
Gazze’de çocuk olmak mı? Anlatmalıyım size. Arkadaşlarım yanımdaydı ama kaçarken birer birer eksiliyordu. Yanımda olanların bir daha olmadığını fark ediyordum. Sokaklarımızda koşuşturma vardı, çığlıklar yankılanıyordu. Evlerimiz birer birer yıkılıyordu. Bombaların sesi kulaklarımızı dolduruyor, gökyüzü kararıyor, güneş görünse bile ışığına kan bulaşıyordu.
Oyun oynadığımız caddeler,sokaklar mezarlığa dönüyor, tanıdığımız yüzler bir daha geri gelmiyordu… Eksildik. Biz geriye kalanlar yollarda düşe kalka, kurşunlar kadar, bombalar kadar, ölüler kadar, yıkılan şehirler, mahalleler kadar eksildik. Sonunda kamplara sürüklendik. Ama ölüm orada da peşimizi bırakmadı. Artık silahların sesi yoktu belki fakat daha sessiz, daha acımasız bir silah vardı, açlık, susuzluk, ilaçsızlık. Çocuklar açlıktan yanımızda ölüyordu. Anneler susuzluktan bayılıyor, hastalar ilaçsızlıktan gözlerimizin önünde eriyordu. Güneş doğuyor ama ısıtmıyordu, rüzgâr esiyor ama yalnızca ölümü taşıyordu. Ölümün soğukluğu üzerimizden hiç eksilmiyordu.
Yukarıda Filistinli bir çocuğun gözünden anlatmaya çalıştım, ona ses olmaya çabaladım. Şimdi Gazze’den yükselen bu çığlık yalnızca bir çocuğun değil, tüm insanlığın çığlığıdır. Bugün yaşananlar bir savaş değil, emperyalist işgalin, sömürgeci zulmün, İsrail’in ve onu koşulsuz destekleyen ABD’nin planlı bir katliamıdır. Bu katliamın sorumluluğu yalnızca bombaları atan ellerde değil, aynı zamanda suskun kalan, ikiyüzlü politikalarıyla gerçeği örten Avrupa devletlerinde, kendilerini demokrasinin ve insan haklarının mimarı olarak gören ama Filistin’deki vahşeti görmezden gelen tüm emperyalistlerde yatmaktadır.
Avrupa’daki yasaklamalar, gözaltılar, Filistin yanlısı gösterilere uygulanan kısıtlamalar ve bazı ülkelerin Filistin dayanışmasını “terör örgütü” ilan etmesi, zulme sessiz kalınan çifte standartların en somut örnekleridir. Gazze’deki tel örgüler, açlıkla terbiye edilen çocuklar, susuz bırakılan aileler yalnızca bir coğrafyanın değil, tüm insanlığın utancıdır. Biz bu ölümleri durdurmadıkça, her gün biraz daha kaybolacağız. Bu çığlık insanlık adına bir çığlıktır.
Bugün yapılması gereken açıktır: Bu zulme, bu işgale, bu emperyalist saldırıya karşı sesimizi yükseltmek ve giderek çoğalarak karşı durmaktır. Bizler evlerimizde, işlerimizde ve hâlâ hayattayız. Çocuklarımız hayatta. Suya, ilaca, gıdaya ve eğitime erişebiliyoruz. Sistemlerin aksaklıkları ve ekonomik çaresizlikler var ama karşı durabilme imkânımız hâlâ elimizde. Bu yüzden dünyanın içinde bulunduğu bu sesizliğin bozulması ve bir an evvel acil çözümlerin gelmesi için uluslararası sivil kuruluşlarının etrafında giderek genişleyen bir çember oluşturmalıyız….
Gazze’nin sesini duy
Bu ses kamplardan, açlıktan, ölümlerden, yıkılan şehirlerden ve mahallelerden yükselmeye devam ediyor.







