
Yedi ülkeden oluşan KÖKSAV Kolektif Öykü Grubu, yaratıp baskıya hazırladığı yeni öykü kitabının adını, kitapta yer alan ve Hatice Kaya Demir’e ait olan hikâyenin adını koymuş: Kirkit
Kirkit ve hevenk seslerini dinleyerek büyüdüm ben. Her halı veya kilim bir ilmek, bir renk ve motif bütünlüğüdür. Kirkit olmaksızın bu bütünlük ortaya çıkmaz. Atılan her ilmeği, yerli yerine yerleştiren odur. Parelel iplik sistemi arasına girer ve ilmeği darbeleriyle gereken yere yerleştirir nakışlarcasına. Halıda, motif ve renk zenginliğine dönüşmeyi bekleyen dizi dizi iplik yumakları kirkitin bitip tükenmez vuruşlarını arzular. Dokumacı kadınların hünerini, düşünce ve duygu dokusunu en iyi tanıyan alettir o. Her dokumacı kadın bu anlamda bir kirkittir.
Edebi yaratıcılıkta kullandığımız sözcükleri ilmeklere benzetebiliriz. Estetik dokuyu, ilmek gibi kullandığımız sözcüklerle yaratırız. Bundan dolayı yazarın kullandığı kalem de bir kirkittir. Zamanımızda o kadim kalem, o kirkit, büyük ölçüde ortadan kalktı. Onun yerini dijital dünyanın tuşları, yani farklı kirkit vuruşları aldı.
Yan yana oturan kızların seyrinde artık rengarenk halılar yok, sanayileşmiş, taş ve beton yığını haline gelmiş, tahrip olmuş, ürkütücü şehirler var.
Diyeceksiniz ki lafı niye Uzatıyorsun? Altmış yıllık işim lafı uzatmaktan ibarettir. Vuruşlarını durup dinlemeksizin sürdüren, uzatan kirkitin işi de budur.








