
Doğru ile yanlış arasındaki mücadele, her mücadele zemininde geçerli olan ya da her mücadelenin temelini oluşturan evrenselliğe sahiptir. İster ideolojik ister siyasi ister politik ve isterse ekonomik çehreli olsun, her nevi karşıtlığın konumlandığı zemin istisnasız olarak doğru ile yanlış zeminindeki çatışmadır. Çelişki ve çatışmanın, dolayısıyla mücadelenin her biçimi, doğru ile yanlış arasındaki husumetin çözülmesini barındırır. Bu husumet, dünyanın her coğrafyasında, her toplumsal sistemde, bu sistemlerdeki her çelişkide temel halkayı oluşturur. Kısacası bütün mücadeleler doğru-yanlış ekseninde döner ya da bu eksen etrafında biçimlenip anlam kazanırlar.
Mücadele sebepsiz değildir. Karşıtların birliği temelinde gerekçe bulur. Mücadelenin tüm sebep veya gerekçelerinde doğru-yanlış niteliği vardır. Her mücadele biçimi, niteliği, türü son tahlilde doğru-yanlış temsiliyeti taşır. Doğru ile yanlışın olmadığı tek çatışma, tek mücadele ve savaşım yoktur. Bu, doğru ile yanlış çatışmasından bağımsız olmayan mücadelenin evrenselliğidir. Mücadele evrensel ise, mücadelenin varlık gerekçeleri de evrenseldir.
Doğru-yanlış çatışması aynı zamanda bir nitelik ve bir bilim sorunudur. Doğrudan bahsedildiği yerde yanlış da var demektir. İkisi arasındaki mücadele bilimin temelidir. Doğru, bir niteliği ifade ederek bilimselliği barındırır. Zira gelişme bu mücadelenin eseridir. Doğru bilimseldir, bilimsel olan doğrudur. Buna karşın, yanlış da bir niteliktir fakat bilimsel değil, bilimselliğin karşıtıdır. İki niteliğin mücadelesi karşılıklı olarak birbirlerinin gelişmesini koşullar, ilerlemeye yol açar. Bu diyalektiktir. Diyalektik bilimseldir. Bilimsel olan doğrudur, doğru ise bilimsel bir niteliktir. Bu nitelik gelişmenin esas dinamiğidir.
O halde gelişme esasta doğrunun, dolayısıyla esasta bilimsel niteliğin ürünüdür. Yanlış, yani bilimsel olamayan ise, gelişmenin sadece bir vesilesidir, bilimsel olanla mücadele unsuru olarak gelişmenin tali bir sebebidir. Gelişmenin özü niteliktir, sebebi ise biçimdir. Nitelik özdür, biçim ise niceliktir. Gelişme ve mücadele sürecinin toplamı öz-biçim/nitelik ve niceliği barındırır. Fakat bu sürecin tümünde tayin edici olan öz veya niteliktir. Bu öz veya nitelik olmaksızın gelişim, değişim ve ilerleme sağlanamaz, mücadele doğru orantılı sonuçlara ulaştırılamaz.
Bilimsellik devrimci çizginin önkoşulu, temel yapısıdır
İlerleme ve ilerlemenin dinamiği olan mücadele bir çizgi sorunudur. Çizgi bilimsel olarak saptanmış amaç ve belirli ilkeler, bu amaç ve ilkelere uygun biçimlenen strateji ve plan, bu stratejik plana uygun belirlenmiş siyaset ve taktikler toplamından oluşur. Ve bu çizgi, tikel ve total türevleriyle tüm mücadeleye, mücadele biçimleri, araçları ve yöntemlerine komuta ederek, nicel ve nitel kapsamda gelişim ve değişim gücünün silahı olarak hayati derecede belirleyici rol oynar. Gerici olanın kökten tasfiye edilip, yerine devrimci olanın inşa edilmesi bu çizgiyle ve/veya bu çizginin teori-pratik birliği içinde hayata geçirilmesiyle mümkün olur.
Bu, çizginin maddi araçta temsil edilmesi, somut olgu ve mekanizmalarla pratikleştirilmesi şartını kesin kılar. Çizginin devrimci niteliği ve pratikteki devrimciliği esasta bu zeminde karşılık bulur. Bilimsellik devrimci çizginin önkoşulu, temel yapısıdır ama değiştirme pratiği onun zorunlu ve tutarlı sonucu, doğru orantılı yansımasıdır.
Doğru, bilimsel ve devrimci çizgi niteliği başarının ya da devrimci başarının temelidir. Fakat doğru çizgi kendiliğinden devrimci başarı getirmez ya da bu başarı için yetmez. Bilimsel-doğru çizginin devrimci başarıya ulaşmasının zorunlu koşulu onun pratikleştirilmesidir. Çizginin teorik zemindeki devrimciliği ancak pratikteki devrimcilikle birleştiğinde gerçek manada devrimci niteliğe, somut güce kavuşabilir. Bu da teorik çizginin stratejik plan, somut araçlar, yöntemler ve siyasetlerde billurlaşıp, pratikte temsil edilmesini gerekli kılar. Doğru-bilimsel çizgi her şart ve koşulda başarıya ulaşmaz.
Başarıya ulaşması için nesnel ve öznel şartların yeterliliği kadar, doğru stratejinin, doğru araç ve yöntemlerin, doğru siyaset ve taktiklerin ve nihayetinde kararlı bir iradenin olmasını talep eder. Bunların toplamı bir niteliğe ve elbette bir niceliğe tekabül eder. Eğer yeterli nitelik ve bunu besleyen yeterli bir nicelik yoksa, çizginin başarısı olanaklı olmaz. Nitekim gerek dünya ölçeğinde ve gerekse de coğrafyamızda MLM ideoloji-bilimi temelinde komünist devrimci çizgiler mevcut olmasına karşın (kısmi devrimci başarıları ve eski devrimleri bir kenara bırakırsak), henüz devrim başarısı elde etmiş değiller.
Lakin bu durum onların komünist devrimci çizgi ve niteliğini ortadan kaldırmaz. Geçici olarak ve belli koşullara bağlı olarak pratik zeminde komünist devrimci çizgi zayıflıklar gösterebilir, hatta ciddi gerilemeler yaşayabilir. Tersinden komünist devrimci çizgi ve niteliğe sahip olmayan hareketler gelişebilir. Bu pratik durum, iki çizgi ve niteliğin kıyaslanmasına yeterli olmadığı gibi, komünist çizgi aleyhine sonuçlar çıkarmaya da yetmez.
Özcesi, somut başarı ya da başarısızlık devrimci niteliğin belirleyici kıstası olamaz. Bunun gibi, güç olmak, mücadele pratiğinde ilerde olmak, hatta pratik savaşta ileride olmak da tek başına devrimci niteliğin ölçütü olamaz. Komünist devrimci niteliğe sahip olmadıkları halde büyük siyasi güç olma ve başarılı mücadeleler yürütme durumunda olan hareketler vardır. Mücadele pratiği ve siyasi güç olma durumu komünist devrimciliğin veya çizginin kıstası olsaydı, bugünkü şartlarda komünist devrimcileri küçük burjuva, küçük burjuva veya ulusal hareketleri ise komünist devrimci yapılar olarak değerlendirmek durumunda kalırdık.
Oysa, belirleyici olan andaki pratik ve güç değil, stratejik konumlanma, yönelim ve ideolojik-siyasi çizgidir. Çizginin veya niteliğin tayin edici olması, niceliğin ise tali bir etmen olması reel politik tarafından desteklenen doğrudur. Komünist devrimciler güçsüz olup mücadele pratikleri zayıfken, daha farklı niteliklerdeki demokratik hareketler büyük güçtür ve mücadele pratikleri gelişkindir. Bu durum bilimsel çizginin sorgulanması için belirleyici öge değildir, olamaz. Kuşkusuz ki, mücadele pratiği, siyasi güç durumu belli bir ölçüttür ama belirleyici ölçü değildir, özellikle niteliğin tespit edilmesinde belirleyici kıstas olamaz.
Başarı için bilimsel devrimci çizgiyle birlikte iyi bir plan-strateji şarttır
Yanlış çizgiyle devrimci ısrar gösterilebilir ancak stratejik başarı genel olarak elde edilemez. Başarı elde edilse bile bu başarı taktik ya da geçici bir başarıdan ileri geçmez ve saptanan nihai hedefe kadar ilerletilip sürdürülemez. Nitekim devrimler tarihinde görüldüğü gibi, komünist olmayan küçük-burjuva devrimci önderlik ve çizgiler devrim gerçekleştirme gibi büyük başarılara imza atmıştır. Ne var ki, bu devrimler ne sosyalist toplumu inşa edebilmiş ne de komünist toplum yürüyüşüne uygun ilerleme göstermişlerdir. Bilakis sosyalist nitelikten daha geri iktidar ve devlet biçimleri olarak biçimlenmiş, devrimci ilerleme sürecine girmeyip yaptıkları devrimlere çakılıp kalmışlardır. (Küba devrimi buna bir örnektir.) Bunların aksine Çin devrimi ise, MLM komünist çizgi ve önderlik altında ilk aşama olarak Yeni Demokratik Devrim niteliğinde devrimini gerçekleşmiş ve komünist çizgi doğrultusunda giderek sosyalizmi inşa etmiş, Kültür Devrimiyle komünist toplum hedefine uygun ilerleme yolu izlemiştir.
Yukarıda işaret ettiğimiz gibi, komünist çizgi de mutlak başarı çizgisiyle ilerlemez; yenilgiler, gerilemeler, iniş-çıkışlar gösterir, yaşar. Bu, devrim ile karşı-devrim arasındaki konjonktürle ve somut güç dengeleri, bir dizi koşul ve nedene bağlı olarak mümkünken, izlenen siyasetler ve somutta cereyan eden sınıflar mücadelesinin inişli-çıkışlı doğasına da uygundur. Gerçekleştirilmiş olan devrimler veya inşa edilmiş sosyalizm şartlarında sınıflar mücadelesi tüm keskinliğiyle devam etmektedir. Bu mücadele uluslararası müdahale ve kışkırtmalarla iyice ağırlaşmaktadır. Dolayısıyla sosyalizm şartlarında ‘‘kimin kazanacağı henüz karara bağlanmış değildir.” İşte bu zeminde komünist çizgi ve önderliklere rağmen farklı koşullarda biçimlenip süren sınıflar mücadelesinde burjuvazi başarı kazanarak sosyalist kampı yenilgiye uğratmayı başarmıştır.
Yani, komünist çizgilerin sınıflar mücadelesinde yenilgiler alması tamamen olağandır ve sınıflar mücadelesi doğasına uygundur. Bu yenilgiler, komünist çizginin yanlışlığını kanıtlamaz. Olsa olsa eksikliklerini, hatalarını, zayıflıklarını gösterir. Burjuva emperyalist kampın sosyalist kampı yenmesi, onun bilimselliğini, doğruluğunu ve elbette yenilmezliğini kanıtlamaz, bunun gibi sosyalizmin yanlışlığını da göstermez.
Başarı ve başarısızlık bir dizi neden ve koşul tarafından şartlanır, olanaklı hale getirilir. Sadece bilimsel olmak veya sadece doğru devrimci çizgiye sahip olmak her somutta başarının garantisi olmaz. Bu başarı için, güçler dengesi rol oynar. Nesnel koşullar rol oynar. Sübjektif şartlar rol oynar vb. vs. Bilimsel devrimci çizgiyle birlikte iyi bir plan-strateji şarttır başarı için. Bu planın uygulanması için nesnel şartların uygun-lehte olması, bu planı uygulayacak araç ve gücün yetkin ve yeterli olması, bu araç ve gücün nesnel gerçeğe uygun siyaset ve taktikler belirlemesi, en önemlisi de belirlenen bu siyaset ve taktiklerin hayata geçirilmesi için gerekli olan kararlı iradenin, yani insan gücü ve iradesinin mevcut olup kararlılıkla pratik eyleme geçmesi şarttır. Başarının teminatı budur.
Yanlış araç, yöntem ve siyasetlerle doğru sonuçlara ulaşılamaz. Eğer ulaşılırsa, bu, gerçek manada bir tesadüf olur. Ki, elde edilen bu sonuçlar uzun vadede korunup sürdürülemezler. Çünkü, tayin edici olan nicelik değil, niteliktir; salt askeri güç veya göreli başarı değil, ideolojik-siyasi çizgidir. Emperyalist veya gerici devletlerin desteğiyle askeri olarak güçlenmek ve bu güçle belli başarılar elde etmek mümkündür. Hatta konjonktürle şartların sunduğu olanak ve avantajlarla geçici olarak güçlenip başarılar sağlamak mümkündür. Sosyalist devrimlerin revaçta olduğu koşullarda ulusal hareketler veya küçük-burjuva devrimci çizgiye sahip hareketlerin gelişme olanağı yakalayarak önemli başarılar elde etmesi mümkündür, böyle de oldu. Ancak, ne gerici sınıf ve güçlere dayanarak elde edilen güç ve başarılar kalıcı olabilir, ne de konjonktürel şartlardan yararlanarak elde edilen başarılar kalıcı olabilir.
Yaşanan bir dizi tecrübe bunu kanıtlamaktadır. Emperyalist güçlere dayanarak elde edilen güç ve başarılar gerçek bir başarı getirebilir mi? Hayır. Bu başarı veya çizgiler son tahlilde emperyalizmin oyuncağı olmaktan ya da gerisin geri emperyalist masalarda meze edilerek köleleştirilme akıbetinden kurtulamamıştır. Kısacası, nitelikten, komünist devrimci çizgiden yoksun olarak, şu veya bu temelde askeri olarak güçlenmek belirleyici değildir. Bu güç geçicidir, başarısı da geçici ve taktiktir. Stratejik güç ve başarı komünist çizginin eseridir. Komünist çizgi olmadan hiçbir güç stratejik zafere yürüyemez, kalıcı başarılar elde edip amaca doğru yürüyüşünü sürdüremez.
Günün ihtiyacı doğru çizgiyle devrimci eylemi öngören militan duruştur
Nesnel şartlarla uyumlu bilimsel teori ışığında kurulan doğru strateji ve siyasetle, doğru araç ve yöntemlerle, doğru pratik ve biçimlerle örgütlenmiş mücadele ve bu mücadelede kararlı militan tavırla eyleme dökülen savaş pratiğiyle temsil edilen komünist çizgi her başarının anahtarı, zaferin değişmez ihtiyacıdır. Doğru çizgiyle küçük güçler büyük güce ilerletilebilir, hatta olmayan güçler devasa boyutlarda tesis edilebilir. Buna karşın, yanlış çizgiyle en büyük güçler yenilgilere mahkum edilerek yok edilebilir. Doğru fikir yenilmez bir güce dönüşebilir. Kaypakkaya yoldaşın doğru fikirlerden başka bir gücü yoktu. Doğru fikirleriyle günümüze uzanan büyük bir gücü yarattı. Öte taraftan yanlış fikirler ise arkasındaki devasa gücü kaybedebilir. Hitler faşizmi büyük kitle desteğine sahip olarak sahneye çıktı, her şeyini kaybedip intihar etmekten kurtulamadı.
Güçlenmenin de zayıflamanın da tarihsel sebepleri, somut nedenleri, iç ve dış siyasi şartları, birden fazla etmenleri vardır. Bilimsel analitik yaklaşım bütün bunları dikkate almak ve her süreci, olgu ve gelişmeyi neden-sonuç ilişkisi içinde mütalaa etmek durumundadır. Tek yanlı öznelci ya da toptancı kaba materyalist yaklaşım olay ve olguları açıklama, sürece vakıf olma ve nesnel bilimsel değerlendirmeler yapma yeteneğinden yoksundur. Görünenle yetinen yaklaşım tek yanlı sübjektiftir. Mevcut durum ve gerçekle yetinen yaklaşım devrimci değişimi inkâr ederek kendiliğindenliğe havale eden tasfiyeciliktir.
Objektif gerçeğin ilerisinde tespitler yapmak sol sapma, gerisinde tespitler yapmak sağ sapmadır. Bu, tasfiyeciliğin iki niteliğidir. Yakınmacılık burjuva edilgenliğin çaresizlik halidir. Kararlı ve samimi olmamak ikircik ve tutarsızlığın temelidir. Bütün bu tutum ve bakış açılarının varacağı yer ideolojik-siyasi kırılmadır. Sol da sağ da özünde karamsarlık üretendir. Doğru çizgi bilimsellikle objektiftir, somut durumdan yola çıkarak gerici gerçeği değiştirendir, devrimcidir. Günün ihtiyacı doğru çizgiyle devrimci eylemi öngören militan duruştur. Yapay tartışmalarla çene jimnastiği yapmak en masum haliyle zaman kaybıdır. Gürültü ve hercai sesler içinde boğulan tutum mücadeleden önce kendine faydasızdır. Devrimcilerin derdi görüntüyü kotarmak değil, gerici tabloyu kökten değiştirmek, bunun için eyleme geçmektir. Doğru yöntem, isabetli çaba, öncelikle iş yapma pratiği, devrimci mücadele görevleri için geliştirilmesi gereken niteliktir, devrimci için elzemdir.
Ağız dolusu ‘’yoldaş’’ demenin zamanıdır; birlikte iş yaparak, eylemde bulunarak, devrim mücadelesinde omuz omuza savaşarak. Kendimize uyarıdır. Yürütülüp yapılanları ve ödenen bedelleri unutup inkâr etmeden, gerçek durum adına ama devrimci kaygı temelinde devrimci mücadelenin yetersizliğini, yetmezliklerimizle birlikte teslim edelim tarih önünde. Lakin zayıflığı gösterirken, güçlenmeye işaret edelim, devrime ve devrim uğruna düşenlerimize, halklarımıza karşı sorumluluğumuzdur bu. Ne gerçekten kaçalım ne de devrimci gelecekten kopalım. Kendimize dair eleştirimizde, aymazca yıkmayalım kendimizi, bizi yıkıp yok etmek isteyen düşmanlarımızdan önce. Niteliğimiz devrim için eylem yoldaşlığıdır. Eylemimiz sınıf düşmanlarımıza karşıdır.
Bu makale ilk olarak Halkın Günlüğü Gazetesinde yayınlanmıştır.






