Connect with us

Basın

DFG 2025 Raporu: Sansür, tehdit, gözaltı, tutuklama ve kötü muamele 

DFG’nin 2025 raporu, gazeteciliğin sistematik baskı, sansür ve yargı kıskacı altında sürdürüldüğünü ortaya koydu; yıl boyunca onlarca gazeteci tutuklandı, yüzlercesi engellendi, tehdit edildi ve hapishanelerde tutsak edildi.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), “2025 yılı gazetecilere yönelik hak ihlalleri” raporunu dernek binasında düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Açıklamanın Türkçesini DFG üyesi Diren Yurtsever, Kürtçesini ise DFG Yöneticisi Fahrettin Kılıç okudu.

Toplantıda konuşan DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, günü bir kutlama değil dayanışma günü olarak gördüklerini belirterek, gazetecilere yönelik baskıların 2025 yılında da aralıksız sürdüğünü söyledi. Çiçek, özellikle Halep’te çalışan gazetecilerin hedef alındığına dikkat çekerek, “Meslektaşlarımız çok zor koşullar altında çalışıyor. Kimi arkadaşlarımızdan haber alınamıyor. Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in basın yazılı olmasına rağmen hedef alındığını gördük. Uluslararası kuruluşlara sesleniyoruz; Halep’te çalışan gazetecilerin can güvenliği sağlansın, saldırılar derhal son bulsun” dedi.

DFG’nin raporuna göre 2025 yılı boyunca 105 gazeteci gözaltına alındı, bunlardan 40’ı tutuklandı. 42 gazeteci kötü muameleye maruz kalırken, 22 gazeteci tehdit edildi, 48 gazetecinin ise haber takibi sırasında kolluk güçleri tarafından engellendiği kaydedildi. 5 Ocak itibarıyla 28 gazetecinin hapishanelerde tutsak bulunduğu belirtildi.

Raporda, Türkiye’nin savaş politikalarının gazetecileri doğrudan hedef haline getirdiği vurgulandı. 2024 yılının son ayında Türkiye’nin SİHA saldırısı sonucu Rojava’da gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledildiği, 27 Ocak’ta ise Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik hava saldırısında gazeteci Aziz Köylüoğlu’nun yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Ekolojik yıkıma karşı yaptığı haberlerle tanınan gazeteci Hakan Tosun’un, 10 Ekim’de Esenyurt’ta uğradığı saldırı sonucu beyin kanaması geçirdiği ve 13 Ekim’de yaşamını yitirdiği belirtilirken, saldırının hâlâ aydınlatılmadığına dikkat çekildi. Bir dönem gazetecilik yapan Dilan Karaman’ın şüpheli ölümüne ilişkin sürecin de takip edildiği ifade edildi.

Raporda ayrıca özgür basın emekçisi Hüseyin Aykol anıldı. 14 Ekim’de geçirdiği beyin kanaması sonrası yoğun bakımda tedavi gördükten sonra 1 Ocak’ta yaşamını yitiren Aykol’un özgür basın mücadelesine büyük emek verdiği belirtilerek, 2025 yılı raporunun onun mücadelesine adandığı vurgulandı.

DFG, 2025 yılında gazetecilerin adliye baskısıyla da karşı karşıya kaldığını belirtti. Son bir yılda 113 gazeteci hakkında yeni soruşturma açıldığı, bunlardan 88’inin davaya dönüştüğü aktarıldı. 259 dava dosyasında 57 gazeteciye toplam 62 yıl 3 ay 29 gün hapis cezası ile 244 bin 900 TL para cezası verildiği kaydedildi.

Sansürün 2025 yılında rejim haline geldiği belirtilen raporda, X ve Instagram gibi sosyal medya şirketlerinin sansür uygulamalarına boyun eğerek bu politikalara ortak olduğu ifade edildi. Yıl boyunca 113 internet sitesine erişim engeli getirildiği, 464 haber URL’sinin ve 1519 sosyal medya içeriği ile kullanıcının engellendiği bildirildi. RTÜK’ün ise 17 program hakkında durdurma kararı verdiği, 71 kez idari para cezası uyguladığı ve 5 kanala toplam 35 gün yayın durdurma cezası verdiği aktarıldı.

Kayyım politikalarının medya alanına da taşındığı belirtilerek, Ciner Grubu ve TELE 1’e yönelik kayyım uygulamalarının yüzlerce basın emekçisini işsiz bıraktığı ifade edildi. 2025 yılında 294 basın emekçisinin işten çıkarıldığı, 158’inin ise ekonomik ve sosyal haklarının gasp edildiği kaydedildi.

DFG, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan süreci desteklediklerini belirterek, savaş dili yerine barış gazeteciliğinin inşa edilmesinin önemine vurgu yaptı. Sürecin ilerlemesiyle birlikte basın, düşünce ve ifade özgürlüğü alanındaki ihlallerin azalacağı ifade edildi.

DFG’nin rapor kapsamında sıraladığı talepler ise şöyle:

*Kürt sorununun çözümünde medyanın aktif rol oynayabilmesi için barış gazeteciliği önündeki engeller kaldırılmalı.

*Çözümün muhataplarından biri olan Abdullah Öcalan ile gazetecilerin görüşmesinin ve röportaj yapmasının önü açılmalı.

*Kendini fesheden PKK yöneticileriyle süreç hakkında yapılacak röportajlara yönelik soruşturma ve baskılar son bulmalı.

*Basın üzerindeki tüm baskılar kaldırılmalı, sansür politikalarından vazgeçilmeli.

*X başta olmak üzere medya kuruluşları üzerindeki tüm sansür uygulamaları sona erdirilmeli.

*Kapatılan internet siteleri ve sosyal medya hesapları derhal açılmalı.

*RTÜK demokratik bir yapıya kavuşturulmalı, muhalif kanalları cezalandıran bir organ olmaktan çıkarılmalı.

*BTK demokratikleşmeli, muhalif medya kuruluşlarını hedef alan bir kurum olmaktan çıkarılmalı.

*Sosyal medya hesaplarının yargılama yapılmadan erişime engellenmesine son verilmeli.

*Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan tüm gazetecilerin davaları düşürülmeli, tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalı.

*Gazeteciler hakkında uygulanan yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol tedbirleri kaldırılmalı.



Ocak 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

More in Basın