
Yadigar Aygün/ İstanbul
1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ne sayılı günler kaldı. Bu yılda her yıl olduğu gibi gençlik örgütleri ve öğrenciler geleceksizliğe, iş cinayetlerine, ekonomik krize, emek sömürüsüne karşı 1 Mayıs’ta sokaklarda, alanlarda olacak. Sorularımızı yanıtlayan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), 1 Mayıs alanın Taksim Meydanı olduğuna dikkati çekerek tüm gençleri, 1 Mayıs alanlarında olmaya çağırdı.
Saraçhane eylemleri ile birlikte üniversite öğrencileri ve ardından lisedeki öğrenciler keyfi öğretmen sürgünlerine karşı ayakta. Gençler, hangi politik koşullarda 1 Mayıs’ta gidiyor?
SGDF: 19 Mart’tan bu yana büyük bir gençlik mücadelesinin açığa çıktığını söyleyebiliriz. Üniversitelerden başlayarak giderek artan gençlik mücadelesi, sıralardan sokaklara tüm gençliği “genel grev, genel boykot” çağrısı etrafında topluyor. Bu çağrıya büyük bir katılımla uyan gençlik, artık sokaklarda direnişini büyütmekte kararlı. 19 Mart’tan sonra açığa çıkan gençlik direnişini yalnızca İmamoğlu’nun tutuklanmış olmasına indirgemek yanlış bir analiz olacaktır. Bugün gençliği sokağa döken en temel sebeplerin başında geleceksizlik geliyor. Bu geleceksizliği ise yalnızca artan enflasyon ve fahiş fiyatlarla değil; barınma, beslenme, eğitim gibi en temel sorunlarla açıklamak gerekir. Tüm bu koşullar, gençliği geleceksizliğe iten başlıca nedenlerdendir. Elbette torpil, usulsüzlük, can güvenliğinin olmayışı, KYK yurtlarında yaşanan katliamlar, gençlik intiharları, İkbal ve Ayşenur cinayeti ve daha birçok olay gençlik bakımından bir kırılma noktası yaratmıştır. Bugün sokağa çıkan her gencin asıl amacı, bu sorunların temelini oluşturan faşist rejimi yıkma isteğidir. Yukarıda belirttiğimiz tüm bu durumların akıbetinde ortaya çıkan gençlik direnişi, faşist şeflik rejimi tarafından gözaltı ve tutuklama furyasına dönüştürülmüştür. Yüzlerce genç arkadaşımız, sıralardan sokaklara direnişi taşıdığı için tutuklandı. Tutukluluk sürecinde cinsel işkenceye maruz bırakıldı, birçok genç kadın taciz edildi ve çıplak aramalara maruz kaldı. Bir diğer yandan cezaevi yönetimleri, gençliğe işkenceler yaparak tehditler savurdu ve fiziksel işkence uyguladı.
‘Lise direnişleri, gençlik mücadelesine büyük moral oldu’
SGDF: Hâlâ onlarca sıra arkadaşımız tutuklu durumda. Ayrıca işkencenin boyutu liselere kadar uzandı. 19 Mart direnişlerine katılan birçok öğretmen açığa alındı ya da uzaklaştırma cezalarına çarptırıldı. Bu durum, liseli gençliğin ayağa kalkmasına ve “Artık yeter!” demesine neden oldu. Faşist rejimin, her türlü baskıcı politikada idarelerle işbirliği yaptığı açıkça bilinen bir gerçek. Bu durumu bilen liseliler, öğretmenlerini savunmak için okullarında ayağa kalktı. Başta İstanbul ve İzmir olmak üzere birçok yerde açığa çıkan lise direnişleri, gençlik mücadelesine büyük moral olmuş ve direnişteki ısrarı artırmıştır. Liselerde direnen öğrencilere yönelik saldırılar ise hâlâ devam ediyor. Bizler, 1 Mayıs alanını Taksim Meydanı olarak görüyor ve bu baskı politikalarının gölgesinde büyüttüğümüz direnişimizi 1 Mayıs’ta sokağa dökerek, güçlü bir 1 Mayıs iradesi ortaya koymakta kararlıyız
SGDF, ESP ve SKM’ye yapılan operasyonlarda çok sayıda genç tutuklandı. Hapishanedeki SGDF’liler hangi hak ihlalleri yaşıyor? Biraz bahseder misiniz?
SGDF: 24 Ocak’ta sosyalistlere dönük siyasi kırım operasyonunda tutuklananlar önce Silivri’ye gönderildi, ardından 8 Mart’ta ayrı hapishanelere sürgün edildiler. Bu süreçte tutsak arkadaşlarımızdan birinin kullandığı epilepsi ilacı Silivri tarafından yollanmadığı için arkadaşımız günlerce kullanılması elzem olan ilacına erişememiştir. Yaşatılan bu ağır sağlık hakkı sebebiyle genç kadın arkadaşımız günlerce çok zor anlar yaşamıştır. Tüm süreç boyunca hapishaneler gönderilen mektupların büyük bir kısmına erişememiştir. Dayanışma mektupları teslim edilmeyen tutsaklar tecrit içerisinde ayrıca bir psikolojik işkenceye maruz bırakılmıştır. Sürgün esnasında arkadaşlarımızın hesaplarındaki para günlerce teslim edilmemiştir. Kantin hakları gasp edilmiştir. Silivri’de verilen keyfi disiplin cezalarıyla bazı arkadaşlarımız iletişim cezası görüşçü yasağı gibi keyfi cezalandırılmalara maruz bırakılmıştır. Suruç Katliamı gazisi Uğur Ok’un akciğerindeki rahatsızlık kuyu tipi hapishanede ilerlemiş, arkadaşımızın akciğerinden kan gelmiştir. Ancak hiçbir önlem alınmamıştır. Siyasal iktidar arkadaşlarımızı tamamen keyfi bir biçimde tutuklamıştır. 19 Mart protestolarında tutuklanan 301 kişiden de anlıyoruz ki iktidar aldığı hukuksuz kararları protesto eden herkesi tutuklamaya kararlı. Arkadaşlarımız da bu protestolara öncülük edebilecek olduğu için önceden planlanarak tutuklanmıştır. Arkadaşlarımızın, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması gerekir.
1 Mayıs için gençlere, kadınlara, işçilere, emekçilere, topluma bir çağrınız var mıdır?
SGDF: Tüm gençliğin bu direnişin sürdürülmesine dönük yoğun bir talebi var. Biz SGDF olarak bu talebin sürdürülebilmesi için direnmeye devam ediyoruz. Gençliğin katledildiği, intihara sürüklendiği; lise öğrencilerinin MESEM ve stajlarda emeğinin sömürüldüğü, katledildiği; kadınların her gün sokaklarda, evlerde katledildiği; emeğimizin bir avuç asalak sermayedar tarafından sömürüldüğü bu düzende 1 Mayıs’ı sahiplenmek kritik bir önem taşıyor. Faşizmin tüm bu saldırılarına karşı SGDF olarak bulduğumuz her alanda 1 Mayıs meydanlarını kuşatmaya devam ediyoruz. Tüm gençliği bu düzene karşı SGDF’de örgütlenmeye, 1 Mayıs’ta bizimle alanlarda olmaya çağırıyoruz.







