
Tüm mücadele tarihinde olduğu gibi 1 Mayıs’ın yaratılması ve yaşatılmasında da kadın işçi ve emekçilerin rolü büyük olmuştur. Gerek sanayi kapitalizminin kadın ve çocuk emeğini dizginsizce sömürdüğü 19. yüzyılda, gerek “bilim ve teknoloji çağı” denilen gerçekte ise kadınlara tam bir köleliğin dayatıldığı günümüzde kadın emekçilerin erkek egemen kapitalist düzene karşı mücadelesi sınır tanımamıştır.
Kapitalist düzende de diğer sınıflı toplumsal sistemlerde olduğu gibi kadın emeği sürekli biçimde değersizleşmektedir. İster evde ister ücretli bir işte olsun kadın emeği görünmez, ucuz ya da erkeğin gelirine katkıdır. Yaşamın her alanında ayrımcılığa maruz kalan kadınlar emek alanında da eşitsizlikler ve ayrımcılıkla karşı karşıyadırlar. Ama tam da bu nedenle kadınların erkek egemen kapitalizme karşı özgürlük mücadelesi öfkesi kadar büyüktür. Kadınların olmadığı hiçbir grev, direniş, isyan ve devrim geçmemiştir tarih sayfalarına. Kadınlar, 20. yüzyıldaki dünyayı sarsan sosyalist devrimlerin, ezilen ulusların özgürlük savaşının, anti-faşist direnişlerin özneleri ve büyük savaşçıları olmuşlardır. Ve yine emekçi kadınlar, 21. yüzyıl devrimlerinin öncü yaratıcıları olacaktırlar.
Dünyanın dört bir yanındaki kadın isyanı bu sebeple korkutmaktır egemenleri. Emek ve beden sömürüsüne, şiddete, cins kırımına, yaşamlarına müdahaleye karşı kadınlar her alanı mücadele mevziisine dönüştürmektedir. Coğrafyamız kadın hareketi de faşist iktidarın tüm kuşatma, baskı ve saldırılarına rağmen sokakta, direniş halindedir. Krizin, savaşın, yoksulluğun, sömürünün ve eşitsizliklerin en ağırını yaşayan kadınlar, üstüne iktidarın kadın düşmanı politikalarıyla aile ve evlere hapsedilmeye çalışılmakta, her an ve her yerde şiddet ve katliama uğramakta, bedenleri ve doğurganlıklarına müdahale edilmek istenmektedir. Fakat kadınlar tüm bu saldırılara boyun eğmemekte, özgürleşme mücadelesini yaşamın her alanına yaymaktadırlar.
Güvencesizleştirilen ve değersizleştirilen kadın emek gücü üzerindeki sömürü sermayenin temsilcisi iktidarın politikalarıyla daha da derinleşmekte, esnek çalışma kadınlar için temel çalışma modeli haline getirilmek istenmektedir. Esnek çalışma, güvencesizlik, sendikasızlaşma, düşük ücret, ev ve bakım emeğinin artması anlamına gelmektedir. Kadın işçilerin, iş yerlerinde ve fabrikalarda, emek sömürüsü, cinsiyet ayrımcılığı, çalışma koşulları, düşük ücretler, taciz, mobbing gibi karşı karşıya kaldığı sorunlar, yaşanan grev ve direnişlerin önemli gündemleri arasında yer almıştır. Yakın dönemde gerçekleşen birçok direnişin öncülüğünü kadın işçi ve emekçiler yapmıştır.
Kadın işçi ve emekçilerin, 2025 1 Mayıs’ını emeklerine ve bedenlerine dönük saldırıların yoğunlaştığı bir süreçte karşılaması, 1 Mayıs mücadelesinin rengini belirleyecektir.
İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs, aynı zamanda kadın işçi ve emekçilerin karşılaştığı özgün sorunlara ve cinsiyete dayalı eşitsizliklere karşı mücadele günüdür.
1 Mayıs’ın direniş geleneğinin bugünlere taşınmasındaki mücadele kararlılıklarıyla kadın işçi ve emekçiler ağır bedeller ödediler ve bu bedeller pahasına emek mücadelesinin temel özneleri haline geldiler. Her ne kadar hala emekleri görünmez ve değersiz kılınmaya çalışılsa da, kadın emekçilerin bu duruma karşı mücadelesi sürmeye devam edecektir. Bugüne kadarki tüm kazanımlar mücadele ile kazanıldı, mücadeleyle korunacak ve yine mücadele ile özgürlük fethedilecektir.
8 Mart’ın coşkusuyla, 1 Mayıs kadın isyanının zirvesi olmalı, kadın emeği, bedeni ve yaşamı üzerindeki tahakküm kadın isyanı dalgasıyla parçalanmalıdır.
1 Mayıs, kadınlara yaşam hakkı dahi tanımayan ataerkil kapitalist düzenle hesaplaşma günü, devrim ve sosyalizm mücadelesini büyütme çağrısıdır. Örgütlü, birleşik ve militan bir kadın özgürlük mücadelesinin yenemeyeceği hiçbir güç yoktur. Dünyanın yarısı, dünyanın tamamını özgürleştirmekte kararlı ve ısrarlıdır, bu irade mutlaka kazanacaktır.
1 Mayıs’ta sokağa, özgürlük kavgasını büyütmeye.








