
23. Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali kapsamında 8 Temmuz’da “Deprem ve seçim sonrası güncel durum” konulu panel Defne Gümüşgöze Spor Kompleksi’nde gerçekleşti.
Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK Üyesi Mahir Gürz ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak deprem ve seçim sonrası güncel durum hakkında panelde konuştu.
Depremzede ailelerin acil kamulaştırmalarla ellerinden topraklarının alındığını ifade eden Tülay Hatimoğulları şöyle konuştu: “Defne ve Antakya’da evi yıkılmış aileler köylere gitti ve bu aileler köydeki akrabalarında kalıyorlar. Bizim evlerine gidip toplantıyı bahçesinde yaptığımız aileler 5-6 depremzede aileyle beraber aynı evdeler. Bu aileler de geçinmek için tarım yapıyorlar. Ardından da depremzedelerden acil kamulaştırmalarla toprakları ellerinden alınıyor. Mecliste gündem yaptık ama asla yetmez asıl önemli olan halkın kendi tepkisini ortaya koymasıdır. Burada demografik yapıyı değiştirdikleri de aşikar.
Deprem enkazı daha kaldırılmamışken biz bir seçim yaşadık. Bu seçimde değişim umutları çok büyüktü. Mevcut iktidarın seçimi kazanmasının en büyük nedenlerinden biri de 100 yıllık devlet birikiminin bütün kurumlarıyla Erdoğan için çalışmasıdır. Devletin bütün kurumları bu rejimin devamından yana tavır takındı ve buna muhalif kesimlerse bir tarafta durdu. Seçimlerde hiçbir zaman Erdoğan’ın alnının akıyla kazandığına da inanmıyoruz. Diğer faşizm deneyimleriyle kıyasladığımızda bugün Erdoğan’ın kurduğu faşist otoriter rejim aslında kitle desteğini alabilmiş durumda değildir.”
Örgütlü bir mücadelenin önemini belirten Hatimoğulları, “Bugün İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidar şimdi ise 6284 nolu kanunun değiştirileceğine dair Cumhur İttifakı yeni ittifaklarına söz verdi. Irkçı milliyetçi akım Türkiye’de bir kez daha ön plana çıktı. Ama şu an ne yazık ki bütün dünyada bu faşist akımlar bu durumda. Bunu tersine çevirmek elbette ki mümkün. Bugün emekli, işçi ve memur maaşlarına kısmi zamlar yapılıyor fakat paranın nasıl pul olduğunu kendi yaşamlarımızda görüyoruz. Bunu mutfaklarımıza ve çocuklarımızın beslenme çantalarına baktığımızda bile görebiliyoruz. Bizler umudumuzu kesmeden başta ülkenin emekçileri, kadınları, gençleri ve gelecekten kaygı duyan herkesin bu dönemde örgütlenmekten başka şansımız yok” dedi.
“Burjuva siyasetine ve muhalefetlerine mahkum değiliz”
İktidarın halkı belirsizliğe mahkum ettiğinin altını çizen SMF MYK Üyesi Mahir Gürz, “Depremin yıkıcı sonuçlarını hala yaşıyoruz. İktidarın halka düşman politik duruşunu deprem sürecinde de hep beraber gördük. Halkı belirsizliğe hapseden iktidar tutumuyla halk baş başa kaldı. Her şeyi hatta depremi dahi ranta sermayeye çeviren bir iktidar var. Toplumsal duyarlılığın parçalanmaya çalışıldığı ama buna rağmen halkın daha fazla dayanıştığını gördük. İktidarın dayatmalarına rağmen kolektif bilinci yıkmaya yönelik çalışmaların başarısızlığı da ortada. Sosyolojik ve demografik yapısı farklı olan coğrafyalara nasıl yaklaşıldığını biliyoruz. Manipülatif, faşist ve kirli siyasetle seçim süreci geçirdik. Kadına, LGBTİ+ bireylere, emeğe sanata iyi olan her şeye düşman kendisini de bunların karşısında konumlandıran bir iktidar var. İşçi, kadın, Kürt, Alevi, ekoloji gibi alanlarda mücadele alanları oluşturmamız gerekiyor. Seçim sonucunda da gördük ki burjuva muhalefetinin halka umut, adalet demokrasi gibi vaatler verip arka siyasette de nasıl kirli siyaset yürüttüklerini gördük. Burjuva siyasetine ve muhalefetlerine mahkum değiliz. Tek çözüm halkın örgütlülüğü ve mücadelesidir” diye konuştu.
“Kaynaklar sermayeye ve patronlara dağıtılırken halkta zamlarla karşılaşıyor”
Depremzedelere fatura ödetilmesini eleştiren EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak da şu açıklamalarda bulundu: “Bir depremi bir felakete dönüştüren tüm sorumlular yargılanana kadar mücadelemiz devam edecek. ‘Devlet yok’ diyoruz ama devlet vardı. Deprem planını, böylesi bir krizi nasıl fırsata çeviririm amacıyla yaparken vardı. İktidar, halk madem dayanışma yapıyor bunu nasıl engellerim diye plan yaptı. Biz enkazlar altında ölürken halka IBAN attı. Halkın topladığı yardımlar halka dağıtılmadı. Vergiye zam yapan ülkeyiz ama Mehmet Cengiz gibi sermaye sahiplerine de vergi indirimleri yapıyoruz. Şimdi herkesin evine faturalar geliyor. Ama Mehmet Cengiz’e 200 milyon TL enerji desteği veriliyor. Yiyecek ekmek içecek su bulamayan halk fatura ödüyor. Suyu bedavaya veren belediyeler var ama Hatay’a verilmiyor. Kaynaklar sermayeye ve patronlara dağıtılırken halkta zamlarla karşılaşıyor.”
Antakya halkının depremin ardından şehri terk etmesi için destek verildiğini ama dönülmesi için bir ortam yaratılmadığını belirten Başkavak sözlerine şöyle devam etti: “Bu kenti diğer 10 ilden ayıran bir şey var. Buradan gidilmesi için destek var ama dönülmesi için bir şey yok. Tarım alanları inşaat şirketlerinin önüne serilmiş durumda. Halk şehri terk etsin diye elden gelen her şey yapılıyor. Siyasi ve ekonomik krizin üstümüze yüklenmesinin bir sebebi de yurttaşların başının kaldırılmasının istenmemesidir. Yan yana gelimce dayanışınca aç ve susuz kalınmadığını gördük. Yeni bir Antakya’yı halk için birlikte kuracağız.”(Evrensel)







