Connect with us

Makale

İttifak anlayışı ve devrimin dinamiklerini birleştirme siyasetinin mahiyeti

“Zaman tozu”nun dilinin oluşturmayıp hep hazırlıksız, hep paslanmış tüfek olduğundan arkçıldır ve anın koşullarını okuyamayarak tarihsel fırsatları kaçırır. Bu hantallıktan, tekerrürcü pratikten, müzmin pesimistlikten beslenen gecikmecilik bir türlü devrimcileşemez. Bu nedenledir ki yerel saatler genel saatlerin ayarında olabilmelidir

İttifak politikası, mevcut paradigmayı esas alarak tarihi tecrübeler ışığında politikalar ve anlayışlar, Marksist teorinin evrensel bağlamıyla tanzim edilir. Tarih denilen koçbaşının eşitsiz sarmal gelişimi ve genel/özel deneyimlerin dersleriyle ileri taşınır. İleriye taşımak kökü yadsımak mahiyetiyle değerlendirilmeyip diyalektik eleştiriyle nitelikli formlar ve ölçüler kazandırmak içerimlidir. Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Potansiyeli ve iç enerjisi doğrultusunda nicelden nitel değişime uğrar, başkalaşır. Toplumsal akış eşitsiz sarmal bir nitelik hat izler. Toplumsal zemin ve akışta, olgu en az iki ayrı niteliğin sentezidir. Sıfatlandırılması yönelimine damga vuran, nitelik orantısıyla diğer çelişkileri kendine bağlayan nitelikle tanımlanır. Ve bunlardan birisi diğer(ler)ini ya yadsır ya da yer değiştirir. Süreç, yadsımada yeni niteliklerle farklı niteliklere sıçrar ve sonsuza kadar devam eder. Toplumsal yaşam ve bunu kategorileri çelişkilerin çatışmasını ve birliğini ihtiva ederek yeni nitelikler kazanır. Bugünkü tarihsel düzlemde ve ileride öngörülen sosyalizmde çelişkiler bulunacaktır. Hatta komünist dünyada da çelişkiler olacak ve komünizm birin ikiye bölünmesi ilkesiyle hareketle yeni toplumsal formlar kazandıracaktır.

Sosyalizmde farklılıklar bulunması nedeniyle; her komün, konsey, meclis farklılıkların demokratik bir aradalığı içerir ve bu farklılıklar sınırsız basın ve ifade özgürlüğüyle öz örgütlerini, siyasal parti-grup-hareketlerini yaratarak, demokratik birliği, karşılıklı denetimi ve “rekabeti” yaratırlar. Denetimden ve karşılıklı muhalefetten/rekabetten yalıtık her sistemin karşıtına dönüşme, bürokratik ve totaliter bir güç niteliğine evrilmesi tarihsel deneyimlerle tescillidir.

Komünal perspektifli sosyalist demokraside de (yani proletarya ve emekçilerin devletinde de) her coğrafyada, bölgede farklı nitelik ve süreçlerle vuku bulacak, bugünden yarına, aşağıdan yukarıya örgütlenmelerle kurulacak kitlelerin komün, konsey ve meclis örgütlülükleri; üretim araçlarının özel mülkiyetini ve iktidarlaşma kültürünü yadsıyan ruhla demokratik birlik temeline toplumsal yaşamın, ekonomik, sosyal ve siyasal örgütlenmeler yaratmalarını öngörür. Sınırsız basın, ifade ve propaganda özgürlüğü bu minvalde anlam kazanarak, genişleyerek zenginleşir. Sosyalizmde, toplumsal yaşamın örgütlenmesine dönük demokratik birliktelik, devrim öncesi devrim-demokrasi mücadelesinde ikili bir karakter kazanır. Bir yandan sosyalizm perspektifli, hiçbir yasayla kendini sınırlamayan komün, konsey, meclislerin demokratik birlikteliği aşağıdan yukarıya örgütlenmesinde ve diğer yandan devrim-demokrasi mücadelesini ileriye taşıma, devrimci ve demokratik güçleri sosyalizmin güçleri/bileşenleri anlayışıyla birleştirip, devrimci-demokratik cepheler, ittifaklar, platformlar yaratma bilinciyle kendisini gösterir. İkinci şık politik ittifaklar niteliğinde kategorize olur.

Bugün politik ittifaklar ekseriyetle, sosyalizmin ya da devrim-demokrasi mücadelesinin irtifa kaybettiği, mücadele marjının gittikçe daraldığı, sosyalist güçlerin ciddi darbelere maruz kalıp dağınık ve nicel güç yitimine uğradığı, faşizmin saldırı politikalarının tek başına göğüslenemediği tarihsel-konjonktürel süreçlerde gündeme geldiği görülmektedir. Bu bilinç ve pratik aksi, güce dayalı, görece hegemonik olup felsefi anlamda pozitivist nasyonalizmden feyz alınan ve sınıfsal literatürde küçük burjuva pragmatizminde ifadesini bulur. Güçlü isen ittifaklara gereksinim duymayacağını, eş amaçsallıkla konuşlanan sosyalizmin güçlerinin varlıklarını yok sayma, farklılıkları tanıyarak birliktelikler oluşturma ve köklü demokrasi kültürünün bulunmadığını gösterir ki iktidarcı kültürü ve bunun politik yönetimsel versiyonu hegamonik, bürokratik, totalik riskleri de ihtiva eder. Bunun kimi politik yansımalarına devrimci cenahta “siyaset yasaklamacı”, meskûn mahalde “mekan tapulama”, dışındaki sosyalizm güçlerine dönük politik saldırı biçimlerinin de sergilendiği defalarca görülmüştür.

Demokrasi bilincinin ve kültürünün ve/veya demokratik birlik ve ittifakların konjonktüre ve güç ilişkilerine ingirgenerek ele alınmasını sosyalist perspektiften uzaklaşmak olarak değerlendirilmelidir. Sosyalist felsefi bakış açısı tüm demokratik farklılıkların komünal birlikteliğini koşulladığı akıldan çıkarılmamalıdır. Siyaseten de eş amaçsallık doğrultusunda bağımsız politika geliştirme ve propaganda özgürlüğü muhafaza edilerek birleştirilebilecek tüm güçler ve bireylerle politik birliktelikler merkezden çevreye yayılım göstererek ve kimi ana çizgiler karartılmadan birleşilmesi esas alınmalıdır. Farklılıkların birbiriyle ilişkisi ve teması sağlandığında diyalogcu pratikle etkileşim ve devrimci dönüşüm gerçekleşir.

Fiilde her alanda oluşturulan platformlar merkezi mahiyet taşımamaktadır. Merkezi platformlar ile yerel platformlar iki ayrı olgu, farklı karakterlerdir. Merkezi platformlara ilişkin değerlendirmeleri sonraya bırakırken; merkezi tartışmaların tüketilmesiyle hedefleri, programları ve işleyişi verili alanlardaki tüm birimleri kapsayan bağlayıcıkları ve özgünlükleri iç içe taşır. Fiilde oluşturulan yerel platformların merkezi bir karakteri bulunmaz. Sıklıkla karıştırılan konuların başında gelen bu durum kimi zaman sorun haline dönüşebilmektedir.

Her yerel bulunduğu alanda ittifak zemini üzerinde birlikte hareket edebileceği siyasal yapılarla ve kimi özgünlüklerde devrimci bireylerle platformlar oluşturabilir. Veya müsbet niyet alanda karşılık bulmayabilir. Bunu oluşturacak ve karar verecek olanlar o yerelin siyasal yapılanmalarıdır. Yerellerde belirlenen politik tutumlar merkezi yapılanmanın politikası ve planlaması doğrultusunda şekillense de o yereli bağlar, merkezi bir karakter taşımaz.

Bu genel yaklaşımı biraz daha açacak olursak; bütün yereller mevcut paradigmanın felsefi-teorik ilkelerine ve genel politik çizgiye, dönem siyasetine, yine bunun -özgün- bir parçası olan politikaya ve planlamaya bağlıdır. Yerelde belirlenecek politik tutumlar ve alınacak pozisyonlar genelin politikasına/merkezin dönem taktiğine ve planlamasına aykırı olmamasına azami önem gösterilir.

Dönem-an tavrının olmadığı lokal politik tutum yerelle sınırlıdır. Bir yereldeki koşullar ve güçler oldukça elverişsiz olabilir. Bundan hareketle, güçleri muhafaza etmek, yapısal ihtiyaçlar ve başka faktörler için (ilkesel olmayan) taktik geri çekilme tasarrufunda bulunulduğunda; bütünün de eş konuda taktik geri çekilmeye meyillenmesi hatalara yol açar. Ya da tersi; yerel koşullar ve o yerelin güçleri bir ket, pratik-politik yüklenmeyle hak kazanımını genişletebilir veya tutup koparabilir. Burada dikkat edilmesi gereken, yerel taktiğin genel politikayı ve planlamayı kemirmemesi ve sekteye uğratmamasıdır.

Geçmişte yapılan hatalardan birisi de gerek merkezi platformlardan gerekse de merkezi politikaların yerelin özgünlüklerini hesaba katmadan, mutlak kaide dogmatiğiyle uygulama mecburiyetini şartlamasıydı. Merkezi platformlar ve merkezi politik tutumlar yerellerin özgünlüklerine uyarlanabilir. “Somut şartların somut tahlili” esprisi bu hususlarda daha bir önem kazanır. Her birim, koşullarını, güçlerin niteliğini-niceliğini ve moral seviyesini, kitlelerin siyasal seviyesini, karşı tarafın pozisyon ve niteliğini tahlil ederek değerlendirmeli ve genel siyasetin merkezi tutumunu bu değerlendirme ışığında ayarlayıp hayata geçirebilmelidir.

Dağınık-kontrolsüz bir güçle ne gündemlere cevap olunur ne de gündem yaratılır. Siyasal bir hareket yaratmanın tarihsel esprisi, tüm devrimci dinamikleri/özneleri müşterek program ve stratejik yörüngesinde birleştirip genel ve özel politika-planlamalarla senkronize eylem özelliği yaratıp; yaratılan gündemlerin artçısı olmadan oyun kurucusu olmaktır. Oyun kurma, savunma ve taaruz, geri çekilme, sıçrama taktik savunma içinde taaruz ve tersi, dolayımlı dolayımsız manevralarla hedef şaşırtmalar gibi zengin ve dinamik taktikleri iç içe geçen diyalektik yaratıcılıkla zamana müdahalede de bulunmayı ihtiva ederek işlerlikli mekanizmaları kurumsallaşmış yapılanmalarda, bunlar hızla yer değiştirir ve fiilde uygulanan taktiğin içinde ikinci bir taktik uygulanabilir. Erkenci ya da gecikmeci her hamle soldan ya da sağdan tasfiyelere zemin sunar. Devrimci öfkeyi kontrol etmeyip solculuk eğilimi ile buluşturan yönelim erkenci yönü ifade eder. “Solculuk”tan muzdarip tarihimizin muhasebe dersleri kâğıtlarda bırakılmamalıdır. Tarihte iyi kotarılmış birçok planlama/hamle, erkenci çıkışlardan dolayı bozguna uğramıştır. Futbolu anlatıp sevdiren, total futbolun yaratıcısı Johan Cruyff’un sözüyle “Her maç önce kafada oynanır” teorik kabiliyetin dili ancak bu biçimde Almancadan Fransızcaya geçerek pratik-politik seyir izler. Erkencilik kadar “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” deyimiyle biçimlenen gecikmecilik siyasal lugatta sağcılıkla temsil edilir. “Zaman tozu”nun dilinin oluşturmayıp hep hazırlıksız, hep paslanmış tüfek olduğundan arkçıldır ve anın koşullarını okuyamayarak tarihsel fırsatları kaçırır. Bu hantallıktan, tekerrürcü pratikten, müzmin pesimistlikten beslenen gecikmecilik bir türlü devrimcileşemez. Bu nedenledir ki yerel saatler genel saatlerin ayarında olabilmelidir.

Cafer Çakmak



Mart 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

More in Makale