
Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1092’ncisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini sordu. Açıklamayı kayıp yakını Zelal Buldan okudu.
Aydınlar’ın gözaltına alındığı resmi kayıtlara geçmiş olmasına rağmen sonuç alıcı bir soruşturma yürütülmediğini belirten Buldan, “Cüneyt Aydınlar, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisiydi. 20 Şubat 1994 tarihinde saat 13.00 sularında Bakırköy Ömür Durağı’nda polisler tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Yedi gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat 1994 tarihinde resmi gözaltı kaydı yapıldı. Ancak aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiğinde Cüneyt aralarında yoktu” diye belirtti.
İstanbul Emniyeti Müdürlüğü’ün aileye “Cünyet Arıkan’ı 28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermeye götürdük, elimizden kaçtı” açıklaması yaptığını belirten Buldan, “Oysa aynı operasyonda gözaltına alınan kişiler, 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada, 2 Mart 1994 tarihine kadar Cüneyt ile birlikte gözaltında tutulduklarını beyan ettiler. Tanıklar, ağır işkence gören Cüneyt’in bir ayağı kırık, yürüyemez haldeyken; ‘Ölmeye hazır mısın, ölmeye gidiyorsun’ diyen polisler tarafından sürüklenerek hücresinden götürüldüğünü aktardılar. Yargı makamları; elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, tanık beyanlarına göre desteksiz ayakta duramayan bir kişinin onlarca polisin elinden nasıl kaçabildiğini sorgulamadı. Tanık anlatımlarını değil, polisin dayanaktan yoksun firar iddiasını esas aldı. Cüneyt Aydınlar’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmedi; tanıklar gereği gibi dinlenmedi, deliller toplanmadı, maddi gerçek araştırılmadı” dedi.
Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri netleşmediği sürece mücadele etmeye devam edeceklerini dile getiren Buldan şunları ifade etti: “Güncellik ve zamanaşımı gibi kavramlar kayıplar aleyhine işletilemez. Çünkü gözaltında kaybedilme hali devam ettiği sürece, hak ihlali de güncelliğini korur ve hak arama özgürlüğünün önü kesilemez. Bu nedenle Cüneyt Aydınlar’ın akıbetinin araştırılması, bulunduğu yerin tespiti ve sorumluların yargı önüne çıkarılması yönündeki yükümlülüğünüz sürmektedir.”
Buldan, Cumartesi Annelerinin taleplerini sıraladı:
“*Anayasa Mahkemesi kararına uyulsun; Galatasaray Meydanı’ndaki kişi sınırlaması ve mekân yasağı kaldırılsın.
*Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararı açıktır. Bu karar, barışçıl toplanma hakkımızın engellenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Yapılması gereken tek şey, bağlayıcı yargı kararını eksiksiz biçimde uygulamaktır.
*Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da raporunda, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını açıkça belirtmiştir. Bu tespit, sorunun hukuki değil, uygulamadaki irade eksikliğinden kaynaklandığını bir kez daha ortaya koymaktadır.
*Galatasaray Meydanı, kayıplarımızı andığımız; hakikat ve adalet talebimizi dile getirdiğimiz bir kamusal hafıza mekânıdır. Bu mekâna yönelik kişi sınırlaması ve mekân yasağı yalnızca toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali değildir. Aynı zamanda kayıp yakınlarının yas tutma, hatırlama, hakikati öğrenme ve adalet arama hakkına yönelik bir müdahaledir. Hukuken temelsiz, vicdanen kabul edilemez bu yasaklar, adalet arayışımızı bastırmaya yöneliktir.”
Cumartesi Anneleri’nin eylemi, polis ablukasına alınan Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.








