Connect with us

Analiz

Burboh’un ‘Vicdanı’ ve NATO Operasyonları

Devlet terörü yalnızca devrimci-komünistleri değil, TEMA Vakfı üyelerini ve Doç. Dr. Emel Memiş gibi isimleri de hedef aldı. TEMA üyeleri ve Emel Memiş “TKP/ML üyeliğinden” dolayı gözaltına alındılar ve ardından tutuklandılar.

yazı

1967-1969 yılları arasında ABD 6. Filosu’nun Türkiye’yi ziyaretlerinde Türk burjuva devleti, teyakkuza geçmiş, kendini Yankeelere beğendirmek için genelevi dahi boyamıştı. O günden bu yana Türk burjuva devleti için badanacılık bir gelenektir. 

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO toplantısı öncesi badana geleneği açımlandı. Kentin yoksul mahalleleri görülmesin diye yol kenarlarına dev pankartlar döşendi, Botanik Park Macron’a sabah koşusu yapsın diye tahsis edildi, Kızılay çevresindeki bütün binaların dışına ücretsiz badana yapıldı, kamu çalışanları bir hafta tatil edildi.

En önemlisi de devlet olağanüstü önlemler alarak, başta Ankara olmak üzere, birçok kentte komünistlere muntazam operasyonlar yaptı ve yapmayı sürdürüyor. Yapılan operasyonlar, yine başka bir devlet geleneği olarak, “terör örgütlerine” karşı yapıldı. Badanacı devlet yine NATO için “teröre” aman vermedi!..

Ancak biz bu değerlendirmemizde, NATO için tezgahlanan devlet terörünü ve bu terörün gerekçesini değil, devlet terörünü devrimci-komünistlere karşı meşru gören ”solcu aydın” zevatı teşhir edeceğiz.

Samir Amin bu zevat için estetik bir tanım uydurmuştu. Bunları burboh (burjuva bohem)* olarak tanımlıyordu. Güncel duruma da uygun olması nedeniyle biz de bu tanımı kullanmayı tercih ediyoruz.

Bilindiği üzere devlet terörü yalnızca devrimci-komünistleri değil, TEMA Vakfı üyelerini ve Doç. Dr. Emel Memiş gibi isimleri de hedef aldı. TEMA üyeleri ve Emel Memiş “TKP/ML üyeliğinden” dolayı gözaltına alındılar ve ardından tutuklandılar.

Yapılan operasyonun öncelikli hedefi devrimci-komünistlerdi ama operasyon başından sonuna kadar NATO’ya tepki verme potansiyeli olan bütün demokratik kesimlere gözdağı vermek gibi bir amaca da sahipti. En sonunda, burjuva muhalefetin dahi mahpusa düştüğü ve AKP-MHP rejiminin açık faşizm hamleleri denediği bir tarihselliğin içinden geçiyoruz.

İşte tam da bu sırada NATO operasyonları oldu, ancak burboh olanı biteni anlayamıyordu. Özellikle Emel Memiş’in tutuklanmasını hiç anlayamıyorlardı. Daha önce hiçbir tutuklamaya bu kadar üzülmemişlerdi. Emel Hoca’nın TKP/ML üyeliğinden hapse atılabildiği bir yargı düzeninde herkes hapiste olabilirdi.

Emel Hoca bilimsel çalışmalarıyla tanınan değerli bir bilim insanıydı, feministti. Emel Hoca ve TEMA gönüllülerinin sözde ve trajikomik gerekçelerle tutuklanması “yerli ve milli yargı” adı altında kurulan sistemin hukuksuzluğunu ve vahametini gösteriyordu. Burboh söyleyecek söz bulamıyordu. Bu acayip sistemin akıl hocası olan hukuk fakültesi diplomalı danışmanlar eserleriyle övünebilirdi.

75 yaşındaki emekli öğretmen ve TEMA gönüllüsü Ayten Yakup da Emel Memiş gibi TKP/ML üyeliğinden tutuklandı. Ayten Yakup Emine Erdoğan’ın projesinde çocuklara eğitim veriyordu ve üstelik kocası da eski cumhuriyet savcısıydı. Burboh kahroluyordu gerçekten…

Burbohların bir kısmı muhalif-burjuva medyada boy gösteriyor, bir kısmı ise akademisyenlik yapıyor. Bu zevatın bir kısmı direkt, bir kısmı ise dolaylı olarak reformist-sosyalist partilerle de iltisaklı. Yani ilişkili ya da dost oldukları yapılar da NATO’ya karşı, kendi düzlemlerinde protesto çağrısı yapıyorlar. Şimdilik devlet yalnızca devrimci-komünistlere saldırıyor, bu nedenle burbohların ilişkili oldukları yapılar devletin tehdit kapsamına girmiyor.

Bu süreçte TEMA gönüllüleri ve Emel Memiş dışında onlarca devrimci-komünist tutuklandı. Bu tutuklamalar burboha göre anormal bir durum değildir. Yalnızca fiziksel değil, devrimci-komünistler burbohun duygusal-düşünsel dünyasından o kadar uzak ki; burboh devrimcilere yapılan operasyondan ufacık bir rahatsızlık duymuyor. Burboh soysal medya hesabından Emel Memiş methiyeleri paylaşırken, Antakya’da evi basılarak Ankara’ya getirilen 70 yaşındaki TAYAD’lı Ayşe Anne onun ilgisini çekemiyor.

Ayşe Anne, NATO operasyonu kapsamında Antakya’daki evi basılarak gözaltına alındı. Ayşe Anne akademisyen değil, kocası eski savcı değil… Sanırım Ayşe Anne’nin bu niteliklerden yoksun olması onu burboh karşısında görünmez hâle getiriyor. Oğlu 28 yıldır hapiste olan, 28 yıldır oğul hasretiyle özgürlük mücadelesi veren ve bileğindeki elektronik kelepçe ile İstanbul’dan Ankara’ya getirilen Fahrettin Ağabeyi de…

Burboh işçilerle teorik açıdan ilgilenir, hatta emek rejimine dair çok bilgilidir de. Hatta eserleri vardır. Ancak yıllardır Ankara’nın işçi havzalarında mücadele eden, hak arayışında bedeller ödeyen, işçileri sosyalizm mücadelesine örgütlemek için çabalayan Songül de onun ilgisini çekemez. Songül de Ayşe Anne gibi NATO operasyonlarında gözaltına alındı ve tutuklandı.

Burada amacımız bir kıyasa girişmek değil, tam tersine, Burboh’un eşitsiz ve devrimcileri görmezden gelen “adalet” anlayışına isyan etmektir. Amasız ve koşulsuz, NATO operasyonlarında gözaltına alınan ve tutuklanan herkes gayri meşru bir şiddete uğramıştır. Bütün tutuklular serbest kalmalıdır. En önemlisi ise dünya halklarının katili ve İsrail Siyonizmi’nin koruyucusu olan NATO’ya karşı çıkmak meşrudur, haklıdır. Zaten meselenin özü de budur.

Ayşe Anne; sorgu sırasında, “Babam teröre karşı mücadele etmiş bir generaldir, ben devletim ve milletim için çalıştım.” diyen liberal-feminist kadar da bir ilgiyi hak etmiyorsa burada bir vicdansızlık, adaletsizlik vardır. Devlete daha yakın olanı, devlete göre daha “tehlikesiz” olanı kayırıp; devrimcilere yapılan devlet şiddetini haklı görmek vardır.

Burboh yalnızca ideolojisiyle, siyasal refleksleriyle, konforlu yaşamıyla burjuva sınırlar içinde değildir. Burboh’un vicdanı da adalet duygusu da burjuva yasallığı ile sınırlıdır.

*Samir Amin tarafından burboh, yani burjuva bohem, “cüzdanları dolu olmak kaydıyla kalpleri soldan yana olan burjuvalar” olarak tanımlanıyordu. /Kaynak: Samir Amin Anlatıyor, Yordam Kitap, sy.64.



More in Analiz