
Konya Adalet Sarayı önünde çok sayıda polis yer alırken, mahkeme başkanının kararı olduğu gerekçesiyle polis, gazetecilerin telefon ve bilgisayarlarının duruşma salonuna alınmasına izin verilmedi.
Baro Başkanlarının Dosyaya Katılma Talebi Reddedildi
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, aile yakınları ve çok sayıda kentin baro başkanları, davaya müdahil olma talebinde bulundu. Baro başkanları, yaşanan olayın adli olmadığın ve toplumsal saldırıdan kaynaklandığından dolayı katılmak istediğini söyledi ancak mahkeme başkanı avukatların talebini ‘olaydan direk zarar görmedikleri’ gerekçesiyle reddetti. Sanık avukatları, baro başkanlarının katılım taleplerinin reddedilmesini isteyerek, olayın diğer adli vakalardan farklı olmadığını, tek farkının sosyal medyada gündem olmasından kaynaklandığını savundu. Yine İHD temsilcisinin dosya katılma talebi de mahkeme başkanı tarafından reddedildi.
Davada 3 Savcı Aynı Anda Görev Aldı
Konya Katliamı davasının ilk duruşmasında, biri Konya Cumhuriyet savcısı olmak üzere aynı 3 savcı aynı anda görev aldı. Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin 30 Temmuz’da katledilmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, katil zanlısı Altun’un da aralarında bulunduğu Keleş ve Çalık ailelerinden 11 kişi hakkında “Canavarca hisle tasarlayarak yedi kişiyi kasten öldürme”, “Azmettirme”, “Yakarak mala zarar vermeye azmettirme” suçlarından hapis cezası isteniyor.
Av. Bozan: Beyanlar Tutanağa Eksik Geçirilmiş
Duruşmada söz alan müdafi avukatı Ali Bozan duruşmadaki beyanların tutanaklara eksik alındığını belirterek, “Daha önce de yapılan beyanlar özet şeklinde alınmıştı. 13 sayfa olan tutanakta eksik bir şekilde tutulmuş. Biz eğer bu talebimiz kabul edilmezse tüm duruşmanın SEGBİS kayıtlarının alınmasını istiyoruz” dedi. Mahkeme heyeti Bozan’ın talebini reddetti.
Sanık Altun: Şarjörler Çantamdaydı, Benzini Neden Aldığımı Bilmiyorum
Daha sonra sanık Mehmet Altun’un savunması alındı. Mahkeme Başkanının soru cevap şeklinde ifade almasına müdafi avukatları ‘sanığı yönlendiriyorsunuz’ diyerek itiraz etti. Altun savunmasında 12 yaşından bu yana Dedeoğlu ailesi ila aralarında husumet olduğunu söyleyerek, “Olaydan iki günce Dedeoğlu ailesi ile konuşmaya karar verdim. Daha önce yaşadığımız olayla ilgili gitmeye ve amaçlarını öğrenmeye karar verdim. Kendimi korumak için silah aldım. Şarjörler de çantadaydı onlarla birlikte aldım. Benzini neden aldığımı bende bilmiyorum. Evi yakmak gibi bir fikrim yoktu, olur da bir şey olursa diye yanıma aldım” dedi.
Cuma Namazından Sonra Hazırlık Yapmış
Olay günü Dedeoğulları ailesinin evine saat 18.00 civarı gittiğini söyleyen Altun, o gün kimseyle konuşmadığını, cuma namazını kıldıktan sonra silah ve benzin aldığını anlattı. Olaydan iki gün önce araç kiraladığını anlatan Altun, “Olay günü konuşmak için gittim, evde Barış isimdeki kişi yoktu. Onun da gelmesi için oradan ayrılıp tekrar geldim. Amacım hep beraber konuşmaktı. Yüzümde maske olmasına rağmen beni tanır gibi oldu. Sonra maskemi çıkardım. Sonra saldırmamaları için silahımı çıkardım. Sonra üzerime geldiler. Ya onlar beni öldürecekti ya da ben onları. Sonra ateş açmaya başladım” dedi.
Delilleri Yok Etmek İçin Evi Ateşe Verdiğini Kabul Etti
Altun, Dedeoğlu aile üyelerine silah açtığı anda hareket eden bir kişiye de yeniden ateş açtığını anlattı. Olay yerinde yaklaşık 15 dakika kalan Altun, şöyle devam etti:
“Evde bulanan kamera görüntülerini silmek, delilleri yok etmek için evi ateşe verdim. Evin kapısını açıp benzin bidonunu atıp ateşe verdim. Daha sonra hemen olay yerini terk ettim. Kiraladığım firma beni arayarak çok hız yaptığımı eğer dikkat etmezse ceza kesileceğini söyledi. Ben böyle olmasını istemezdim. Pişmanım.”
Olaydan Önce Hesabına Para Yatırılmış, Lüks Otellerde Konaklamış
İşsiz olmasına rağmen olay öncesi Ankara, İstanbul ve Eskişehir’de lüks otellerde kalması ve günlük bin ila dört bin lira arasında nakit avans çekmesini soran müdafi avukatın sorusunu yanıtlayan Altun, daha önce lüks otellerde kalmadığını ve ödemeyi kendi imkanlarıyla sağladığını söyledi. Olaydan günler önce düzenli olarak hesabına para yatıyor olmasına da yanıt veren Altun, eski iş yerinden paranın yatırıldığını savundu.
Müdafi avukat Öznur Vurgun ise Altun’un olay yerinden kaçtıktan sonra 4 gün geçmesine rağmen telefonunun açık olduğunu ve nerede şarj ettiğini sordu. Altun telefonunu şarj etmediğini iddia etti.
‘Birimizin Çıkması İçin Suçu Üstlendim’
Ardından faillerden 12 Mayıs saldırısından hala tutuklu bulunan ve fail Mehmet Altun’un eniştesi Lütfi Keleş’in savunmasına geçildi. Lütfi Keleş de Ali Keleş de tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Failler üzerlerine atılı suçlamaları reddeden Keleş’e suçu neden üstlendiğini soruldu. Keleş, “Ben de eşim de tutukluyduk ve birimizin çıkması için suçu üstlendim” dedi.
Keleş’in cezaevinde yaptığı bir konuşmada “Kürtler uslandı mı?” ibaresi geçen konuşmasının sorulması üzerine Keleş, ses kayıtlarına rağmen konuşmayı reddetti. Daha sora ise “Bizi yalan ifadelerle cezaevine soktular, ondan dedim” dedi
Avukat Karabulut’un sanık Mehmet Altun’un dijital medya hesabından gösterdiği silah fotolarını Lütfi Keleş’e sordu. Keleş ” Silahı bana gösterip güzel mi diye sordu. Mehmet içinde yaşar, gerisini bize söylemez” dedi.
Daha sonra konuşan müdafi avukatı Hişyar Özalp ise “Neden telefon kaydında Kürtler ibaresini kullanıyorsun onların ismi yok mu, neden Kürtler diye ifade ediyorsun?” sorusunu yöneltti. Keleş yanıt olarak, “Benim tarlamda çalışan Kürtler var. Neden öyle söylediğimi hatırlamıyorum” dedi.
Faillerden Lütfi Keleş’in savunmasının ardından salonda hazır bulunan fail Veli Keleş’in savunmasına geçildi.
Ardından mahkemeye ara verildi. Seda Taşkın / ArtıGerçek






