
HDP, EMEP, TİP, SMF, TÖP ve EHP’nin yan yana gelerek oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı, 24 Eylül’de İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde deklarasyonunu açıklayacak.
İttifakın çalışmalarına ilişkin hazırladığımız dosya haber kapsamında konuştuğumuz Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK Üyesi Mahir Gürz, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın otaya çıkış sürecine ilişkin “Emek ve özgürlük İttifakı uzun bir zaman dilimini kapsayan ve AKP-MHP faşist iktidarının başta işçi sınıfı ve ezilen Kürt ulusu olmak üzere topyekûn ezilenlere yönelik faşist kuşatma, saldırganlık, sömürü ve yıkım politikalarına karşı parçalı ve kendiliğinden gelişen toplumsal mücadeleyi somutta öne çıkan ekonomik ve siyasal talepler doğrultusunda birleştirme ve alternatif güçlü bir toplumsal mücadele cephesi yaratma arayışı ve tartışmalarının olgunlaşmasıyla ortaya çıkmıştır” dedi.
Emek ve Özgürlük İttifakı alternatif bir mücadele cephesi yaratma zorunluluğuyla ortaya çıktı
Gürz, ittifakın çıkış süreciyle ilgili olarak konuşmasının devamında, “Halihazırda faşizme ve kapitalizme karşı toplumsal mücadelenin değişik cephelerinde önemli bir direnç ve mücadele dinamiği olsa da toplumsal mücadeleyi somut çelişki ve talepler doğrultusunda birleştirebilen ve alternatif bir mücadele cephesi yaratma düzeyinde olmadığı da aşikâr bir durumdur. Bu nesnel politik gerçeklik Emek ve Özgürlük İttifakının çıkış zeminini bir zorunluluk olarak ortaya çıkarmıştır” diye belirtti.
Faşizme ve kapitalizme karşı toplumsal mücadelenin soyut reçetelerle değil, içinden geçilen politik sürecin ihtiyaçlarına uygun olarak somut siyasetle belirleneceğini ifade eden Gürz, “Bu bağlamda başta AKP-MHP faşist iktidarı olmak üzere bir bütün burjuva egemenlik sistemi karşısında geniş kitleleri birleştirmek, somut devrimci, demokratik kazanımlar yaratmak ve önümüzdeki sürecin ortaya çıkaracağı avantajlı ve dezavantajlı siyasal zemini doğru okuyarak siyasal konum almak ve devrimci temelde hazırlık yapmak günün tayin edici politik görevlerinden biridir. Emek ve Özgürlük İttifakı bu politik görevler ve ihtiyaçlar zemininde atılmış önemli adımlardan birini ifade etmektedir” değerlendirmesini yaptı.
‘İttifak seçimler sürecini toplumsal mücadelenin bir parçası olarak ele alırken kendini onunla sınırlandırmıyor!’
Emek ve Özgürlük İttifakı ile ilgili “seçim ittifakı” değerlendirmelerinin ve eleştirilerinin olduğunu ifade ettiğimiz Gürz, bu tür politik değerlendirmeler ve eleştirilerin ittifakın seçim sürecinde kurulması nedeniyle doğal olarak yapılmakta olduğunu ifade ederek, “Başından itibaren ittifakı oluşturan özneler hangi politik ihtiyaçlar ve kaygılarla yan yana geldiklerini ve geniş kitlelerin ekonomik ve siyasal taleplerini merkeze koyan bir anlayışla toplumsal mücadeleyi birleştirme ve daha ileri bir düzeye taşıma politik yönelimiyle hareket ettiklerini açıkça ifade ettiler. İttifakın esas muhtevası bu politik yan olmakla birlikte seçim sürecini ve seçimleri yadsıyan ve kayıtsızlık ifade eden apolitik bir tutuma da sahip değildir. Bu bağlamda seçimler sürecini de toplumsal mücadelenin bir basamağı olarak ele alan ve fakat kendisini asla onunla sınırlamayan bir politik perspektifle hareket etmektedir. Genel toplumsal mücadele cephesinde oluğu gibi seçimler sürecinde de AKP-MHP iktidarı başta olmak üzere egemenler karşısında geniş yığınların ekonomik ve siyasal taleplerini eksen alan bir siyasal anlayışla hareket etmek ve güçlü bir toplumsal mücadele cephesi yaratarak somut kazanımlar elde etmek Emek ve Özgürlük İttifakının önemli politik görevlerinden biridir” diye belirtti.
‘Emek ve Özgürlük İttifakının esas mücadele zemini faşizme ve kapitalizme karşı geniş yığınların bütün taleplerini içeren fiili meşru mücadele olacak’
Gürz, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çalışmalarına ilişkin olarak ise, “Emek ve Özgürlük İttifakı faşizme ve kapitalizme karşı geniş yığınların ekonomik ve siyasal talepleri başta olmak üzere adalet, özgürlük ve eşitlik mücadelesini eksen alan ve kendisini bu zeminde konumlandıran bir siyasal perspektifle hareket edecektir. Bu bağlamda fiili meşru mücadele ve sokakta kitlelerin içerisinde bu mücadeleyi yürütme Emek ve Özgürlük İttifakının esas mücadele zemini olacaktır” şeklinde konuştu.
‘Emek ve Özgürlük İttifakı kendini mevcut bileşenle sınırlayan politik yönelime sahip değil’
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın deklarasyon sonrası genişleme çalışmalarının olup olmayacağı yönündeki sorumuza Gürz, “Genişleme meselesi ittifakın önemli politik yönelim ve tartışma gündemlerinden biridir. Bu anlamda Emek ve Özgürlük İttifakı kendisini mevcut bileşenle sınırlayan bir politik yönelime sahip değildir. Toplumsal mücadelenin parçası olan bütün dinamikleri kapsamayı ve ortaklaşmayı hedef alan bir yaklaşımla hareket etmektedir. Bu noktadaki somut adımlar ve çalışmalar önümüzdeki süreçte devam edecektir” dedi.
‘AKP-MHP iktidarı ve CHP’nin başını çektiği burjuva muhalefet süreci kendi lehine sonuçlara dönüştürmenin hazırlığını ve hamlelerini yapmakta’
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın fiili olarak girdiğimiz seçim süreci ve tek adam rejiminde ısrar eden AKP/MHP iktidarı ve onun karşısın da güçlendirilmiş parlamenter rejimi ön plana çıkaran 6’lı masa hakkında ki fikrini sorduğumuz Gürz, “Ekonomik ve siyasal kriz ekseninde ilerleyen politik süreç, burjuva klikler arasındaki çatışmaları biçimlendirdiği gibi, devrimci ve demokratik güçlerin de bu minvalde siyasal süreci örgütlemede dinamik rol oynayacakları bir zemin sunmaktadır. AKP-MHP iktidarı ve CHP’nin başını çektiği burjuva muhalefet, temsil ettiği sermayenin çıkarları ekseninde, çatışmalarla sürdürülen bu süreci, her iki burjuva klik kendi lehine sonuçlara dönüştürmenin hazırlığı ve hamlelerini yapmaktadır. Devrimci ve demokratik mücadele dinamikleri ise bu süreci geniş yığınların lehine politik bir güç ve kazanıma çevirme perspektifiyle hareket etmek durumundadır. Bizler açısından taktik bir siyaset alanı da olsa faşizm, kapitalist sömürü ve yıkım koşullarında geniş kitlelerin ekonomik ve siyasal talepleriyle ele alınacak dinamik politik bir süreci ihtiva etmektedir” diye belirtti.
Karşıladığımız seçimlerin birçok özelliğiyle burjuva egemenlik sürecini etkileyeceğini ve AKP/MHP iktidarı ve burjuva muhalefetin bu gündem ile tüm olanaklarını harekete geçirdiğini ifade eden Gürz, “Somutta, AKP-MHP merkezli “Cumhur İttifakı”, savaş hamleleri ile bütüncül iç ve dış politikayı sürdürmekte, ağır ekonomik ve siyasal kriz ortamından, kendisine bir çıkış yolu aramaktadır. Burjuva muhalefet ise, iktidarın iç ve dış politikadaki yönetememe durumunu, ekonomik kriz halini, faşizm koşullarının geniş toplumsal güçlerde yarattığı kapsamlı itirazı, etkili olarak kullanmakta ve iktidar kliğini etkili muhalefetle yenmek istemektedir. Mevcut durumda avantajlı görülen burjuva muhalefet bloğuna karşılık, AKP-MHP bloğu belirli hamlelerle, bu avantajı lehine çevirme gayretindedir” şeklinde konuştu.
Seçim sürecinde sosyalist bir perspektifle, çözüm projeleri oluşturmak ve tüm ezilenlerle bu ufukla birleştirmek esas kazanımdır
Toplumsal mücadele güçlerinin ortaya koyacağı taktik siyasetin güncel somut durumda önem arz ettiğini söyleyen Gürz konuşmasının devamında şunları söyledi:
Bu bağlam içerisinde toplumsal mücadele güçlerinin seçimler sürecinde ortaya koyacağı taktik siyaset önem arz etmektedir. Burada şu hususun altını çizmek önemlidir, burjuva kliklerin toplumsal talepleri ele alışlarıyla, devrimci-sosyalist güçlerin ele alışları taban tabana birbirine zıttır. Burjuva klikler, temsil ettikleri sermaye gruplarının siyasal iradeleri olarak, bu toplumsal talepleri, iktidara gelmek için kullanırken, devrimci-sosyalist güçler, bu toplumsal talepleri, toplumsal dinamiklerle birleştirerek, taleplerin gerçek sahiplerinin iradesi ile devrimci çözüm gücü ortaya çıkarmak için ele alırlar. Biri, ezilen-sömürülen toplumsal güçleri burjuva siyasete yedeklemek iken, bir diğeri toplumsal güçleri devrimci çözüm siyasetinde özneleştirmektir. Bu ayrım son derece hassas bir ayrımdır ve her zeminde sürdürdüğümüz siyaset, bu ilke üzerinden icra edilmelidir.
Bu bağlamda toplumsal dinamiği, burjuva “alternatifler” arasında heba etmek yerine, daha köklü devrimci alternatif siyasal projelerle topluma mal etmek, son derece ivedi bir durumdur. Süreç sadece geri kitleleri kazanma, faşist iktidarın yedeğinden koparıp alma süreci değil, daha da önemlisi ileri kitleleri örgütleyerek devrimci bir siyasetle toplumsal talepleri birleştirme sürecidir. Devrimci, sosyalist bir perspektifle, çözüm projeleri oluşturmak ve tüm ezilenlerle bu ufukla birleşmek, olası seçim sürecinde sonuç ne olursa olsun, esas kazanım siyasetidir.
‘Emek ve Özgürlük İttifakı burjuva sistemi geriletme ve geniş yığınlar lehine somut kazanımlar yaratma siyasetiyle hareket ediyor’
Emek ve Özgürlük İttifakı ve onu oluşturan politik öznelerin halihazırda seçimlere dönük somut politik tutumları sonuçlanmış değil. Fakat bizler öncesinde de ifade ettiğimiz gibi seçimler sürecinde de güçlü ve bağımsız bir mücadele odağı yaratma ve bu zeminde AKP-MHP faşist iktidarı başta olmak üzere bir bütün burjuva sistemi geriletme ve geniş yığınlar lehine somut kazanımlar yaratma siyasetiyle hareket etmekteyiz.
Bu anlamda kitlelerin kaderini her iki burjuva bloğa hapseden ve esas olarak ta AKP-MHP iktidarı karşıtlığı üzerinden toplumsal dinamikleri ve muhalefeti CHP’nin başını çektiği burjuva bloğa yedeklemeye çalışan her türlü anlayışla aramıza net bir çizgi çektiğimizi belirtmek isteriz. AKP-MHP faşist iktidarının alternatifi sermayenin bir başka temsilcisi olan CHP’nin başını çektiği “millet ittifakı” olamaz. Sonuç olarak taktik bir siyaset alanı olan seçimler sürecinde AKP-MHP iktidarı başta olmak üzere bir bütün olarak burjuva egemenlik sistemine karşı sosyalizmi eksen alan bir perspektifle geniş yığınları ekonomik ve siyasal talepler doğrultusunda örgütleyerek harekete geçirmek ve güçlü bir toplumsal mücadele odağı yaratarak somut demokratik kazanımlar elde etmek olması gereken doğru siyasettir.
‘İşçi sınıfı ve emekçiler başta olmak üzere tüm ezilenleri Emek ve Özgürlük İttifakı etrafında birleşmeye çağırıyoruz!’
Son olarak Emek Özgürlük İttifakı’nın 24 Eylül’de Haliç Kongre Merkezi’nde yapacağı deklarasyona ilişkin katılım çağrısı yapan Gürz, “Toplumsal mücadele cephesinde önemli kazanımlardan biri olan Emek ve Özgürlük İttifakını büyütmek ve geniş yığınlarda maddi bir güce dönüştürmek önümüzdeki başlıca görevlerden biridir. Bu bağlamda işçi sınıfı ve emekçiler başta olmak üzere tüm ezilenleri Emek ve Özgürlük İttifakı etrafında birleşmeye ve toplumsal mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz. Son olarak ise tüm halkımızı 24 Eylül’de Haliç Kongre Merkezinde yapacağımız halk buluşmasına katılmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.





