Connect with us

Güncel

2 Eylül Tertip Komitesi: İbrahimleşerek, Mahirleşerek, Denizleşerek direniyor, mücadeleyi büyütüyoruz

2 Eylül Tertip Komitesi, herkesi festivale çağırarak, “Karakollarla, katliamlarla, yıkımlarla bizleri sindirmeye, yok etmeye çalışanlara karşı, Beritanlaşarak, İbrahimleşerek, Mahirleşerek, Denizleşerek direniyor, mücadeleyi büyütüyoruz” dedi.

İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde 2 Eylül Gecekondu Direnişi’nin 48. yıldönümü sebebiyle düzenlenen 2 Eylül Kuruluş Festivali’nin 23’üncüsü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Cemevi’nde gerçekleştiriliyor. “Özgürlük, demokrasi ve adalet için mücadeleyi yükseltiyoruz” şiarı ile yapılan festival, Anadolu Yakası DEDEF, Koçgiri Kültür Derneği, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Pirsultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, DEM Parti, ESP, KÖZ, Partizan, SMF ve TİP tarafından düzenlendi. 

2 Eylül Tertip Komitesi’nin çağrısıyla Ataşehir Pir Sultan Kültür Derneği’nde bir araya gelen çok sayıda kişi Emek Pastanesi’nden 30 Ağustos İlköğretim okuluna sloganlarla yürüdü. Burada basın açıklaması yapıldı.

“2 Eylül 1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşu, dayanışmanın ve mücadelenin tarihe bir iz düşümüdür” vurgusunun yapıldığı açıklamada, “1 Mayıs Mahallesi, devletin askeriyle polisiyle yıkım saldırılarına karşı, devrimcilerle el ele vererek canla başla verilen bir mücadelenin ürünü olarak kuruldu. Bu mücadele ve dayanışma ruhunu bugüne kadar koruyarak yaşattık mahallemizi. Yıkım tehditlerine de, uyuşturucusuyla kumarıyla çeteleriyle yozlaştırma saldırılarına da teslim olmadık, teslim olmayacağız. Aynı devlet ve aynı zihniyet, o günden beri 2 Eylül’ün rövanşını almaya ve mahallemizi sindirmeye çalışmaktadır. Mahallemizi kentsel dönüşüm politikalarıyla, polis ablukalarıyla, yozlaşmayla teslim almaya çalışmaktadır. Mahallemizde kurulan karakol da tamda mahallemizin topyekün bu politikalara teslim olması için uygulanan bir yöntemdir. Çünkü karakol demek; yıkım, çeteleşme, yozlaşma ve baskı demektir. Bizler 1 Mayıs Mahallesi emekçileri, devrimcileri olarak 48 yıl önce, nasıl kurduysak mahallemizi, aynı dayanışma ve mücadele ruhuyla yıkımlara, karakollara, yozlaşmaya ve çeteleşmeye karşı da korumaya devam edeceğiz” denildi.

‘Mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz’

Açıklamada, “Kurulduğu günden bugüne Alevilerin inkarı üzerine hareket eden bu devlet, Alevilere yönelik asimilasyon ve yok sayma politikalarını en etkili şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Cem evleri hala ibadethane statüsüne kavuşturulmamış durumdadır. Sünni İslam inancının temsilcisi olan diyanet işleri başkanlığı alevi halkının vergileriyle işlerini yürütüyor, verdiği hutbelerde Sünnilik dışındaki tüm inançları yok saymaya devam ediyor. Okullarda uygulanmaya başlanan ÇEDES protokolü ile okullara imam ve müezzin atamaları yapılarak okulların daha etkin bir şekilde Sünnilik inancını yayması amaçlanıyor. Bugünde güya alevilik bektaşilik inancını yaşatmak adına kurduğu kurumlarla alevi inancının özünü boşaltmaya ve devletin alevisini yaratmaya çalışmaktadır.  Demokrasiyi savunan tüm kesimleri, diyanet işlerinin kaldırılması ve ÇEDES protokolünün iptali için mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

‘Birleşik mücadeleyi örmek zorundayız’

Sermaye sınıfının karları artarken, emekçilere, ezilenlere düşen ise hep yoksulluk ve sefalet olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Üreten sınıfın sırtından geçinen asalak sermaye sınıfını koruyan devlet, emekçilerin sermaye tarafından daha fazla sömürülmesi için tüm gücüyle görevini icra etmektedir. Bu düzenin emekçilere yoksulluktan, zulümden ve baskıdan başka bir şey getirmediğini bizler çok iyi biliyoruz. Artan yoksullukta kaynaklı çalıştığı halde evinde tenceresini kaynatamayan geniş yığınlara dönüştük. En temel tüketim ürünlerinden başlamak üzere her şeye üst üste gelen zamlar emekçilerin yaşam alanlarını daha da daraltmıştır. Bu pahalılığın elbette sebebi doymak bilmeyen sermaye sınıfının ve onun güvencesi olan devletin ve hükümetin ta kendisidir. En küçük demokratik haklarımızı kazanmak için nasıl mücadele etmemiz gerekiyorsa, yoksulluğa ve zamlara karşı da aynı şekilde emekçilerin birleşik mücadelesini örmek zorundayız” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Ezilenlerin mücadelesi içimizi ısıttı. Ortadoğu’yu bir ateş çemberine çeviren emperyalistlere karşı, Ortadoğu ezilen halklarının yanında yer aldık. İsrail zulmüne karşı Filistin’deki İntifadanın yanında yer alırken, Suriye’de Rojova’nın yanında saf tuttuk. Başta AKP hükümeti ve Türkiye devletinin desteklediği IŞİD ve El- Nusra gibi çetelerin Rojova’yı boğmak için uyguladıkları vahşete karşı tüm güçleriyle direnen Kürt halkının yanında yer aldık ve almaya da devam edeceğiz. 1 Mayıs Mahallesi emekçileri olarak 2 Eylülden aldığımız dayanışma ve mücadele ruhuyla, Rojava’yı boğmak isteyenlere karşıda aktif şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.

‘Beritanlaşarak, İbrahimleşerek, Mahirleşerek, Denizleşerek mücadeleyi büyütüyoruz’

Başta Kürtler olmak üzere tüm ezilenleri ve emekçileri, bir türlü sindiremeyen hükümet, sadece ezilenlere emekçilere değil tüm yaşam alanlarına da düşmanlığını her fırsatta göstermektedir. Madenlerle, santrallerle, barajlarla hakim sınıfın kasasını doldurmak için tüm doğayı katletmekte en ufak bir behis görmemektedir. Kürde, Aleviye, emekçiye düşman bu hükümete ve sisteme karşı eylemli bir mücadeleden başka çaremiz olmadığını biliyoruz. Karakollarla, katliamlarla, yıkımlarla bizleri sindirmeye, yok etmeye çalışanlara karşı, Beritanlaşarak, İbrahimleşerek, Mahirleşerek, Denizleşerek direniyor, mücadeleyi büyütüyoruz. Bundan önce bu saldırı ve yıkımları nasıl boşa çıkarmışsak bundan sonrada aynı birlik ve mücadele ruhuyla boşa çıkaracağımızı biliyoruz. Tüm 1 Mayıs Mahallesi emekçilerini kuruluşumuzun 48. yılı vesilesiyle mücadeleye ve festivalimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz.”

Festival yapılan basın açıklamasının ardından Grup Munzur ve Pınar Aydınlar’ın sahne almasıyla devam ediyor.



Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

More in Güncel