
Yadigar Aygün/İstanbul
İzmir Sarnıç’ta bulunan Barta Tekstil fabrikasında çok sayıda işçi, maaşları ödenmediği için işten ayrılmak durumunda bırakıldı. Tazminatları ve geriye dönük alacakları da gasp edildi. İşçiler, ödenmeyen maaşları, kıdem tazminatı ve patronun iflas ile kaçma girişimine karşı fabrika önünde iki defa eylem gerçekleştirdi. Patron, Barta Tekstil fabrikasını kapatmasına rağmen başka firmalarda ürünlerini üretmeye devam ediyor. En az 60-70 işçi tazminat haklarını alamadı. Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası ve Barta Tekstil işçileri de 1 Mayıs Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’nde 1 Mayıs alanlarında olacak.
Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Fatma Alökmen ve Barta Tekstil işçileri ile tekstil sektöründe yaşadıkları sorunları ve 1 Mayıs taleplerini konuştuk.
Türkiye’de tekstil işçileri hangi koşullarda çalışıyor? Yaşadıkları sorunlar ve karşı karşıya kaldıkları sömürünün düzeyi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Fatma Alökmen: Türkiye’de tekstil işçileri gerçekten çok ağır ve güvencesiz koşullarda çalışıyor. İşe giriş saatleri belli olmasına rağmen çıkış saatleri çoğu zaman belirsiz, yani uzun ve düzensiz mesailer oldukça yaygın. Ücretler de sık sık gecikiyor, hatta bazı durumlarda aylarca ödenmiyor. İşçiler, maaşlarını ve işten ayrıldıklarında tazminatlarını almakta ciddi zorluklar yaşıyor. Yemekhaneler ve tuvaletler çoğu yerde hijyenik değil; çalışma ortamları sağlıksız ve dinlenme alanları da genellikle yetersiz. Patronlar ise kriz ya da maliyet artışı bahanesiyle işçilerin haklarını gasp edebiliyor. İflas, konkordato ya da üretimi başka yere taşıma gibi yöntemlerle işçilere olan borçlardan kaçmaya çalışıyorlar. Sonuçta işçiler çoğu zaman açlık ile güvencesizlik arasında bırakılıyor.

Tekstil işçilerinin sendikalı olması neden önemlidir? Tekstil işçilerine örgütlenme çağrınız var mı?
Fatma Alökmen: Tekstil işçilerinin sendikalı olması, bu hak gasplarına karşı en önemli güvencelerden biri. Çünkü örgütsüz olunca patronların keyfi uygulamaları daha da artıyor ve işçiler çok daha savunmasız kalıyor. Sendikalı olmak, birlikte hareket etmek, hakları birlikte aramak ve çalışma koşullarını güvence altına almak anlamına geliyor. Bu nedenle tekstil işçilerinin bir araya gelmesi, örgütlenmesi ve mücadeleyi büyütmesi büyük önem taşıyor. Çağrımız şudur: Yalnız kalmayın, birlikte hareket edin ve haklarınıza sahip çıkın.
Siz de çocukluktan beri tekstil atölyelerinde çocuk işçi olarak çalıştınız. Çocuk işçi olarak yaşadığınız sorunlar nelerdi? Çocuk işçiliği neden yasaklanmalıdır? Bu konuda bir çağrınız var mı?
Fatma Aökmen: Çocuk işçi olarak çalışmak hem fiziksel hem de psikolojik açıdan çok ciddi sorunlara yol açıyor. Uzun saatler çalışmak, ağır iş yükü, eğitimden kopmak ve sağlıksız ortamlarda bulunmak çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor. Ben de küçük yaşta çalışmak zorunda kaldım, bunun zorluklarını ve sonraki yaşamdaki etkilerini kişisel olarak deneyimledim. Bu yüzden çocuk işçiliğin kesin olarak yasaklanması gerektiğini düşünüyorum. Son dönemde sözde mesleki eğitimin geliştirilmesi adına yaygınlık kazanan MESEM gibi uygulamalara da son verilmelidir. Çocukların yeri atölyeler değil, okullar olmalıdır. Bu konuda hem meslek örgütlerinin hem de toplumun birlikte güçlü bir mücadele yürütmesi gerekiyor.
Tekstil sektöründe göçmen kadın işçiler hangi sorunları yaşıyor? Emek sömürüleri nelerdir? Göçmen kadın işçilerle dayanışma neden önemli? Eşit işe eşit ücret neden önemli?
Fatma Alökmen: Tekstil sektöründe kadın işçiler zaten ağır koşullarda çalışıyor. Hem kadın hem göçmen olduklarında ise bu koşullar daha da ağırlaşıyor ve çoğu zaman daha düşük ücretlerle çalışmaya mecbur bırakılıyorlar. Göçmen işçiler, kayıt dışı ve güvencesiz biçimde de çalıştırılıyor. Bir sorun ortaya çıktığında haklarını arayabilecekleri kanallardan yoksun kalıyorlar. Statüleri de hakları için mücadele etmelerini zorlaştırıyor ve hak arama süreçlerinde ciddi engellerle karşılaşıyorlar. “Eşit işe eşit ücret” talebi çoğunlukla ve haklı olarak erkek ve kadın işçiler arasında eşitliğin sağlanmasına yönelik ele alınır. Ancak mesele göçmenlik ya da diğer dezavantajlar olduğunda bu talep daha geniş bir anlam kazanır. Din, dil, ırk, etnisite ve cinsiyet gibi nedenlere dayalı ayrımcılık, sözde bütün dünyada insanlık suçu olarak kabul edilir. Oysa göçmen işçilerin ucuz iş gücü kaynağı olarak kullanıldığı, böylece ayrımcılığa maruz bırakıldığı ve genel ücretlerin düşürülmesinin bir aracı hâline getirildiği açık bir olgudur. Bu yüzden bu talep yalnızca bir insanlık suçunun önüne geçmek için değil, işçilerin birbirine karşı düşmanlaştırılmasının engellenmesi ve gerekli birliğin kendi aralarında sağlanabilmesi için de önemlidir.
1 Mayıs için işçilere, emekçilere, kadın işçilere, göçmen işçilere ve topluma bir çağrınız var mı?
Fatma Alökmen: 1 Mayıs, işçi ve emekçilerin dünyanın her yerinde talepleri için alanlara çıktığı bir gün. İşçi sınıfının yaşadığı sömürüye ve hak gasplarına karşı birlikte mücadele etmek, daha insanca çalışma koşulları için çok gereklidir. Birlik, dayanışma ve mücadele bu koşulları değiştirmenin en önemli yoludur. Tüm işçileri ve emekçileri, özellikle de kadın işçileri, 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya ve taleplerini birlikte dile getirmeye çağırıyorum.

Barta Tesktil işçisileri olarak hangi sorunları yaşadınız? 1 Mayıs için bir çağrınız var mıdır?
Barta Tesktil işçisi Özlem Kaya: Barta Tekstil işçisiyim. 2019 yılında çalışmaya başladım. Yoğun baskı altında çalıştığımız fabrikada yaklaşık 1 yıldır ücretlerimiz parça parça ve düzensiz yatırılıyordu. Gelinen aşamada ise 3-4 aylık ücretlerimiz içeride kaldı. Ben de 2 aylık maaşımı alamadım ve 6,5 yıllık kıdem tazminatım gasp edildi. Ancak mücadele ederek kazanacağız. 1 Mayıs’a bizler de katılacağız. Taleplerimiz arasında enflasyon karşısında eriyen ücretlerin iyileştirilmesi, asgari ücretin insanca yaşanacak bir seviyeye çekilmesi ve temel tüketim maddelerine yapılan zamların durdurulması en öncelikli taleplerimizdir.
Biz işçi-emekçilere, özellikle tekstil çalışanlarına çağrımdır: Haklarınızı patronlara yedirmeyin. Bizim başımıza gelenler örgütsüz olmamızdan kaynaklandı. Artık haklarımız için mücadele ediyoruz. Emeklerimizin karşılığını alabilmek için örgütlenmeliyiz. Bizler de sonuna kadar mücadele ederek haklarımızı alacağız ve sonuna kadar da mücadele edeceğiz.

Barta Tesktil işçisi Gülsüm Karademir: Düşük ücretlere çalıştırılıyoruz. Hiçbir yan hakka sahip değiliz. Mesai ücretlerimiz çok az ödeniyor. Kışın soğukta, yazın ise sıcakta kötü koşullar altında çalıştırılıyoruz. Evet, 1 Mayıs’a katılacağım. Çünkü daha iyi şartlar altında çalışmak istiyoruz. Emeklerimizin karşılığını aldığımız bir düzen içinde yaşamayı istiyoruz. 1 Mayıs’ta tüm işçiler bir araya gelip bu taleplerimizi haykırmalıyız.









