Connect with us

Dünya

17 Haziran ve Yeni Bir Eşik

Avrupa Parlamentosu, 17 Haziran’da ilk kez bir Adalet Bakanı üzerinden Türkiye’de yargıyı oylayacak. Bu karar, Türkiye’deki yargı bağımsızlığı krizi kadar, göçmen pazarlıkları yapan Avrupa’nın da ilkesellik sınavı olacak.

Başlıksız 1

Zeynep Hayır/Almanya

Avrupa Parlamentosu İlk Kez Bir Adalet Bakanı Üzerinden Türkiye’de Yargıyı Tartışıyor

13 Haziran’da Avrupa basınına ve uluslararası kamuoyuna yansıyan bir gelişme, gözleri 17 Haziran’da Avrupa Parlamentosu’nda yapılacak oylamaya çevirdi. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Avrupa Birliği yaptırım mekanizmaları kapsamında değerlendirilmesine yönelik bir çağrının yer aldığı ortaya çıktı. Nihai karar henüz verilmiş değil. Avrupa Parlamentosu söz konusu raporu 17 Haziran’da oylayacak.

Bu nedenle önümüzdeki günlerde gözler Strasbourg’da olacak. Çünkü Avrupa Parlamentosu ilk kez Türkiye’de görev yapan bir Adalet Bakanı’nı yaptırım tartışmalarının merkezine taşıyan bir metni görüşmeye hazırlanıyor. Gündemdeki isim Akın Gürlek. Ancak tartışma yalnızca Akın Gürlek’in şahsıyla ilgili değil. Asıl mesele, uzun yıllardır Türkiye’de büyüyen ve son dönemde daha görünür hale gelen yargı bağımsızlığı tartışmaları.

Avrupa Parlamentosu’nda hazırlanan raporda, Türkiye’de hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı konusunda ciddi kaygılar dile getiriliyor. Özellikle muhalefete yönelik soruşturmalar, belediyelere dönük operasyonlar, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri hakkında açılan davalar Avrupa kurumlarının uzun süredir eleştirdiği başlıklar arasında yer alıyor.

Son dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmalar ve Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen süreçler de bu tartışmaların merkezinde bulunuyor. Avrupa’daki birçok siyasetçi ve hukuk çevresi, bu dosyaların yalnızca hukuki süreçler olarak değil, aynı zamanda siyasal yaşamı doğrudan etkileyen gelişmeler olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Ankara ise bu eleştirileri reddediyor.

Türkiye hükümeti ve Adalet Bakanlığı, Türk yargısının bağımsız olduğunu, mahkemelerin kararlarını anayasa ve yasalar çerçevesinde verdiğini belirtiyor. Avrupa Parlamentosu’ndan gelen eleştiriler ise Türkiye’nin iç işlerine müdahale olarak değerlendiriliyor. 17 Haziran’daki oylamanın sonucunda Akın Gürlek’in adının ertesi gün bir yaptırım listesine yazılması beklenmiyor. Avrupa Parlamentosu’nun böyle bir yetkisi bulunmuyor. Ancak kabul edilmesi halinde rapor, Avrupa Birliği kurumlarına ve üye ülkelere güçlü bir siyasi mesaj niteliği taşıyacak.

Bu nedenle oylamanın önemi alınacak hukuki sonuçlardan çok, vereceği siyasi mesajda yatıyor. Çünkü Avrupa Parlamentosu ilk kez Türkiye’deki yargı tartışmalarını belirli bir isim üzerinden uluslararası gündemin merkezine taşıyor. Bu durum yalnızca bugünün siyasi iklimiyle ilgili değil. Aynı zamanda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yıllardır devam eden hukuk devleti, demokratik standartlar ve temel haklar tartışmalarında yeni bir aşamaya işaret ediyor.

Ancak burada dikkat çeken başka bir gerçeklik de bulunuyor. Son yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, Avrupa Konseyi’nin çeşitli kararlarının karşılıksız kalması ve uluslararası hukuk kurumlarının eleştirilerine rağmen Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilişkilerini sürdürmesi sık sık tartışma konusu oldu. Özellikle göç politikaları söz konusu olduğunda Avrupa’nın insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti konularındaki tutumunun ne ölçüde ilkesel, ne ölçüde stratejik olduğu yönündeki sorular da giderek daha yüksek sesle soruluyor. Bir yanda hukuk devleti ve demokrasi vurgusu yapan Avrupa kurumları bulunuyor. Diğer yanda ise milyonlarca göçmeni Avrupa sınırlarının dışında tutan anlaşmalar nedeniyle Türkiye ile ilişkilerini sürdürmeye devam eden aynı Avrupa var.

Bu nedenle 17 Haziran’da Strasbourg’dan çıkacak karar yalnızca Ankara açısından değil, Avrupa Birliği açısından da bir sınav niteliği taşıyor. Eğer rapor kabul edilirse ortaya çıkacak asıl soru, metinde yazanlardan çok sonrasında ne yapılacağı olacak. Bu karar yeni bir sürecin başlangıcı mı olacak? Yoksa geçmişte olduğu gibi raporların, tavsiye kararlarının ve diplomatik açıklamaların arasına eklenen bir başka siyasi metin olarak mı kalacak? 17 Haziran’da oylanacak olan belki bir rapor. Ancak tartışılan konu yalnızca Akın Gürlek değil. Tartışılan, Türkiye’de yargının durumu kadar, Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları konusundaki söylemlerinin ne kadarının siyasi, ne kadarının ilkesel olduğu sorusu. Bu sorunun yanıtını ise yalnızca 17 Haziran’daki oylama değil, oylamadan sonra atılacak ya da atılmayacak adımlar gösterecek.



Haziran 2026
PSÇPCCP
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930 

More in Dünya