklarına başvurulan gardiyanlardan Tuğçe Altuntaş ile Fulya Ekinci, tutukluların yüksek sesle Kürtçe metin okuduklarını söyledi. Ancak ne okunduğuna dair ifade tutanağında bir bilgiye yer verilmedi.
Kadın tutuklulara başlatılan disiplin soruşturmasına ilişkin cezaevi idaresine verdikleri ifadede, 1 Mart 2020 tarihinden bu yana devam eden pandemi koşulları gerekçe gösterilerek ellerinden alınan sosyal aktivite haklarına dikkat çekti. Uzun bir zamandır hiçbir sosyal, kültürel, eğitsel faaliyetlere katılmadıklarını, kütüphane, spor sahası, bahçe gibi alandan yararlanamadıklarını, aile görüşünü de nadiren ve kapalı olarak yapabildiklerini, bu nedenle ağır bir tecrit altında olduklarını vurgulayan kadınlar “İnsan tür olarak sosyal bir varlıktır. İnsanı kendi varoluşu dışında başka bir şekilde yaşamaya zorlayınca zulüm edilmiş olunur. Cezaların zulme dönüşmesi tutuklu ve hükümlülerin haklarının tanınmasıyla engellenebilir. Hak ve hukuk yoksa cezadan söz edilemez” dedi.
‘Halay Çekmek Suç Değildir’
Koğuş havalandırmasında toplanarak şarkı söylemenin, halay çekmenin suç sayılamayacağını, yine slogan atmanın da suç olmadığını, bu fiillerin suç sayılabilmesi için başkaca koşulların oluşması gerektiğine dair üst mahkemelerin kararlarının bulunduğunu aktaran tutuklu kadınlar, AYM, Yargıtay ve AİHM kararlarını emsal olarak gösterdi.
Cezaevi idaresinin disiplin cezası kararına itiraz eden tutuklular kararı bir üst merci olan İnfaz Hakimliği’ne taşıdı. Ankara Batı 2’nci İnfaz Hakimliği tutukluların itirazına karşı 23 Kasım’da kararı değerlendirmek ve tutukluların savunmalarını almak üzere duruşma gerçekleştirdi. Ankara Batı 2’nci İnfaz Hakimliği’ne Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’ndan bağlanan tutuklular, Kürtçe savunma yapabilmek için savunma talebinde bulundu. Tutukluların Türkçe bilmelerini gerekçe gösteren hakimlik, tercüman ücretinin kendileri tarafından karşılanması suretiyle tercüman atayacağını belirtti. Tutuklular anadillerinde savunma yapmanın yasal hakları olduğunu belirterek tercüman ücreti ödemeyi reddetti.
Öte yandan başlatılan soruşturma gerekçe gösterilerek Hanım Yıldırım, Jiyan Ateş ve Rojdan Erez’in tahliyeleri engellendi.









