
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın açıkladığı veriler, iktidarın uzun süredir sürdürdüğü sermaye yanlısı ekonomi politikalarının toplumun geniş işçi-emekçi kesimlerini yoksulluğa mahkûm ettiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Araştırmaya göre açlık sınırı kasım ayında 266 lira artarak 30 bin lirayı aşarken, yoksulluk sınırı da gıda dışı tüm temel harcamalardaki artışların etkisiyle 93 bin 697 liraya yükseldi. Böylece açlık sınırı, yıl boyunca 22 bin 104 lira olarak uygulanan net asgari ücretin 8 bin lira üzerine çıktı; dört asgari ücretin toplamı ise yoksulluk sınırının dahi 5 bin 281 lira altında kaldı.
KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını esas alarak hazırladığı Kasım 2025 Açlık-Yoksulluk Sınırı Araştırması, yoksullaşmanın yapısal bir hal aldığını ortaya koyuyor. Kasım ayında açlık sınırı 30 bin 327 liraya çıkarken, yoksulluk sınırı 93 bin 697 liraya ulaştı. Bu tablo, iktidarın ücretleri baskılarken temel tüketim kalemlerinde denetimi piyasaya terk eden politikalarının doğrudan bir sonucudur.
Gıda fiyatlarında özellikle et, süt ve süt ürünlerinin aylık artışlarının keskinleşmesi, emekçi ailelerin en temel besinlere bile erişiminin zorlaştığını gösteriyor. Et–balık–yumurta harcamaları aylık 208 lira artarak 9 bin 323 liraya çıkarken, süt–yoğurt–peynir grubu 6 bin 314 liraya yükseldi. Taze meyvede aylık bazda düşüş olsa da yıllık artış 1.349 liraya ulaştı. Toplam gıda harcaması, yani açlık sınırı, bir yılda 7 bin 762 lira arttı.
Gıda dışı zorunlu harcamalarda da tablo aynı: Barınma 18 bin 673 lira, ulaştırma 17 bin 264 lira, giyim 2 bin 433 lira, ev eşyası 7 bin 276 liraya çıktı. Gıda dışı toplam harcama bir ayda 1.193 lira arttı. Yani yaşamın her alanı, ücret politikasının bilerek ve isteyerek düşük tutulduğu bir düzende emekçiye daha fazla yük bindiriyor.
KAMU-AR’ın hesaplamaları, aynı hanede dört kişinin asgari ücretle çalışmasının bile yoksulluğu aşmaya yetmediğini gösteriyor. Raporda ayrıca en düşük emekli aylığının bir ailenin sadece 16 günlük gıda harcamasını karşılayabildiği, ortalama memur maaşının yoksulluk sınırını karşılamak için yüzde 63,5 artması gerektiği vurgulandı.
Bu veriler, iktidarın ekonomi politikalarının toplumun büyük çoğunluğunu daha derin bir sınıfsal çıkmazın içine ittiğini açıkça ortaya koyuyor. Sermayeyi koruyan, emeği değersizleştiren mevcut düzen değişmeden, yoksulluğun değil sınırlarının bile ortadan kalkmayacağı bir gelecek dayatılıyor.





