
Hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla İzmir, İstanbul ve Ankara’da yapılan eylemlere devam edildi.
İstanbul
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenledikleri “F oturması” eyleminin 732’ncisini Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde gerçekleştirdi. Çok sayıda hak savunucusunun katıldığı eylemde, “Tedavi haktır engellenemez”, “Ekim Polat serbest bırakılsın” pankartlarının açıldı. Bu haftaki eylemde, Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki hasta tutsak Ekim Polat’ın durumuna dikkat çekildi. Eylemde sık sık “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tedavi haktır engellenemez” sloganları atıldı. Basın metnini İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Sözcüsü Meral Nergis Şahin okudu.
Hasta tutsak Mehmet Emin Çam hakkında infaz erteleme kararını anımsatan Şahin, Çam’ın büyük çabalar sonucu serbest bırakıldığını söyledi. Polat’ın çok sayıda hastalığının bulunduğunu ve tedaviye erişemediğini vurgulayan Şahin, “Ekim Polat ve ailesi tarafından verilen bilgiye göre Akromegali hastalığı nedeniyle el, ayak, yüz ve iç organlarında gelişen aşırı büyüme Ekim Polat’ın yaşamını tehdit eder seviyeye gelmiş. Doktorları hastalığından kaynaklı beyninde oluşan tümörün acilen ameliyat edilmesi gerektiği söylemiş ancak ameliyat edilmediği gibi önce Denizli T Tipi Hapishanesi ardından Tekirdağ F Tipi Hapishanesi ve son olarak Burdur Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sürgün sevk edilmiş” dedi.
Sevkler sırasında Polat’ın çıplak arama ve kötü muameleye maruz kaldığı bilgisini paylaşan Şahin, Polat’ın sağlığa ve tedaviye erişim hakkının keyfi şekilde engellendiğini belirterek, tedavi imkanlarına erişiminin sağlanmasını talep etti.
İzmir
İHD İzmir Şubesi, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla iki haftada bir düzenlediği eylemi Konak Eski Sümerbank önünde sürdürdü. “Hasta mahpuslar ölüyor, susma suça ortak olma” pankartının açıldığı açıklamada İHD İzmir Şubesi yöneticisi Gülay Bilici, bu hafta Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulan Özgür Azad İnci’nin sağlık durumuna dikkat çekti.
1999 yılında tutuklanan İnci’ye 2007 yılında psikoz ve şizofreni tanısı konulduğunu ve o tarihten bu yana psikiyatrik ilaçlar kullandığını aktaran Bilici, “Ancak tecrit ve yüksek güvenlik koşulları, hastalığın belirtilerini daha da ağırlaştırmış; gerçeklikten kopma, sosyal ilişkilerde belirgin bozulma ve işlevsellik kaybı gibi sonuçlara yol açmıştır. İnci’nin özellikle Solian adlı ilacı kullanmadığında sanrı gördüğü, düşünce süreçlerinde bozulmalar yaşadığı aktarılmaktadır. Buna rağmen 30 Temmuz 2025 tarihinde Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesine karşın ‘hapishanede kalabilir’ yönünde rapor verilmesi, İnci’nin durumunun ciddiyetinin görmezden gelindiğini göstermektedir. Daha sonra Adli Tıp Kurumu’na ve engelli raporu başvurusu kapsamında yeniden hastaneye sevk edildiği; her iki süreçte de ayrıntılı ve bilimsel bir inceleme yapılmadan, yüzeysel değerlendirmelerle yine ‘hapishanede kalabilir’ sonucuna varıldığı belirtilmektedir. Engellilik başvurusunda da esaslı bir değerlendirme yapılmaksızın yalnızca ‘hapishanede kalıp kalamayacağı’ üzerinden karar verilmesi, sağlık hakkını zedeleyen ve keyfiyete açık bir uygulamadır” dedi.
Hapishane koşullarının İnci’nin sağlık durumunu daha da ağırlaştırdığının altını çizen Bilici, “Bu koşullar karşısında yapılması gerekenler açıktır: İnci, bağımsız ve tam teşekküllü bir hastanede, başta psikiyatri olmak üzere ilgili branşlarca kapsamlı biçimde değerlendirilmelidir. Yüzeysel raporlama pratiğine son verilmeli; tanı, tedavi ve izlem süreçleri somut verilere dayanmalıdır. Tedavi yalnızca ilaçla sınırlı kalmamalı; düzenli psikiyatrik takip, kriz yönetimi ve destekleyici yaklaşımlar sağlanmalıdır. Tecrit kaldırılmalı; havalandırma, temizlik, suya erişim ve insan onuruna uygun yaşam koşulları derhâl sağlanmalıdır. Ayrıca, mevcut sağlık durumu dikkate alınarak 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi kapsamında infazın ertelenmesi ve tahliye seçenekleri gecikmeksizin değerlendirilmelidir. İlgili kurumları, Özgür Azad İnci’nin tedaviye erişimini derhâl sağlamaya; bilimsel, bağımsız ve şeffaf bir süreç yürütmeye; hastalığı ağırlaştıran koşulları ortadan kaldırmaya ve gerekli hukuki adımları atmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.
Ankara
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 604’üncu haftasında bir araya gelerek, hasta tutsakların durumuna dikkat çekti. Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen inisiyatif üyeleri, bu hafta Bafra T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan ağır hasta tutsak Metin Turan’ın sağlık durumuna değindi. Açıklamayı İHD Ankara Şube Yöneticisi Aslı Saraç yaptı.
Saraç, Metin Turan’ın sağlık durumuna ilişkin olarak, Turan’ın yıllardır hapishanesinde bulunduğunu ve sağlık sorunlarının 19 Aralık 2000’de gerçekleştirilen “Hayata Dönüş” operasyonu sırasında ve sonrasında yaşanan ağır travmalarla bağlantılı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Metin Turan’ın aktardıklarına göre, operasyon sırasında kafasına aldığı darbeler ve devamında yaşanan uygulamalar nedeniyle gözlerinde ağır hasar oluşmuş. Önce sol gözünde, ardından sağ gözünde görme giderek kaybolmuş; süreç, gözün içyapısının zarar görmesi ve görme sinirlerinin etkilenmesiyle ilerlemiş. Yapılan ameliyatlara ve girişimlere rağmen kalıcı bir iyileşme sağlanamamıştır. Metin Turan’ın yıllar içinde görme alanının düzenli biçimde daraldığı, sol gözde önce çok sınırlı görme kaldığı, sonra ölçüm yapılamayacak düzeye indiği ve nihayet körleştiği; sağ gözde de her değerlendirmede daha fazla gerileme yaşandığı aktarılmaktadır. Bu tablo, ‘geçici bir rahatsızlık’ değil; ağırlaşan, kronikleşen, sakatlık düzeyinde bir sağlık sorunudur” dedi.
Metin Turan’ın görme kaybı nedeniyle hapishanede kalamayacak durumda olduğunu belirten Saraç, “Metin Turan’ın dışarıda, ailesinin yanında ve erişilebilir sağlık hizmeti koşullarında yaşamını sürdürmesi sağlanmalıdır” dedi.








