Connect with us

Basın

Halkın Günlüğü: Katledilişinin 20. yılında, İlyas Aktaş ezilenlerin mücadelesinde yaşıyor!

Halkın Günlüğü, 2006’da Amed’de polis tarafından vurularak katledilen muhabirleri İlyas Aktaş’ın 20. ölüm yıl dönümünde yaptığı açıklamada, “Halkın Günlüğü emekçileri olarak, İlyas Aktaş şahsında tüm devrimci- muhalif basın ölümsüzlerinin anısına bağlı kalarak, basın cephesinden halkların özgürlük mücadelesi bayrağını hep daha ileriye taşıyacağız. Devrimci basın faaliyetinde, İlyas yoldaşın emeği, kalemi, bilinci, özverisi, fedakarlığı, hep bizimle olacak” dedi.

İlyas Aktaş HG

Halkın Günlüğü gazetesinin önceli olan Halk İçin Devrimci Demokrasi gazetesinin Amed muhabiri İlyas Aktaş, 30 Mart 2006’da kimyasal silahla katledilen 14 PKK’li gerillanın cenazelerinin verilmemesi üzerine başlayan eylemleri takip ederken polis tarafından 4 Nisan’da başından vurularak ağır yaralandı. Aktaş, 14 Nisan 2006’da kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti.

Katledilişinin 20. yılı dolayısıyla açıklama yapan Halkın Günlüğü, Aktaş’ın devrimci ve sosyalist basın mücadelesi yürüttüğü için hedef alındığını vurguladı.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“2006 yılında Amed’de, polis tarafından hedef gözetilerek katledilen gazetemiz Halkın Günlüğü (dönem itibarıyla Devrimci Demokrasi) muhabiri İlyas Aktaş’ın, 20. ölümsüzlük yılındayız. Karanlıktan beslenen ve karanlığın hükümranlığı için, aydınlıktan, özgürlükten, gerçeğin hükmünden, bilgelikten yana olan herkesi hedefine koyan “TC” faşizmi, İlyas Aktaş yoldaşımız şahsında kanlı ellerini, özgür- sosyalist basına uzatarak katliamcı geleneğine bir yenisini eklemiştir. Ezilen ve sömürülen yığınları susturmanın, kölelik düzenine biat etmeyi sağlamanın önemli bir ayağı olarak inşa edilen egemen sınıf medya tekeli dışında, muhalif ve sosyalist basını tasfiye etmeye çalışmak, burjuva egemenliğin temel politikalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bugün emperyalist savaşın yıkıcı bir biçimde sürdürüldüğü alanlardan, her bir coğrafya iktidarlarının iç politik sürecinde, egemen medya tekelinin dışında olan muhalif, devrimci, sosyalist çizgide halka haber ulaştıran gazetecilerin görevleri başında katledilmeleri, tutuklanmaları, her türlü baskı ve şiddete maruz kalmaları, bu köhnemiş düzenin özetidir. Çünkü onlar, ezilen ve sömürülenleri baskı altına almak için, sadece insanlığa değil, aynı zamanda gerçeğe düşman… Doğru bilginin niteliğini verdiği bilimsel aydınlanmaya, sömürünün kaynaklarını yazan kaleme, baskının- şiddetin beslendiği sınıfsal kamplaşmaları tahlil eden fikirlere, ağır baskı ve sömürü koşullarına isyan eden yığınların, itirazını ezilenlerin dünyasına taşıyan basın yayın emekçilerimize düşman. Yalanı, riyakarlığı, sömürüyü ve sömürücü sınıfın egemenlik aygıtı olan burjuva devletin kirli-kontra ayaklarının deşifre eden, geniş yığınlara gerçeği taşıyan, emek dünyasının toplumsal ilerleyişte özneleşmesini yaratan her bilgi, her yaşanmışlık, bundan dolayı bağnazlık tarafından kuşatmaya alınmakta, sosyalist, devrimci basın emekçileri bundan kaynaklı katledilmekte, tutuklanmakta, meşru görev alanları şiddetle tahkim edilmektedir.

Halkın Günlüğü gazetesinin önceli olan Halk İçin Devrimci Demokrasi gazetesinin Amed muhabiri İlyas Aktaş’ta, bu devrimci niteliğinden kaynaklı “TC” egemenler sistemi militarist güçlerinin hedefi haline gelmiştir. Katledilmeden önce, görev yaptığı Amed’de defalarca polis ve özel savaş birimlerinin tehditlerine maruz kalması, O’nu katletmenin hedef seçerek yapılmış bir planın sonucu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ama İlyas yoldaş tüm bu tehdit ve baskılar karşısında bir adım geri atmamış, basın ayağında, devrim, sosyalizm için ölümsüzleşene kadar, ısrarlı ve kararlıca devrimci görevini icra etmekte tereddüt etmemiştir. Katledilmeden bir gün önce polisin ölümle tehdidini devrimci iradesiyle göğüsleyerek, 30 Mart’ta alanları dolduran Amed serhıldanı barikatlarının önünde görevinin başında olması, bu berrak bilincinin pratik-politik sahadaki karşılığıdır.

Gerici egemenlerin yarattığı koyu karanlık koşullarda, ezilen ve sömürülenler adına direnenlerin sesini, direncini, bilincini, örülmüş karanlık duvarları yıkarak yığınlarla buluşturmak, devrimci, sosyalist basının yayın ilkeleri gereğidir. Burjuva sınıfın “tarafsız gazetecilik” diye manipüle ettiği kendi medya tekelinin sınıfsal pozisyonu karşısında, biz açıkça beyan ediyoruz ki; biz bir tarafız. Ezilenlerin, sömürülenlerin, ötekileştirilenlerin, sınıf-ulus-cins baskısına maruz kalanların tarafıyız ve bu çürümüş düzeni değiştirerek sosyalizme yürüyenlerin sesi-soluğuyuz. Ezen sınıf olan burjuva ve türevi iktidarların, ezilenlere karşı işlediği her suçu deşifre etme, kirli-kanlı planlarına karşı tutum alma, sadece sosyalist bilincimizin ürünü değil, aynı zamanda insanlık karşısındaki görevimiz gereğidir. İlyas Aktaş yoldaş tarif ettiğimiz bu görevinin başındayken, polis hedef seçerek katletti. Kimyasal silah kullanarak katledilen gerilla cenazelerini ailelerine teslim etmeyen devlet zihniyetine isyan eden Amed halkının haklı-meşru direnişini, kamuoyuna taşımaktı tek “suçu”. Ağır yaralanarak hastanedeki tedavi sürecinin ardından 14 Nisan 2006 da ölümsüzleşmesine neden olan polis kurşunu, O’nu, sosyalist basın emekçisi olmasının yanında, gerçeği yığınların bilincinde aydınlatmak için verdiği devrimci emekten dolayı hedefine koymuştu.

Sosyalist Basın Ezilenlerin Sesidir, Susturulamaz!

Ezen ve ezilen sınıflı toplumlarda, ezen sınıfın her türlü kuşatmasına karşı ezilenlerin kendi sınıf bilinciyle mücadele etmesi, sınıf çatışmalarının kaçınılmaz sonucudur. Ezilen sınıf olan proletaryanın bilimsel dünya görüşü açısından, sorun sadece ezen sınıf olan burjuvaziye karşı mücadele ile sınırlı değil, insanlığın özgürleşmesi önünde duran tüm sınıf bentlerini yıkarak, sınırsız-sınıfsız dünyaya ulaşma hedefidir. Uzun bir tarihsel süreci kapsayacak olan bu amansız sınıf çatışmasında, sosyalist basın olarak, ezilen ve sömürülenlerin, faşizmin azgın baskısına maruz kalan toplumsal güçlerin, emekçilerin, kadınların, LGBTİ+ bireylerin haklı ve meşru sesi olma devrimci çizgisiyle basın ayağında yerimizi tahkim etmişiz. Bundan dolayı çürümüş egemenlerin hukuksal, ekonomik, militarist, politik hedefindeyiz. Devrimci gazeteci ve muhabirlerin görevi başında katledilmesi, gözaltına alınması, tutuklanması, haber alma ve dijital-matbu araçlarla haberleri kitlelere ulaştırılmasının engellenmesi, ekonomik kaynaklarının kısıtlanması, uyduruk gerekçelerle gazetecilere ağır davaların açılması, baskınlarla teknik envanterlerimize el konulması, iktidarın sistematik saldırılarının belirli başlıklarıdır. “TC”nin tekçi iktidarı eliyle bu saldırılar daha da boyutlanmış, günümüzde daha özgün saldırılarla farklı bir düzeye taşınmıştır.

Ezilen ve sömürülenlerin saflarında yerimizi alarak, özgür bir dünya yürüyüşünün sesi, soluğu olduğumuzu başından beyan etmiş oluyoruz. Tüm baskı ve engellemelere karşı, kararlıca, kısıtlı olanaklara karşın ısrarlı bir biçimde, sosyalist basın mevziisinde var olduk, var olacağız. Ezilenlerin dünyasından yükselen ses olan devrimci basınla dayanışma içinde, birlikte mücadele ruhuyla ve halkımızla birleşerek, devrimci basın mevziisini saldırılara karşı korumak, ezilenlerin mücadelesinin ortak paydasıdır.

Sosyalist yayın çizgimizdeki bu kararlı duruşumuzda, İlyas yoldaşın cesareti ve görev bilinci, tarihsel belleğimizin güncel görevlerimiz karşısındaki duruşumuzu ortaya koymaktadır. Devrimci basını da kapsamına alan, işçi ve emekçilere, ötekileştirilen inanç, ulus ve azınlıklara, aydınlara, kadınlara, gençliğe, sınıfsal, sosyal ve ulusal baskıların pervasızlaştığı bu tarihsel kesitte, ekonomik ve hegemonya krizinin niteliğini verdiği gerici emperyalist savaşlara karşı duruşumuzu her politik çalışmanın bir ayağı olarak icra ederek, İlyas yoldaşın devrimci direngenliğini, basın-yayın faaliyetimizde rehber edineceğiz. Biliyoruz ki, halkların özgürlük arayışının sesi-soluğu olmak bedelsiz değildir. Özgürlük mücadelesinin bilinciyle ürettiğimiz her haber, her yorum, her analiz, her perspektif, özgürlüğe düşman sınıfın hedefi haline getirecektir bizi. Tıpkı İlyas yoldaş gibi, bir adım geri atmadan, bilimsel doğrularımıza olan inancımızdan sarsılmadan, basın yayın ağında ezilenlerin aydınlık sesi olmaya devam edeceğiz.

Katledilişinin 20. yılında, Halkın Günlüğü emekçileri olarak, İlyas Aktaş şahsında tüm devrimci- muhalif basın ölümsüzlerinin anısına bağlı kalarak, basın cephesinden halkların özgürlük mücadelesi bayrağını hep daha ileriye taşıyacağız. Devrimci basın faaliyetinde, İlyas yoldaşın emeği, kalemi, bilinci, özverisi, fedakarlığı, hep bizimle olacak….”



Nisan 2026
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 

More in Basın