Connect with us

Ekoloji

‘Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın köylüleriyiz; bir taşımızı bile vermeyiz’

Karakaya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Servet Demirkaya, Çelikler Holding’in Ankara, Kırıkkale, Çorum, Samsun hızlı tren hattı için açmak istediği taş ocağının Çorum’daki köyleri talan edeceğini belirterek, “Binlerce dönümlük tarım arazisi ve binlerce besi hayvanı olan köylerimiz şantiyeye dönecektir. Biz Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın köylüleriyiz; bir taşımızı bile vermeyiz. Birleşe birleşe bu ülkeyi kimseye talan ettirmeyeceğiz” dedi.

Yadigar Aygün/ İstanbul

Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, Çelikler Holding tarafından Ankara–Kırıkkale–Çorum–Samsun hızlı tren hattının inşası gerekçesiyle bir taş ocağı açılmak isteniyor. Karakaya, Küçükşehir ve Narlık köylüleri; doğayı talan edecek, insan sağlığını tehdit edecek ve bölgenin geçim kaynağı olan tarım arazilerini geri dönülmez biçimde tahrip edecek bu projeye karşı aylardır kararlı bir mücadele yürütüyor.

Karakaya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Servet Demirkaya ile hem projenin bölgeye vereceği tahribatı hem de köylülerin süregelen direnişini konuştuk.

‘Bu projeye onay vermek doğrudan cinayete davet niteliği taşımaktadır’

Servet Demirkaya, yapılacak taş ocağının insanların yaşam alanlarını ve tarım arazilerini yok edeceğine dikkati çekti. Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı, Samsun–Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma-eleme tesisi planlamaktadır. Açılacak ocağın Karakaya köyünün hemen dibinde, kırma-eleme tesisinin ise Küçükkeşlik ve Narlık köylerine yakın mesafede bulunduğunu görüyoruz. Karakaya köyü, taş ocağının yapılmak istendiği tepenin yamacında kurulmuş bir köydür. Dolayısıyla burada yapılacak patlamalar nedeniyle köylüler doğrudan can ve mal tehlikesi altındadır. Bu kadar yakınında bir taş ocağı kurulması akla, bilime ve vicdana aykırıdır. Bu projeye onay vermek doğrudan cinayete davet niteliği taşımaktadır. Şirket yılda 191 patlama yapılacağını, yılda 3,5 milyon ton taş çıkarılacağını ve bunların kırma-eleme tesisinde işleneceğini ifade ediyor. Bu kadar büyük bir ocaktan çıkacak tozun kilometrelerce alanda zararlı etkiler yaratacağı aşikârdır” dedi.

‘Köylüler ise yoğun toz bulutu nedeniyle hastalıklara yakalanacak’

Demirkaya, bu projenin gerçekleşmesi halinde yoksul köylülerin yaşamının daha da zorlaşacağının altını çizdi. İnsan sağlığının bozulacağını ve köylülerin solunum hastalıkları ile karşı karşıya kalacağını belirten Demirkaya, şöyle konuştu: “Her üç köyde hem tarım hem hayvancılık yapılmakta. Köylüler, yıllardır susuzluk çekilen bu bölgede kıt kanaat üretim yapmaya çalışmaktayken, bu taş ocağından yıllar boyunca çıkacak binlerce toz bulutu tüm ürünlerin üzerine kabus gibi çökecek, bitkisel hayatı söndürecek. Hayvanlarımızın yaşamasını imkânsız hale getirecek. Kafasına ya da evinin üstüne taş düşmeyen şanslı köylüler ise yoğun toz bulutu nedeniyle hastalıklara yakalanacak. Patlamalardan dolayı köylülerin su kaynaklarının çekileceği muhakkaktır. Zaten susuzluk sorunu yaşayan köylerimiz bu nedenle tamamen yok edilecektir. Suyun olmadığı bir yerde yaşamdan, üretimden, insandan bahsetmek mümkün değildir.”

‘Çıkarılacak 3,5 milyon taşın kamyonlarla Sungurlu karayolu üzerinden taşınacak’

Demirkaya, su kaynaklarının zarar göreceğini belirtti. Köylerin şantiyeye döneceğini söyleyen Demirkaya, “Ocaktan çıkarılacak 3,5 milyon taşın kamyonlarla Sungurlu karayolu üzerinden taşınacağı görülüyor. Taş ocağı ile karayolu arasında, kamyonların üzerinden geçeceği noktada bölgenin yegâne akan suyu olan Gelincik Deresi ve bununla sulanan bahçeler mevcut. Yolun hemen yanında köylünün büyük paralar harcayarak yaptığı 40 dönümden fazla armut ve ceviz bahçeleri ve yüzlerce arı kovanı bulunuyor. Yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklarımızı dümdüz edeceğini görüyoruz. Bölge trafiğinin bu yüz bin kamyonla aşırı yoğunlaşacağını ve üzücü can ve mal kaybına yol açacak trafik kazalarına neden olacağını tahmin etmek zor değil. Bölgedeki en az üç köyümüz doğrudan, onlarca köy ise dolaylı şekilde etkilenecek. Binlerce dönümlük tarım arazisi, binlerce besi hayvanı olan köylerimiz şantiyeye dönecektir. Bizler bu cehennemde yaşam savaşı vermek istemiyoruz. Vali ile yaptığımız görüşme sonucunda ne yazık ki projeye onay verdiklerini öğrendik. Köylerimiz Hitit Uygarlığı’nın yaşadığı bölge içindedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın antik Hitit Yolu projesinde taş ocağının doğrudan zarar verecek olması, ünlü Alacahöyük Antik Kenti’nin sadece 5 km mesafede bulunması tamamen sorumsuzluk örneğidir.” dedi.

‘Köyümüz, toprağımız bizim ekmeğimizdir, herkesten destek bekliyoruz’

Demirkaya, rant ve talan projesine karşı sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizdi. Karakaya köyüne karşı yapılmak istenen projeye karşı herkese çağrı yapan Demirkaya, şunları söyledi: “Şirketin projesinin; insan, tarım, tarih ve doğa dahil hiçbir konuyu ele almadan, masa başında alelacele hazırlandığını görmekteyiz. Onay verenlerin de benzer şekilde davranması bizleri çok üzmektedir. Yaşam alanlarımızı yok ederek, canımızı ve mallarımızı tehlikeye atarak, tarım ve hayvancılığa zarar vererek yapılacak olan madencilik faaliyetleri birkaç şirketin menfaati dışında ülkenin tamamen zararına olmaktadır. Bunun adı sömürge madenciliğidir. Bizler bin yıllık ata yurdumuzda bugüne kadar huzurla yaşadık. Emeğimizle ürettik ve ülkemize hizmet ettik. Bu şirketler köyümüzü, yurdumuzu yok ederek kime hizmet ediyor? Bizler canımızın tehlikeye atılacağını söylüyoruz. Tepemize düşecek taşların sorumlusu kim olacak? Hiç uğruna ölmek istemiyoruz. Köyümüz, toprağımız bizim ekmeğimizdir. Bizim canımızdır, bizim namusumuzdur. Köyümüze dokunmaya kalkan, karşısında köylüleri bulacaktır. Biz Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın köylüleriyiz; bir taşımızı bile vermeyiz. Birleşe birleşe bu ülkeyi kimseye talan ettirmeyeceğiz. Biz birleşirsek çok oluruz, ayrılırsak yok oluruz. Ülkemiz elden gidiyor. Ülkemizi yok ettirmemek için tüm sivil toplum örgütlerine, ekoloji mücadelesi verenlere, herkese çağrımızdır: birlikte olalım, birlikte mücadele edelim. Sesimizi duyuran herkese teşekkür ederiz.”



Şubat 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

More in Ekoloji