Connect with us

Emek

DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar: Herkesi 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırıyoruz

DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, herkesi DGD-SEN ile birlikte Taksim’e her koldan yürümeye ve mücadeleye çağırdı. Acar, “Holdinglerden büyüğüz, bu sermayeden büyüğüz ama organize olamıyoruz. Birbirimize kenetlenmekten, birlikte direnmekten, barikata birlikte yüklenmekten başka şansımız yok. Taksim yasaklarını tanımıyoruz” dedi.

patika ozel

Yadigar Aygün/ İstanbul

1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde mücadeleci sendikalar, iş cinayetlerine,  sermayenin emek sömürüsüne, kadın yoksulluğuna, iş yerlerindeki baskı, mobbing ve tacize, iktidarın baskı politikalarına karşı, tutsak edilen mücadeleci sendikacılar için Taksim’de olacak. 1 Mayıs’a sayılı günler kala, kadın işçi ve kadın emekçilerin yaşadıkları sorunları ve 1 Mayıs’ı  Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar ile konuştuk.

‘Her gün katlediliyoruz, yıllardır katlediliyoruz’

Neslihan Acar, işçilerin, emekçilerin ve kadınların katledildiğine dikkat çekti. Acar, “Direnenlere, işçilere, emekçilere, kadınlara, lubunyalara, köylülere, yaşam savunucularına, gençlere; bu toplumda direnen bütün alanlar yasaklanıyor. Aslında neresi direniş alanıysa orası hızlıca yasakla boğulmaya çalışılıyor. İktidar bu seneyi ‘Aile Yılı’ ilan etti. Her gün katlediliyoruz, yıllardır katlediliyoruz. Ama bu Aile Yılı politikaları dolayısıyla kadınların evlere hapsedildiği, çocuk doğurma telkin edildiği, genç kadın cinayetlerinde ve aile içi cinayetlerde çok ciddi artışların olduğu; fabrikalarda hak gasplarının, işsizliğin ve çok ciddi anlamda bir sendikasızlığın yaşandığı bir süreçteyiz. Dilovası’nda 3 çocuk ve 6 kadının yanarak katledildiği bir düzen içindeyiz” dedi.

‘Tutuklamalarla, baskılarla sindirmeye çalışıyorlar’

Acar, iktidarın son süreçte mücadeleci sendikacılara ve yaşam savunucularına yönelik gözaltı, tutuklama ve baskı politikalarını değerlendirdi. Acar, “İktidarın elinde, yani erkek iktidarının bu rejimin elinde devletin elinde çıplak şiddet dışında başka bir şey kalmadı. Bu kadar yoksulluğa, talana, yağmaya, bu kadar katliamcı bir düzenin kendisine rıza da üretemiyor. Ya toplumun yutulması gerekiyor ya da bu toplumun topyekûn geri zekâlı olması gerekiyor ki böyle bir tablo yok. O yüzden de elinde çıplak şiddet var. Mehmet Türkmen’i tutuklayınca Antep’te, Urfa’da işçiler geri basmıyor. Başaran Aksu’yu tutuklayınca Doruk Maden işçisi vazgeçmiyor. Maden işçileri ‘Biz Ankara’ya yürüyeceğiz, sendikamıza sahip çıkıyoruz’ diyor. Limter-İş Sendikası yöneticileri tutuklanınca depo işçileri, liman işçileri, tersane işçileri vazgeçmiyor. Esra Işık’ı tutuklayınca genç köylü bir kadının etrafında ve onu görüp cesaretlenen köylülerin mücadelesini tutuklamalarla, baskılarla sindirmeye çalışıyorlar. Bizlere, sendikacılara cezalar kesiliyor” diye konuştu.

‘Saldırının merkezi ortak, odağı ortak, amacı ortak’

Acar, iktidarın saldırılarına karşı birleşik ve ortak mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Acar, “Saldırı ortak, amaç ortak. Bir avuç holdinge bu ülkenin bütün kaynakları, insanı, çoluğu çocuğu dahil peşkeş çekilmiş durumda. O yüzden de saldırının merkezi ortak, odağı ortak, amacı ortak. Burada da bütün o direnenlerin ortaklaşarak birbiri etrafında kenetlenmesi, birbirine sarılması gerekiyor. Mücadeleci sendikacıların, işçi ve emekçilerin öncelikli görevi Mehmet Türkmen’i, tutsak edilen Limter-İş yöneticilerini, Kanber Saygılı’yı, Hakkı Usta’yı, İleri Devrim ve Yurtsever’i o hapishanelerden söküp almaktır. Köylülerin görevi, yine işçilerin görevi Esra Işık’ı o cezaevlerinden söküp almaktır” dedi.

‘Holdinglerden, sermayeden büyüğüz ama organize olamıyoruz’

İşçi sınıfın iktidar ve sermayeden büyük olduğunu belirten Acar, “Önce işçilerimize, önderlerimize sahip çıkacağız. Sonrasında etrafında kenetlenerek birleşik mücadele ile yürüyeceğiz. Yoksa tekil tekil kaybetmeye mahkûmuz. Kısmi kazanımlarla tekrar yeni büyük saldırılara açık hale gelmiş oluyoruz. Holdinglerden büyüğüz, bu sermayeden büyüğüz ama organize olamıyoruz. 1 Mayıs’ı bunun eşiği olarak görelim; bir gün değil, bir başlangıç olarak değerlendirelim ve sonrasında sürdürmek üzere birleşik mücadeleyi büyütmeliyiz. O yüzden bizim birlikte direnmek, barikata birlikte yüklenmek dışında bir şansımız yok” diye konuştu.

‘Yasakları tanımak zorunda değiliz’

Acar, 1 Mayıs alanın Taksim Meydanı olduğunun altını çizdi. 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını vurgulayan Acar, tüm herkesi Taksim’e çağırdı. Acar, “Egemenler kendi koyduğu yasalara, kurallara, sınırlara uymuyor ama toplumda direnme iradesi, o yasakları tanımayan, boyun eğmeyen, ısrarla yasaklı alanda bulunmaya dönük bir irade geliştiriyor. O yüzden hem sendikalar hem kitle örgütleri, partiler, sosyalistler ve devrimciler bu kitle hareketlerinin gerisine düşemez. Taksim’e ayak basmamızın 50. yılı ve bizim orada kaybettiklerimiz var. Taksim, bir direniş ve mücadele hafızasının mekânıdır. Bu toplumsal hafızaya sahip çıkmak aynı zamanda politik bir taleptir. Taksim’de olmak bir güç işidir. Bunu biliyoruz ve her yıl fiili ve meşru mücadele çizgisini kendisine kılavuz edinmiş, çizgi edinmiş herkesi Taksim’e çağırıyoruz. Devrimciler ve sendikalar bu sınırları ve yasakları tanımak zorunda değildir. Herkesi DGD-SEN ile birlikte Taksim’e, her bir koldan yürümeye ve mücadeleye çağırıyoruz. 1 Mayıs’ta Taksim’e” dedi.



Nisan 2026
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 

More in Emek