
Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilinin 45. Yılında Kaypakkaya’yı anmak ve 68 hareketinin 50. Yılında devrimci mücadeleyi ve görevleri konuşmak adına düzenlenen sempozyumun ikinci oturumu başladı. İkinci oturumda modaratörlük görevini Bekir Zengin üstlendi. Panele Mücadele Birliği’nden Vefa Serdar, Partizan’dan Rahime Karvar, ESP’den Emin Orhan, ÖSP’den Sinan Çiftyürek ve Birleşik Devrimci Parti’den Çağdaş Balcı katıldı.
İlk konuşmayı Mücadele Birliği adına Vefa Serdar yaptı. 68 hareketinin 2 yönlü olduğunu ifade eden Serdar, birinin dünya birinin de ülkemiz ölçekli ele alınması gerektiğini belirtti. Dünyadaki ekonomik krizden bahsetmeden 68’den bahsetmenin mümkün olmadığı belirten Serdar, aynı zamanda 68 hareketinin parlamentarist ve reformist anlayışlardan kopmak demek olduğunu ifade etti. 71’in çıkışının özünün silahlı mücadele olduğunu ifade eden Serdar, bu dönemdeki komünist önderlerin devrimci/komünist bir ordu kurma hedefinde olduklarını ifade etti. Kaypakkaya’nın Türkiye sosyalist hareketi içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Serdar, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını tartışan ilk kişinin de Kaypakkaya olduğunu belirtti. Denizlerin ve Mahirlerin üzerinde durduğu en önemli meselenin birleşik devrimci mücadele olduğunu vurgulayan Serdar, Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin de bu anlayış doğrultusunda ancak ve ancak birleşik bir mücadele ile olacağını söyledi. Devrimci güçlerin ortak bir program çerçevesinde bir araya gelmesi gerektiğini ifade eden Serdar, aksi taktir de Hitler faşizmi günlerinin ülkemizde yaşanacağını belirtti. Siyasi iktidarın seçimle gitmeyeceğini belirten Serdar, güçlü bir komünist önderliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Serdar’ın ardından sözü ÖSP adına Sinan Çiftyürek aldı. Konuşmasına İbrahim Kaypakkaya ve Haki Karer ile 4’leri anarak başlayan Çiftyürek 68’in bir başkaldırı olduğunu ifade ederek, Kürdistan ve Türkiye olmak üzere 2 başlıkta 68’i değerlendirdi. Onların söylemi ile teorileri arasında makas olmadığını ifade eden Çiftyürek, devrimci önderlerin geçmişi tekrarlamadıkları için önder olduklarını vurguladı. Yakın tarihte gerçekleşen Irak’taki seçimlere değinen Çiftyürek, Kürdistan bölgesindeki halkın bağımsızlığı seçtiğini, Irak’ın ise şoven milliyetçiliğini seçtiğini ifade etti. Kürt halkının bağımsızlık hakkının koşulsuz desteklenmesi gerektiğini ifade eden Çiftyürek, Kürdistan halkının 4 parçada ortak bir ruhla mücadele ettiğini belirtti. Ayrıca Çiftyürek Kürdi bir seçim ittifakı oluşturmak gerektiğini ifade etti.
Çiftyürek’ten sonra ise Ezilenlerin Sosyalist Partisi adına Emin Orhan konuşma yaptı. 68’in en kitlesel olduğu ülkelerden birinin Türkiye ve Kürdistan olduğunu belirten Orhan, 68’in çıkışının fikirsel buhrana karşı önemli bir yerde durduğunu ifade etti. 68’in geleneksel olana bir itiraz olduğunu ifade eden Orhan aynı zamanda ezilenlerin ve emekçilerin evrensel bir çözüm arayışı olduğunu ve bunu inşa ettiğini belirtti. Kaypakkaya’nın Kemalizm’den esaslı bir kopuşu beraberinde getirdiğini ve beraberinde de devrimci bir yol çizdiğini ifade etti. O günkü koşullarında, bugünkü koşullar gibi evrensel bir bunalım döneminde olunduğunu belirten Orhan, birlikte mücadelenin esas alınmasını gerektiğini söyledi ve birleşik mücadeleye çağrı yaptı.
Birleşik Devrimci Parti adına ise Çağdaş Balcı sözü aldı. Rojava Devrimi ile 68 ruhunun tekrardan Kürdistan topraklarında canlandığını ifade eden Balcı, 68’in, 71 kopuşuna temel olmasından kaynaklı önemli bir hareket olduğunu belirtti. 71’in ülkemizde iktidar perspektifli bir mücadele sürecini başlattığını ifade eden Balcı, Avrupa’da başlayan 68 hareketine dair bilgi verdi. Bu sempozyuma katılan kurumların tamamının 71 kopuşunu esas alması, 68 hareketinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Balcı, o dönem devrimcilerin kendilerini var ettiği alan olan TİP’in revizyonist niteliğinden bahsederek bu kopuşun nedenlerini ortaya koydu. Balcı, 68 hareketi ve 71 kopuşunun bir tarih yazımı olduğunu ve Rojava Devrimi ile genç kuşağın da yeniden bir tarih yazma imkânı bulduğunu ifade etti.
Partizan adına söz alan Rahime Karvar ise Büyük Proleter Kültür Devrimi’ne değinerek 68’in dünya da yankılarına örnekler verdi. Leninizm ve Maoculuğun 68 direnişi ile birlikte bütün dünyaya yayılan bir fikir ve mücadele hattı oluşturduğunu vurguladı. Karvar, Türkiye’de 68’in bir devrim ve perspektif arayışı sonucu çıktığını ve 71’le birlikte bir silahlı mücadele perspektifine büründüğünü belirtti. “Barikat sokağı kapatıyor ama ufukları açıyor” sözünü hatırlatan Karvar, 68 ile birlikte kadın, LGBTİ alanlarında da bir ufuk açıldığını ifade etti. Karvar gerçekçi olmayı birleşik devrimci mücadeleyi doğru bir şekilde ele olmak olduğunu ifade ederek seçimlere dair ittifaktan yana olduklarını belirtti.
Karvar’ın konuşmasının ardından sempozyum serbest kürsü gerçekleşti.














